YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2614
KARAR NO : 2021/2145
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; 01.05.2014 tarihli sözleşme uyarınca Orman İşletme Müdürlüklerinin ihtiyaç duydukları promosyon malzemeleri, logo, tabela ve yönlendirme levhaları üretim işini üstlendiğini, sözleşmenin 4. maddesine göre siparişe bağlanan malzemelerin ödemelerinin faturanın vakfa ulaşmasını takiben en geç 20 gün içinde yapılması gerekmesine rağmen davalının borç bakiyesini bütün ihtarlara rağmen ödemediğini, bu nedenle Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2016/4884 sayılı dosyası ile davalı aleyhine faturalara dayalı olarak 366.942,99TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibindeki 163.482,96TL’lık borcu kabul ettiği ve kabul ettiği kısma ilişkin miktarı, harç, faiz ve sair giderlerini ödediğini, geri kalan 203.460,03TL’lik kısma haksız olarak itiraz ettiğini ve itiraz ettiği kısım için icra takibinin durduğunu, 366.942,99TL üzerinden icra takibinde bulunulmuş ise de rakamın sehven yazıldığını, zira borçlunun takipten önce de kısmi ödemede bulunduğunu ve kabul ettiği kısım düşüldükten sonra kalan borç bakiyesinin 151.011,50 TL olduğunu belirterek bu miktar için davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile aynı ortaklık yapısında olan …. Teknoloji Medya Turizm Reklam Organizasyon Ticaret Ltd. Şti.’nin borcunun davalı tarafça, davacı şirket alacaklarından mahsup edildiğini, davacının mahsup işlemine onay verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dosyaya sunulan mahsup işlemine ilişkin protokollerin bağımsız her şirket için ayrı ayrı verildiği, davacı ve ihbar olunan …. Teknoloji Medya Turz. Reklam Org. Tic. Ltd Şti.’nin farklı tüzel kişilikler olması nedeniyle mahsup yapılmasının ihbar edilen şirket ve davacı onayı olmadan mümkün olamayacağının anlaşıldığı, bu kapsamda taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı alacağının 2016 yılı sonu itibariyle 150.849,70TL olduğu, davalının icra takibinde itirazında haksız bulunduğu ve alacağın likit olduğu göz önünde tutularak davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2016/4884 sayılı dosyasına vaki itirazının 150.849,70 TL’lik meblağa ilişkin iptali ile takibin bu rakam üzerinden devamına, asıl alacak miktarının %20’sı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2020/1185 Esas – 2020/1372 Karar ve 30.12.2020 tarihli kararı ile alacak borç durumunun yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre belirlenmesi nedeniyle ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak 150.849,70TL’lik miktar bakımından itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince;
YHGK’nın 17.10.2012 tarih ve 2012/9-838 E., 2012/715 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK’nın 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E. 397 K. sayılı ilamı). Likit alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likit olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi halinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likit olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likit sayılmaması doğru olmayacaktır. (Kuru, Arslan, Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, s. 737, 740).
Somut olayda; davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş, ilk derece mahkemesince bu talep kabul edilmiş, bölge adliye mahkemesince bu talebin reddine karar verilmiştir. Dava, itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup alacağın, davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğu ticari kayıt ve belgeler esas alınarak bilirkişi tarafından belirlenmesinin alacağın likit (belirlenebilir) bir alacak olduğu olgusunu değiştirmeyeceği gözetilerek, yargılama sonunda itirazın haksızlığı belirlenen alacak tutarı üzerinden davacı yararına İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle bu istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 09.12.2021 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
– MUHALEFET ŞERHİ –
Davacı vekili, davalıdan olan alacak miktarının icra takibi ile talep edildiğini, davalının borcun 163.482,96 TL lik kısmının kabul ederek ödediğini, 151.011,50 TL lik kısmına itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının bakiye alacağının 150.849,70 TL olduğunu belirleyerek bu miktar üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 inkar tazminatına karar vermiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi alacağın yargılama sırasında bilirkişi marifetiyle belirlendiği ve likit olmadığı gerekçesiyle inkar tazminatının kaldırılmasına karar vermiştir.
İcra dosyasında itiraz edilen alacak miktarı 151.011,50 TL olup, yargılama sırasında bilirkişi marifetiyle belirlenen ve hükme esas alınan alacak miktarı 150.849,70 TL dir. Dolayısıyla alacak miktarı likit olmayıp yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle belirlenmiştir. Likit olmayan alacak miktarı yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği yönündeki kararına katılamamaktayım.