Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/7074 E. 2013/13359 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7074
KARAR NO : 2013/13359
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı-k.davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı-k.davalı vekili Av. … ve davalı-k.davacı vekili Av …. geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, kiracı tarafından kiralayan aleyhine açılan maddi tazminat, karşı dava ise, kiralayan tarafından kiracı aleyhine açılan kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile, 320.000 TL alacağın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin asıl davanın reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin karşı davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalı kiralayan cevap dilekçesi ile birlikte vermiş olduğu karşı dava dilekçesinde özetle;…davalıya ait … ada … parsel üzerinde bulunan sörf okulu ve turizm tesislerinin davacıya 01.07.2007 tarihinde 4 aylık süre ile kiralandığını, aylık 3.000 TL’den 4 aylık kira parası 12.000 TL’nin ödenmediğini, ayrıca kiracı tarafından 2008 yılı sezonunda da kiralananın kullanıldığını belirterek kullanma bedelinin tespiti ile 12.000 TL kira parasının davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı-karşı davalı karşı davaya cevap dilekçesinde, 4 aylık kira parasının kiralanana yapılan imalatlara mahsup edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Yargılama sırasında davalı-karşı davacı vekili, davacı kiracının 06.04.2009 tarihli dilekçesinde “kira sözleşmesinden doğan borcunun 12.000 TL değil de 160.000 TL olduğuna” ilişkin mahkeme içi ikrarı bulunduğu gerekçesiyle 17.04.2009 tarihli ıslah dilekçesi vererek karşı dava değerini, her sezon için 160.000 TL olmak üzere 2 sezon için 320.000 TL ye yükseltmiş ve ıslah harcını yatırmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 236. (yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun 188) maddesine göre, ikrar bir tarafın diğer tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu bildirmesidir. İkrar da kabulden farklı olarak talep sonucunun doğruluğu değil, sadece ileri sürülen şu veya bu vakıanın doğru olduğu bildirilmektedir. İkrar,mahkeme içi ve mahkeme dışı olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Mahkeme içi ikrar, mahkemeye karşı yapılan ikrardır. Bu ikrar bunu yapan tarafın tek taraflı açık bir irade beyanı ile olur. İkrar olunan hususlar çekişmeli sayılmaz, mahkeme içi ikrar eden taraf aleyhine kesin delil teşkil eder.
Mahkemece, davacı kiracının 06.04.2009 tarihli dilekçedeki beyanı mahkeme içi ikrar kabul edilerek karşı davanın 320.000 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Davacı-karşı
davalının 06.04.2009 tarihli dilekçesi incelendiğinde “…… bize taahhüt ettiği gibi 2007 yılında yapı kullanım belgesi ve turizm işletme belgesini almış ve bize vermiş olsaydı biz de sörf okulu ve turizm tesisinin tamamını işletirdik, o vakit aylık 3.000 TL çok komik olurdu, çünkü biz yapı kullanım belgesini aldıktan sonra yıllık 160.000 TL’ye anlaşmıştık…” şeklinde beyanı bulunduğu görülmüştür. Bu beyan mahkeme içi ikrar değildir. Zira bu beyanda açık bir borç ikrarı bulunmadığı gibi bazı şartların yerine getirilmesi halinde ödenmesi düşünülen kira parasından bahsedilmektedir. Bu beyan davacı kiracının kira miktarına ilişkin mahkeme içi ikrarı olarak kabul edilemez. Zira davacı kiracının 06.04.2009 tarihli dilekçesinde, taraflar arasında yapı kullanım izin belgesi ve turizm işletme belgesinin alınması halinde belirlenmesi düşünülen yeni kira parasından bahsedilmektedir. Oysa taraflar arasında düzenlenen 01.07.2007 tarihli yazılı kira sözleşmesinde açıkça aylık kiranın 3.000 TL olduğu yazılmıştır. Ayrıca yargılamanın başında aylık kiranın 3.000 TL olduğu her iki tarafında kabulündedir. Bu nedenle mahkemece davacı-karşı davalının 06.04.2009 tarihli dilekçedeki beyanı yanlış değerlendirilerek mahkeme içi ikrar olarak kabulü ve bu beyan esas alınarak yıllık kira bedelinin 160.000 TL olarak kabulü hatalıdır. Mahkemece, karşı davada talep edilen aylık 3.000 TL’den 4 aylık kira bedeli olan 12.000 TL’nin ödendiği davacı tarafça kanıtlanamadığına göre, bu miktar üzerinden karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karşı davada fazla alacağa hükmedilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya ilişkin hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca karşı davaya ilişkin hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin faize ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 990.- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, keza Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 990.- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.