YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9652
KARAR NO : 2016/5571
KARAR TARİHİ : 29.09.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kiracı tarafından kiraya veren aleyhine açılan, kiralanana el atmanın önlenmesi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 300 TL tazminatın davalıdan tahsiline ilişkindir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada davanın kabulü ile davacıya ait baz istasyonuna davalı tarafından yapılan müdahalenin menine ve eski hale getirilmesine; Davacının tazminat talebinin kabulü ile 28.735,00 TL nin 300,00 TL sine dava tarihi olan 20/10/2011 tarihinden itibaren geri kalan 28.435,00 TL sine ıslah tarihi olan 05/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 1/9 sayılı YİBK). Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulması da bu kapsamda bir usuli kazanılmış hak olup, bozma kararına uyulması ile birlikte, mahkeme tarafından bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde hüküm verme mükellefiyeti doğar. Ne var ki, usuli kazanılmış hakkın da kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bir takım istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, bu hususta bozma ilamına uyulmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak hukuki sonuç doğurmaz.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine, ya da re’sen gözetilmelidir.
Dava, kira ilişkisinden kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir. Dava, 13/10/2011 tarihinde 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesince yazılı şekilde işin esası incelenerek davanın esastan sonuçlandırılması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. ./..
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.