Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/5839 E. 2022/6107 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5839
KARAR NO : 2022/6107
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Davacı dava dilekçesinde özetle, davalı ile aralarında sağlık hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeyi süresi bitmeden haksız yere feshettiğini belirterek haksız fesihten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle, aralarındaki sözleşmenin kendisine gerekçesiz fesih hakkı tanıdığını belirterek haksız fesih olmadığından davanın reddini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, 09/06/2014 Tarih 2010/626 Esas ve 2014/151 Karar sayılı karar ile maddi tazminatın kısmen kabulüne, manevi tazminatın reddine karar verilmiştir. Kararı davalı temyiz etmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi 30.06.2020 Tarih 2020/1031 Esas 2020/2351 Karar sayılı ilamında belirtilen “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 16’ncı maddesi gereği taraflar tacir konumunda olup, aynı Kanun’un 18/2’nci maddesine göre eylem ve işlemlerinde basiretli bir tacir gibi hareket etmeleri gereklidir. Taraflar arasındaki 01.10.2009 tarihli sağlık hizmetleri sözleşmesinin IX. maddesinin 4 no.lu bendinde ”sigorta şirketinin sözleşmenin devamı sırasında gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh hakkı saklıdır.” düzenlemesi mevcut olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin IX – 4. maddesinin davalı … şirketine verdiği yetkinin gerekçede tartışılmadığı görülmüştür.
Bu durumda mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin IX – 4. maddesinin davalı … şirketine verdiği sözleşmeyi fesih yetkisi de değerlendirilerek sözleşmenin feshinin hangi objektif sebepler ile haklı ya da haksız olduğu gerekçelendirilip oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, maddi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiş, manevi tazminat talebi ile ilgili hüküm kurulmamıştır.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Bir olayda haksız fesihten bahsedilebilmesi için sözleşmedeki fesih şartlarının oluşmadan tek taraflı olarak sözleşmenin feshedilmiş olması gerekir. Bu durumda haksız fesih halinde karşı tarafın fesihten kaynaklı olarak menfi zararını isteme hakkı doğar.
Somut olaya bakıldığında; taraflar arsındaki 01/10/2009 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmenin feshi ile ilgili düzenleme bulunmaktadır. Bu madde “Bu sözleşmede yer alan hususlara ve iyi niyet ilkelerine aykırı uygulamaların yapılması halinde, anlaşmalı kurumun faaliyetinde aksama olması veya bazı bölümleri kapatması veya çalışmasına kısmen de olsa geçici olarak ara vermesi halinde sözleşme sigorta şirketi tarafından ayrıca ihtara gerek olmaksızın tek taraflı olarak feshedilir. Ayrıca, sigorta şirketinin sözleşmenin devamı sırasında gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih hakkı saklıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı taraf 04.06.2010 tarihli fesih yazısında “Kurum ortaklarınızın ayrılması nedeniyle, şirketiniz … Dental Ağız ve Diş Sağlığı Hiz.Tic.Ltd.Şti ile 06.11.2006 tarihinde başlayan çalışmamızın iptali, süreçlerimiz doğrultusunda gündeme gelmiş ve iptal işlemi gerçekleştirilmiştir” şeklinde gerekçe gösterilerek fesih işlemini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesi son cümlesinde davalı taraf sigorta şirketine tek taraflı gerekçesiz fesih hakkı tanındığı da sabittir. Davalının sözleşme gereği saklı tuttuğu fesih hakkını kullandığı, bu durumda haksız fesihten bahsedilemeyeceğinden davadaki maddi tazminat talebinin reddedilmesi gerekirken maddi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, davacının haksız fesihten kaynaklanan manevi tazminat talebi de bulunmakta olup, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmadan karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; davacının maddi tazminat ile ilgili talebi hakkında ret kararı verilmesi, manevi tazminat ile ilgili talebi hakkında da hüküm kurulmasından ibarettir. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 27.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.