Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/3281 E. 2013/5742 K. 01.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3281
KARAR NO : 2013/5742
KARAR TARİHİ : 01.04.2013

DAVA TÜRÜ : Ortaklığın giderilmesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmaz ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın aynen taksim yolu ile giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur. İfraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Davaya konu 765 ada 24 nolu parsel tapu kaydına göre 448 m2 yüzölçümünde olduğu halde hükme esas alınan 10/01/2012 havale tarihli bilirkişi raporunda, belirtilen alanların toplamının 322,23 m2 yüzölçümünde olduğu, aradaki farklılığının sebebinin belirtilmediği görülmektedir. Taşınmazın tapu kaydında 3402 Sayılı yasanın 41. Maddesine göre düzeltmeye tabi olduğuna dair beyan bulunduğu ve davacının dava dilekçesinde yüzölçümünün hesap hatasından dolayı düzeltilerek kesinleştiği belirtilmektedir. Mahkemece taşınmazın tapu kaydındaki yüzölçümü ile hesaplanan yüzölçümü arasındaki farklılık üzerinde durulmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davalı vekilinin savunmasında, yola terkedilen kısım ve ifraz sonucu oluşacak parsellerin yüzölçümlerinin küçük olması nedeni ile taşınmazın ekonomik olarak değerini kaybedeceği belirtilmesine rağmen, mahkemece ifraz sonucunda taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğrayıp uğramayacağı değerlendirilmediği gibi, taşınmazın A harfi ile gösterilen 48,07 m2 lik kısmının yola terkine karar verilmesine rağmen, bu konuda davalı paydaşın muvafakatının da alınmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece davaya konu taşınmazın tapu kaydındaki miktarının düzeltilip düzeltilmediği üzerinde durularak, dava dilekçesinde belirtilen mahkeme kararı ile tapu kaydındaki miktar farklılığı düzeltilmiş ise, tapu kaydında da gerekli düzeltmenin yapılması ve tapu kaydının fiili duruma uygun hale getirilmesinin beklenmesi, ondan sonra gerekirse mahallinde konusunda uzman bilirkişilerle yeniden keşif yapılarak, taşınmazın bölünmesi sonucunda önemli ölçüde bir değer kaybına uğrayıp uğramayacağının değerlendirilmesi, yola terkedilen kısımla ilgili davalı paydaşın da muvafakatının alınması, aynen taksim talebinin buna göre değerlendirilmesi, taşınmazın aynen taksiminin mümkün olmadığının anlaşılması halinde, tarafların satış isteği de gözönünde bulundurularak, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.