YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8437
KARAR NO : 2016/2793
KARAR TARİHİ : 06.04.2016
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kefil tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacının , davalı … ile dava dışı kiracı Nuran Kırık arasında düzenlenen 01.09.2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kefil olduğunu, davalı alacaklı vekili tarafından, kiracı Nuran Kırık ve davacı aleyhine ödenmeyen bir kısım kira alacaklarının tahsili için Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2013/18985 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, davacının belirtilen sözleşmeye vermiş olduğu kefaletin, 6098 sayılı TBK.’nun 583 ve 584.maddelerine aykırı olduğunu, belirterek takibin iptaline ve davacı hakkında kötü niyetle icra takibi başlatan davalı tarafın %20 oranından aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davacının, davacının 01/09/2013 tarihli kira sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile isteyerek ve bilerek kefil olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.09.2013 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesini davacı müteselsil kefil olarak imzalamış olup, sözleşme 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun yürürlüğe girmesinden sonra 01/09/2013 tarihinde imzalandığına göre kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa Hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece menfi tespit talebi ile ilgili davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan harcın temyiz edene iadesine 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.