Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/1535 E. 2021/2186 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1535
KARAR NO : 2021/2186
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılarak borçlu adına kayıtlı araca haciz konulduğunu, davalının da mahcuz üzerinde haczi bulunduğunu ancak borçlu ile aralarındaki ilişkinin muvazaalı bir hukuki ilişkiye dayandığını öne sürerek davalıya ayrılan payın müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyasına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 07.04.2016 tarihli kararıyla davalının alacağının muvazaalı olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi ve diğer davalı borçlu yönünden de pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1)Anayasa’nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK’nın 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. Kararlarda bulunması gereken gerekçeler sayesinde taraflar, hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK’nın 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilecektir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Açıklanmaya çalışıldığı üzere, mahkemece, tarafların tüm delillerinin açıkça değerlendirilerek davanın hangi gerekçeyle reddedildiğinin karara yansıtılması gerekirken, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması, Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen Hukuk Devleti ilkesini, HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlâl edecektir.
YHGK’nın 07.12.2011 tarih 15-708 E, 737 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (A.g.e., s. 472)
Somut olayda, hükümde “6183 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ve İİK uyarınca sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesine ve garameten paylaşım yaptırılmak üzere yeniden sıra cetveli düzenlenmesine” karar verildiği halde karar yerinde ne amme alacağı ne de garame yapılmasına ilişkin tartışma ve değerlendirme yapılmaksızın sadece gerekçe kısmına bozma ilamından alıntı yapıldığı, bu kararın hangi gerekçeyle verildiği anlaşılamamıştır.
Öte yandan, haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetveline itiraz davalarında kıyasen uygulanması gereken İİK’nın 235/3. maddesi uyarınca davanın kabulü halinde davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi, sıranın değiştirilmesine ya da iptaline ya da sıra cetvelinin iptaline karar verilmemesi gerekirken yazılı şekilde sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
2) Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.