Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/5418 E. 2022/5080 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5418
KARAR NO : 2022/5080
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dava menfi tespit, itirazın iptali (eser sözleşmesinden kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esastan reddine yönelik verilen hüküm asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. 01.11.2022 gününde duruşmalı temyiz talebinde bulunan asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat … … ile asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Asıl dava eser sözleşmesi kapsamında verilen teminat çeki bakımından menfi tespit, birleşen dava bakiye iş bedelinin tahsili amaçlı başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davada davacı taşeron vekili, davalı yüklenicinin dava dışı idareden aldığı bir kısım inşaat işlerinin elektrik imalatını müvekkilinin üstlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen sözleşme kapsamında teminat olarak verilen çekin ihtarlara rağmen iade edilmediğini, teminat olarak verilen çek bakımından borçlu olunmadığının tespitine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada ise sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen ödenmeyen iş bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsiline, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı yüklenici vekili, davacının sözleşme ve şartnameye göre kullanması gereken malzemeleri ve röleleri kullanmadığını, uygun olmayan malzeme ve röle seçimi yapıp kullanmasından dolayı işin sisteme entegre olamadığını, davacının kusurundan dolayı meydana gelen gecikmeler nedeni ile dava dışı idarenin müvekkiline gecikme cezası uyguladığını, meydana gelen zarar nedeni ile müvekkilinin hapis hakkını kullandığını, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiş, bu karar asıl ve birleşen davalarda davalı yüklenici vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre asıl ve birleşen davada davalı yüklenici vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; diğer yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın çözümü kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda; alacağın belirlenebilir ve likit olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, takip konusu bedelin belirlenebilir, likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına asıl alacak üzerinden hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatına asıl alacakla birlikte hesaplanan işlemiş faiz üzerinden hükmedilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin 2. bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının 2. bent kapsamında açıklanan nedenlerle kabulü ile, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nin 2021/286 Esas 2021/641 Karar sayılı 24.06.2021 tarihli kararının KALDIRILARAK, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/719 Esas 2017/801 Karar sayılı ve 05.12.2017 tarihli kararının hüküm bölümünün 2. bendinde yer alan ‘’Alacağın %20’si oranında hesap edilen 45.880,31 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,‘’ cümlesinin çıkarılarak yerine ‘’Alacağın %20’si oranında hesap edilen 37.760,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,‘’ yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın talep halinde temyiz edene iadesine,
8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacı … Elektrik Elektrik Malz. İnş. Taahhüt Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada davalı …‘ne verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 01.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.