Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/14740 E. 2013/16332 K. 05.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14740
KARAR NO : 2013/16332
KARAR TARİHİ : 05.12.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye

İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi ve %40 icra tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, davalıların asıl alacğa yönelik itirazlarının kaldırılmasına, davalı kiracının kiralanandan tahliyesine ve %40 icra tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, karar davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalılar vekilinin davalı kiracı … hakkında verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK.nun 269.maddesi gereğince ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini İİK.nun 62.maddesi hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Davacı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde yetkili … 1.İcra Müdürlüğünce düzenlenen ödeme emri kiracı borçluya tebliğ edilememiştir. Ödeme emri tebliğ işlemi yapılmadığından yukarıda anılan maddedeki süreler işlemez. Borçlunun haricen takibi öğrenip icra dairesine itiraz etmesi, yasanın emredici hükümleri karşısında sonuca etkili değildir. Davalı kiracıya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmeden, ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacağından icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye istenemez. Mahkemece davalı kiracı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-Davalılar vekilinin davalı kefil … hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanun’unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanun’unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur.
Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 17.maddesinde kira bedelinin iki ay arka arkaya ödenmemesi halinde ödenmeyen aydan dönem sonuna kadar olan kira bedellerinin muaccel olacağı koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.
Davalı borçlular hakkında başlatılan icra takibinde ödenmeyen 2012 yılının Şubat ve Mart ayları kira parası ile muacceliyet koşulu uyarınca 2012 yılının Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları kirasının da tahsili istenildiğine göre değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağı üzerinden yapılması gerekirken, muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirasının da değerlendirmeye tabi tutulması yeni yasal düzenleme karşısında doğru görülmemiştir.
3-Davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6352 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2004 Sayılı İcra İflas Kanununun geçici 10.maddesinde; “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edileceğinin” düzenlenmesine göre kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatı takdir edilmesi gerekirken, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesi de doğru değildir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan 1,2,3 nolu bentlerde yazılı nedenlerle davacı ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.