YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9233
KARAR NO : 2015/6174
KARAR TARİHİ : 18.06.2015
MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın iptaline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 29.11.2006 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile alışveriş merkezi içerisinde bulunan mağaza kiralanmış olup aylık kira bedelinin 4150 TL olduğu, ayın ilk 3 iş günü içerisinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Dosya arasında bulunan kira sözleşmelerinden taraflar arasındaki kira ilişkisinin 30.10.2002 tarihinde başlayarak devam ettiği, 30.10.2002 başlangıç tarihli 3 yıl süreli ilk kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin ilk yıl için 1200 USD, 2. ve 3. yıllar için aylık 1600 USD olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Davacı tarafından 19.10.2010 tarihinde başlatılan icra takibinde 49.623,74 TL alacağın tahsili istenmiş, dava dilekçesindeki açıklamalarında ise bu alacağın 31.10.2003 tarihinden 30.09.2010 tarihine kadar her dönem sonunda davalının kira borcundan kalan miktarlardan oluştuğu ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Davalı ise süresinde sunduğu cevap dilekçesinde alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Kira alacakları dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 126. Maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 147. Maddesi) gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Davalı süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğuna göre icra takibi tarihi olan 19.10.2010 gününden geriye doğru 5 yıllık süre içerisindeki muaccel kira alacakları hesaplanarak fazla isteğin reddine karar verilmesi gerekirken sözleşme yürürlükte bulunduğu sürece zamanaşımı süresinin işlemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Öte yandan davalı tarafından sunulan delil listesinde ödeme savunmasının ispatı bakımından her iki tarafın da ticari defterlerine delil olarak dayanılmıştır. Davalı, ticari defterlerini dosyaya sunduktan sonra defterlerin vergi denetim kuruluna vergi incelemesi için ibrazı gerektiğinden 2008, 2009, 2010 yılı defterlerinin iadesini talep etmiş, davalıya ait defterlerin iade edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yapılmış olup hükme esas alınan 30.11.2013 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda, tarafların takibe konu dönemlere ilişkin tüm ticari defterleri incelenmeksizin, davalının kendisine ait olan 2006 yılı yevmiye defterinde borçlu göründüğü, davacı tarafından sunulan muavin deftere göre davalının 31/12/2010 tarihi itibarıyla borç bakiyesinin 50.902,49 TL olduğu, tefe oranlarına göre artış uygulandığında kira borcunun vade farkı ile birlikte 62.144,86 TL olduğu belirtilmiştir. Davalının tüm delilleri toplanarak ve her iki tarafın da ticari defterleri incelenmek suretiyle davalının borçlu olduğu miktarın tespiti gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.