YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9932
KARAR NO : 2016/6567
KARAR TARİHİ : 09.11.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mahallesinde bulunan 2168 ada, 1 parsel sayılı Hazine’nin özel mülkiyetindeki taşınmazın olarak kullanılmak üzere 17/05/2006-16/05/2009 tarihleri arasında davalılara kiraya verildiğini, kira sözleşmesinin 3 maddesinde yıllık kira bedellerinin üçer aylık dönemler halinde 4 eşit taksitte tahsil edileceğini, vadesinde ödenmeyen kira bedellerine 6183 sayılı kanunun 51.maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağını, 17/05/2008-16/05/2009 tarihleri arası kira bedellerinin davalılarca ödenmediğini, davalılardan kira sözleşmesinden doğan alacakların ve gecikme faizlerinin ödenmesi istenilmişse de davalı yanın herhangi bir ödemede bulunmadığını, bu nedenlerle bahsedilen dönemler için tahakkuk eden toplam 34.030,16 TL kira bedelinin kademeli yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili ise; devam eden bir sözleşme ve ödenmemiş kira borcunun bulunmadığını, dava konusu yerin benzin istasyonu ile kamu yolu arasında kalan dar bir alandan ibaret iken sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra kamu yolunun kiralanan alanı da kapsayacak şekilde genişletilmesi sonucu kiralanan alanın yola katıldığını, bu nedenle kira konusunun ortadan kalkmış olmakla kira ilişkisinin de imkansızlık ve kiralanan şeyin yok olması nedeniyle sona erdiğini, bu nedenle de kira borcundan söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte ana yol olarak kullanılan alanda kalan taşınmazda davalı tarafın sözleşme gereği taşınmazı benzin istasyonu olarak kullanmasının fiilen mümkün olmaması, eş deyişle davacının ayıba karşı tekeffülü gereği yasal koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 17.05.2006 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralanan 11.519 m2 alanlı taşınmaz malın 215,00 m2 lik kısmı olarak belirtilerek, kiralananın 2920/1,2,3,4 nolu parseller üzerine yapılacak akaryakıt istasyonuna giriş ve yola çıkış yeri -geçiş yeri- olarak kullanılacağı kararlaştırılmıştır. Dosya içerisinde mevcut 21.12.2011 tarihli yazısında dava konusu taşınmazın kamulaştırma sınırları dışında kaldığı bildirilmiş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise
./..
dava konusu yerin kadastral planı incelenerek sözleşme, dava ve keşif tarihlerinde söz konusu parsel sınırlarının değişmediği belirtilmiştir. Bu durumda sözleşme ile akaryakıt istasyonuna giriş ve yola çıkış yeri -geçiş yeri- olarak kullanılmak üzere kiralanan yerin yine sözleşme tarihinde, sonrasında ve halen yol olarak kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, geçerli ve yürürlükte olan sözleşme hükümlerine göre davacının talepleri üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.