YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14316
KARAR NO : 2013/14760
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık nedeniyle, tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusuz kaldığından davanın reddine dava açıldığı tarih itibarıyla, davacı haklı olduğundan bahisle yargılama giderlerinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti açısından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak kiralanan taşınmazın 1.650 m2 lik kısmın eski maliki Hanefi Tekin’le yaptığı kira sözleşmesine aykırı olarak üzerine bekçi kulübesi yaptığını ve davalının kullandığı alanın kiraya verenin payından fazla olduğunu, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
818 Sayılı Borçlar Kanununun 256.maddesi hükmü uyarınca (6098 Sayılı Yasanın 316.maddesi) kiracı, kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davacı tarafından, davalının kiraladığı kısımdan fazla bir alan işgal ettiği ve arsaya bekçi kulübesi yaptığından bahisle, akde aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere söz konusu aykırılığın giderilmesi için ihtarname ile süre verilerek verilen süre içerisinde söz konusu aykırılığın giderilmemiş olması halinde dava açılabilecek olup, davacı tarafından davalılara gönderilen 02.11.2010 tarihli ihtarnamede akde aykırılıktan dolayı sözleşmenin feshedileceği ve dava açılacağı belirtilmiş ancak akde aykırılığın giderilmesi için davalılara herhangi bir süre verilmediği görülmüştür. Davacı ihtarnamede süre vermediğinden davanın açılmasında haklı sayılamaz. Bu durumda yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılması ve davalı yan lehine vekalet ücreti takdiri gerekiyorken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.