YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5248
KARAR NO : 2023/88
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/234 E., 2021/448 K.
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2013/403 ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA
DAVA TARİHİ : 30.12.2010
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında mahkemesinde görülen asıl ve birleşen dosyada alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davacı ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin müşterilerine uydu üzerinden haberleşme hizmeti sunduğunu, bu çerçevede taraflar arasında imzalanan “Uydu İletişim Sözleşmesi” ile davalı şirkete uydu kapasitesi kiraladığını, davalı şirket tarafından işletilen TV program kanalının söz konusu kapasite üzerinden yayınlandığını, davalı şirketin sözleşme ile belirlenen ödeme yükümlülüğünü aksattığını, müvekkili şirketin ödemeler düşüldükten sonra davalıdan 94.101,33 USD bakiye alacağı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin tahsilini talep etmiş, bozma ilamından sonra ıslah yoluyla dava değerini artırmıştır.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 07.08.2007 tarihinde aylık 65.000 USD bedelli 2 defa birer yıllık talebe göre uzatılabilir bir yayın sözleşmesi imzalandığını, Türksat uydusundan frekans kiralandığını, müvekkilinin tüm sözleşme edimlerini yerine getirdiğini, sözleşme bitim tarihinden 3 ay önce davalıya sözleşmenin uzatılacağına dair irade beyanını bildirdiğini, buna rağmen davalının sözleşmeyi uzatmayacağını 29.07.2008 tarihli mektup ile bildirdiğini akabinde 2. sözleşmenin yapıldığını, müvekkilinin fazla ödemelerden dolayı davalıdan 96.309 USD alacaklı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.555 USD karşılığı 10.000 TL’nin faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslahla dava değerini yükseltmiştir.
II.CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili, davacının gönderdiği ek sözleşmeyi imzalamadıklarını, müvekkilinin borçlu olmadığını hatta alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir
2.Birleşen davada davalı vekili, davalıya verilen hizmetin kesintiye uğramadığını sözleşmenin devam ettiğini, ancak 27.10.2008-27.10.2009 tarihleri arasında verilen yayın hizmetini kapsayan dönemlere ilişkin davacının süresinde fatura bedellerini ödemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.04.2016 tarih ve 2010/813 Esas, 2016/291 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın sözleşme uyarınca 23.08.2007 ile 01.08.2008 tarihleri arasında 780.000 USD bedelli toplam 13 adet fatura kestiği, 08.08.2008 ile 27.10.2008 tarihleri arasında bir fatura kesmediği, her ay düzenli şekilde fatura kesen asıl davada davacının bu tarihlerde fatura kesmemiş olmasının söz konusu yayınların verilmediği sonucuna varıldığı asıl davada davacının sözleşme bulunmayan döneme ilişkin olarak davalıya faturalandırılmış bir hizmet verilmiş olduğunu da ispat edemediği gerekçesiyle asıl davanın reddi ile her iki tarafın mutabık olduğu ödemeler nedeniyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV.TEMYİZ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
Dairemiz (kapatılan 23.Hukuk Dairesi) 02.12.2019 tarih ve 2016/9338 Esas, 2019/5036 Karar sayılı kararıyla; TTK 20. maddesi uyarınca hizmet verilmesi halinde tacirin bir bedel isteyebileceği taraflar arasında bu bedelin istenebilmesi için sözleşme bulunmasına, fatura kesilmesine ihtiyaç olmayı fatura kesilmesi vergi hukukunu ilgilendiren bir husus olduğu, somut olayda davalının TV yayın işlemi yaptığı, bu işin kesinti olmadan yapılması gerektiği, eğer yayın yapılmamış ise bu hususun davalı tarafından iddia ve ispat edileceği, bu şekil bir iddia ve ispat bulunmadığına göre davalının yayın hizmetini hangi sağlayıcıdan hangi frekans üzerinden aldığı da yapılacak yazışmalar ile tespit edilebileceğinden uyuşmazlık konusu edilen sözleşme dışı ara dönemde, davalı şirketin yayınlarına devam edip etmediği, yayınlarına devam etmiş ise hangi frekans üzerinden yayın yaptığı, bu hizmeti başka bir kuruluştan alıp almadığı hususları Türksat A.Ş.’den de sorularak açıklığa kavuşturulduktan sonra, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği, bozma nedenine göre; birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı şirketin yayın hizmetini asıl davada davacı …şirketinden kesintisiz olarak aldığının belirlendiği, taraflar arasında ara dönem olarak adlandırılan 07.08.2008-27.10.2008 tarihleri arasında da sözleşme ilişkisi olmaksızın yayının kesintisiz devam ettiği, böylece bu dönemde de davacının 10 MHz kapasite kullanımı yönünden ilk sözleşmede kararlaştırılan bedel üzerinden ücrete hak kazandığı, davacı vekili dava dilekçesinde seçimlik hakkını TL olarak kullandığından geriye dönmesinin mümkün olmadığı, ıslah dilekçesinde bildirdiği talep ve tutara itibar edilemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 715.721,59 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, birleşen davada ise davacının fazladan ödediği bir bedel bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, dava konusu dönemde sözleşme olmadığını, davacının sözleşmeyi feshettikten sonra hangi frekansın neden fatura, mutad uygulamaya aykırı toplu halde geriye dönük fatura düzenlediğini, faturaların tebliğ edilmediğini, hizmetin verildiğinin ispat edilemediğini, TURKSAT’ın sözleşme olmaksızın hizmet sağlamadığını ve sözleşmedeki koşullar yerine getirilmedikçe yayını durdurduğunu, genel geçer olan bedel almadan hizmet verme uygulamasının mahkemece değerlendirilmediğini, lisans sahibi şirket tarafından sunulan belgelerin dikkate alınmadığını, frekansları belirtilen excel tablosu TURKSAT tarafından hazırlanmış, doğrulanamaz, şüpheli ve resmi niteliği olmayan bir belge olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı ve taraflı olduğuna ilişkin yapılan itirazın dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı rapora dayalı olarak hatalı karar verildiğini, müvekkilinin alacaklı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davada davacı vekili, mahkemece gerekçede yer verilen Yargıtay kararının dosya ile ilgisi olmadığını, dava dilekçesinin ıslah edildiğini, mahkemenin ıslahı kabul edip talebi ise kısmen kabul etmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, davanın tamamen kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kısmen kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava da, sözleşme olmayan dönemde verilen hizmete ilişkin alacağın tahsili, birleşen dava da fazla ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. ve 180’inci maddesi,
3. Değerlendirme
1.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz istemi yönünden; temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Asıl davada davacı vekili temyiz istemi yönünden; asıl davada davacı vekili 12.04.2021 tarihli dilekçesi ile 95.842,69 USD’nin tahsilini istemiştir. HMK’nın 179’uncu maddesi uyarınca davacının talebini ıslah yoluyla belirlediği ve artırdığı dikkate alınıp bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.(1)nolu bentte açıklanan sebeplerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. (2)nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.