Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/4460 E. 2022/5199 K. 07.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4460
KARAR NO : 2022/5199
KARAR TARİHİ : 07.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin üyesi olan davalı aleyhine ödenmeyen aidat borçları nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin eski kooperatif başkanından hissesini satın aldığını, o tarihte görevli yönetim tarafından borcu yoktur yazısı verildiğini, davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının üyeliğini dava dışı yönetim kurulu eski başkanından devraldığı, yönetim kurulunun davalıyı üyeliğe kabul ettiği, kooperatifin yönetim kurulu üyesi tarafından düzenlenen tek imzalı yazı ile devralınan üyeliğe ilişkin bildirilen borcun davalı tarafça ödediği, davacı kooperatif tarafından anılan belgenin tek imzalı olması nedeniyle kooperatifi bağlamadığı itirazında bulunulduğu, bu belgeye itibar edilmese dahi, davalının borcunun bildirildiği icra takibine konu çift imzalı kooperatif yazısında sadece 25/04/2015 tarihli genel kurul kararı gereği tahakkuk ettirilen aidatların davacının ortak olduğu döneme ait olduğu, diğer genel kurul kararları gereği tahakkuk ettirilen aidatların eski ortaklık dönemine ait olduğu, 2015 yılı genel kurulu kararı gereği tahakkuk ettirilen aidatın davalı tarafından icra takibi sonucu ödenmiş olması nedeniyle davalının borcunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacının 15.01.2013 tarihli noter hisse devir sözleşmesi ile dava dışı …’ın kooperatif hak ve hissesinin tamamını bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devraldığı, 14.01.2013 tarihli davacı kooperatif yönetim kurulu üyesinin tek imzası ile düzenlenen yazıda kooperatif üyesi olan …’a ait bildirilen borcun davalı tarafça ödendiği sabittir.
Kooperatif Anasözleşmesinin “Kooperatifin Temsil ve İlzamı” başlıklı 47. maddesinde kooperatif adına düzenlenecek olan evrakın geçerli olması veya kooperatifi ilzamı için, kooperatif unvanı altında kooperatifi temsile yetkili olanlardan iki kişinin imzası gerekli olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, davalının devraldığı üyeliğe ilişkin geçmiş dönem borcunun bildirildiği 14.01.2013 tarihli kooperatif yönetim kurulu üyesi tarafından düzenlenen tek imzalı belgenin davacı kooperatif yönünden bağlayıcılığının bulunmadığının kabulü gerekir.
Öte yandan, Anasözleşmenin 17/son maddesi, “Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer, kooperatifçe, bu devir sebebiyle taraflardan ayrıca bir ödemede bulunmaları istenemez.” hükmünü içermektedir. Üyeliğe bağlı hak ve alacakların borçlusu kooperatif, alacaklısı ise üyeliği devir alan yeni ortaktır. Eğer devir eden ortak pay yönünden borçlu ise, borcun nakli hükümleri uygulanır (TBK 195 vd), borç devir alana geçer. Devredenin borçları, devre ve devrin kabulüne engel değildir, devredenin borçları devir alana geçer ve ödemediği takdirde devralanın ihraç edilme olanağı da her zaman vardır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkemece, üyeliği tüm hak ve borçlarıyla devralan davalının devirden önceki borçlardan da kooperatife karşı sorumlu olduğunun kabulü ile, kooperatif defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak üyeliği devredenin ve devralan davalının kooperatife yaptığı ödemelerin tespit edilerek, takip konusu borcun bulunup bulunmadığı hususunda oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.