Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/11000 E. 2015/9314 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11000
KARAR NO : 2015/9314
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

MAHKEMESİ : İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/07/2014
NUMARASI : 2012/544-2014/411

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava itirazın iptali ve icra tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın kısmen kabulüne, davalı borclunun İstanbul 29. İcra müdürlüğünün 2012/7761 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 75.541,86 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmasına, davalı borlunun asıl alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin icra tazminatına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;Icra ve İflas Kanunu’ nun 67.maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. icra tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Somut Olayda, davacı,cari hesap alacağının(taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 14/c maddesi gereğince “aylık kopyaların yıllık limiti 84.800.000 i geçtiği takdirde geçen kısım için %20 iskonto yapılarak yükleniciye ödeme yapılacağının,sözleşmenin 2. Ve 3.yıl başlarında çekim miktarları sıfırlanacağının…” kararlaştırılmış olmasına rağmen davalının “İskonto Ödeme”şeklinde belirtilen kısımlardaki ödemelerin gerçeğe aykırı değerler üzerinden yapıldığının ortaya çıkması nedeniyle oluşan cari hesap alacağı) tahsili için icra takibi başlatmış, davalı tarafça süresi içinde ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali,takibin devamı ve icra tazminatı istemiyle iş bu dava açılmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda ödenmesi gereken miktarlar belirlendiğine göre alacağın belli olduğundan söz edilemez. Bu durumda yukarıda açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen miktar üzerinden icra tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ;Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün inkar tazminatına hasren BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.