Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/307 E. 2013/2248 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/307
KARAR NO : 2013/2248
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi tespit

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı ve kefile karşı 8.500-TL kira alacağının tahsili için yapılan icra takibi nedeni ile kiracı ve kefil tarafından açılan davalılara borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 3.500-TL davacıların davalılara borcu bulunmadığının tespitine, Erzurum 3.İcra Müdürlüğünün 2009/3255 esas sayılı icra takibinin 3.500-TL borç yönünden iptaline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı, ayrı temyiz edilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davacı kefil … vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Kiraya veren davalılar tarafından icra takibinde dayanılan ve karara esas alınan 27.07.2004 tanzim 01.08.2004 başlangıç 31.12.2009 bitiş tarihli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeyi davacılardan … adi kefil sıfatıyla imzalamıştır. Adi kefil yönünden uyuşmazlığın Borçlar Kanununun kefalet hükümlerini düzenleyen 486.maddesine göre (6098 sayılı Borçlar Kanunu 585.madde) çözümlenmesi gerekir. Bu madde hükmüne göre adi kefilin borçtan sorumlu tutulabilmesi “kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu aleyhinde Türkiye’de takibat icrasının imkansız hale gelmesi” koşuluna bağlanmıştır. Davada bu koşullar gerçekleşmediğine göre sözü edilen madde hükmü uyarınca adi kefil olan davalı … hakkında doğrudan icra takibi yapılması ve buna dayanılarak dava açılması olanaksızdır. Bu durumda asıl borçluya gidilmeden adi kefil hakkında takip yapılmış olması nedeni ile davacı adi kefil … tarafından açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru olmadığından hükmün adi kefil yönünden bozulması gerekmiştir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı adi kefil …’in temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 11.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.