Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/6426 E. 2023/1085 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6426
KARAR NO : 2023/1085
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile, davalıların idare bünyesinde alt işveren olarak çalıştığını, davalılara bağlı çalışan dava dışı 50 işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücret zammı alacağı, ikramiye, prim, çocuk yardımı, tatil ücreti, yakacak vb. alacak talebiyle davacı aleyhine Ankara 4. İş Mahkemesinin 2015/48-97 esaslarına kayden açılan davalarda mahkemenin 10/03/2017 tarih ve 2017/253-300 karar no.lu ilamlarına istinaden işçiler tarafından Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2017/16427-16476 no.lu icra dosyaları arasında 50 kişilik dosyalar üzerinden başlatılan takip neticesinde cebri icra tehdidi altında 313.967,39 TL’nin davacı tarafından ödendiğini, ihale evrakına göre işçilik ödemelerinden yüklenici alt işverenlerin sorumlu olduğunu, ödemelerin alt yüklenicilerden ödeme tarihlerinden yasal faizi ile rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde; işçilerin en baştan beri davacı işçisi olduklarını, her bir işçi için ayrı ayrı ve dönem dönem incelenmesi gerektiğini, müvekkilinin toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, idarenin fiyat farkı altında toplu iş sözleşmesi alacakları için hakediş kesintisi yaptığını, kabul etmemek kaydıyla yarısını rücu edebileceğini, bedelin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı … Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde; işçilerin sendikalı olduğundan ve toplu iş sözleşmesinden bahsedilmediğini, ihale evrakında yazılı olmadığını, çalışan işçileri kendilerinin seçmediklerini, işçilerin sendikalı olduğu konusunda bilgilerinin olmadığını, işçi taleplerinin yasal düzenlemenin üzerindeki hakları kapsadığını, işçilere ne kadar ücret verileceğinin şartnamede belirtilip sözleşme imzaladığını, sözleşme gereklerini yerine getirdiklerini, TMK m.2’ye aykırılık olduğunu, %37 ilave işçilik malityeti olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplu iş sözleşmesi ile belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklı farkların alt işveren davalılar tarafından karşılanacağına dair taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi ve ekleri olan şartnamelerde açık hüküm yer almadığı, davalı alt işverenler ile hizmet sözleşmesi imzalandıktan sonra Yüksek Hakem Kurulu kararı ile 2013 yılında uygulanmasına karar verilen toplu iş sözleşmesine göre talepte bulunulamayacağını, sadece Mustafa Köseler’in kıdem tazminatı ödemesi bakımından 17/03/2021 tarihli 2. ek raporda tespit olunduğu üzere davalı … Ltd. Şti.nin 5.349,54 TL, …’in 700,35 TL sorumluluğunun bulunduğu talebin bu yönden kabulü, diğer işçilerin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan talepleri karşılığı ödenen bedel bakımından taraflar arasında davalıların sorumluluğuna ilişkin hüküm bulunmadığından bu talebin reddi gerektiği gerekçesiyle 5.349,54 TL nin davalı … Ltd.Şti. den, 700,35 TL’nin davalı … Ltd.Şti. nden kanuni faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin nihai borçlu olduğundan ödenen tazminatlardan müteselsilen sorumlu olduklarını, taraflar arasındaki sözleşmelerde rücu hakkını ortadan kaldıran düzenleme bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinde belirsizlik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İş Kanunu m. 2/6’da yer alan müteselsil sorumluluğun, işçi alacağının güvence altına alınması için sadece işçilere karşı olduğu, asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide İş hukuku değil, sözleşme hukuku esas alınacağından uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmeye göre çözümlenmesi gerektiği, davalıların toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadığı, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde toplu iş sözleşmesi ile belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan farkların alt işveren tarafından karşılanacağına dair açık hüküm yer almadığı davalılardan talepte bulunulamayacağı, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı olmayan, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı ve yıllık ücret alacağının rücuna ilişkin kurulan hükümde hata bulunmadığı, davalı … Ltd.Şti. nin dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün ortaya konulamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin nihai borçlu olduğundan ödenen tazminatlardan müteselsilen sorumlu olduklarını, taraflar arasındaki sözleşmelerde rücu hakkını ortadan kaldıran düzenleme bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinde belirsizlik olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 36, 38 ve 39 ncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava, iş sözleşmesinden kaynaklı işçilik alacaklarının üst işveren davacı tarafından dava dışı işçilere ödenmesi sebebiyle hizmet alım sözleşmesine dayanılarak davalı alt işverenlerden rücuen tazmin isteminden kaynaklanmaktadır.

İlk derece mahkemesince dava dışı işçiye bireysel iş sözleşmesinden kaynaklı olarak ödenen kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının rücuna ilişkin kısmen kabul hükmü kurulmuşsa da; temyiz dilekçesi kapsamına göre temyize konu uyuşmazlık, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı işçilik alacaklarını dava dışı işçilere ödeyen davacı Bakanlığın bu tutarlardan münhasıran sorumlu olup olmadığı ve alt işverenlere rücu edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davacı ile davalılar arasında tıbbi kayıt hizmetleri alımına dair sözleşmeler 01/01/2012-31/12/2013 dönemi için davalı …. Ltd.Şti. ile 01/11/2013-01/08/2016 dönemi için de davalı … Ltd.Şti. ile imzalanmıştır.

Davalıların istihdam ettiği işçilerinin Türkiye Sağlık İşçileri Sendikasına üye oldukları, toplu iş sözleşmesinin Yüksek Hakem Kurulunun 19.04.2013 tarihli kararı ile 01.01.2013-31.12.2014 dönemi için bağıtlandığı, toplu iş sözleşmesinin taraflarının davalı alt işveren …. Ltd.Şti. ile Türkiye Sağlık İş Sendikası olduğu, dava dışı 50 işçinin davacı aleyhine iş mahkemelerinde açtğı toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davaların davacı aleyhine sonuçlandığı ve davacının davalılardan alamadığı toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarını işçilere ödediği anlaşılmaktadır.

Anayasal bir hak olan toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme yapma hakkı, hukuki kaynağını Anayasadan alan ve sosyal taraflara yasa gücünde düzenleme yapma yetkisini veren sosyal bir haktır.

Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. İş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümleri geçerlidir. (6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 36)

Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır. Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır. Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de, iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır (6356 sayılı Kanun m. 39).

İşletme toplu iş sözleşmesi kapsamında olan ya da toplu iş sözleşmesi bulunan bir işyeri veya işyerinin bir bölümünün devrinde, devralan işverenin aynı işkoluna giren işyeri veya işyerlerinde yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi var ise; devralınan işyeri veya işyerlerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder. Devralan işverenin işyeri ya da işyerlerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi yok ise; devralınan işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder (6356 sayılı Kanun m. 38).

Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere toplu iş sözleşmesi niteliği gereği kamu düzeninden olup, bireysel iş sözleşmelerinden farklı olarak sözleşmeye taraf olmayanları da bağlar. Zira 6356 sayılı Kanun’un m. 38/1 inci maddesinde, işyeri devri halinde devralınan işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçların, yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi hükmü olarak devam edeceği düzenlenmiştir.

Davacı kurum ile davalı arasında yapılan hizmet sözleşmesi ile davalı yüklenici bir işi kendi işçileri ile yapmayı üstlenmiştir. Çalışan işçiler davalı işçileridir. Davacı işverenin iş hukukuna göre işçiye karşı sorumlu olmasına ilişkin hükümlerin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine yansıtılması mümkün değildir. İşçinin davacı işveren ile bir ilişkisi bulunmadığından sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde yüklenici işçinin tüm sosyal ve maddi haklarından sorumludur.

Bununla beraber toplu iş sözleşmelerinin yukarıda anlatılan kamu düzeni gereği sözleşmede aksine hüküm olsa dahi işvereni bağlar. Sözleşme tarihinden sonra yapılan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre işçiye bir ödeme yapılmışsa davacı işveren ile davalı yüklenici arasında yapılan hizmet sözleşmesinin önceden imzalanmış olması halinde işveren (kurum) toplu iş sözleşmesi uyarınca işçiye ödediği bedeli talep edemeyecektir. Aksi halde talep hakkı vardır. Çünkü yüklenici toplu iş sözleşmesinin varlığını bilerek hizmet sözleşmesi imzalamıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı alt işverenlerle akdedilen hizmet sözleşmesi tarihleri ile toplu iş sözleşmesi tarihleri karşısında; … Ltd.Şti. bakımından hizmet sözleşmesinin akdedildiği tarihten önce 19.04.2013 tarihli karar ile yürürlüğe giren ve 01.01.2013- 31.12.2014 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi yürürlükte olduğundan yüklenici … Ltd.Şti.’nin 19.04.2013 tarihli karar ile yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi gereği ödenecek işçilik alacaklarından sorumludur. Bu bağlamda işçilere ödeme yapan işveren (kurum) bu bedelleri yüklenici … Ltd. Şti.’den talep edebilecektir. Bu nedenle davanın …. Ltd.Şti. bakımından reddi hatalı olmuştur.

Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; hükme esas bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişiden yukarıdaki ilkeler doğrultusunda ek rapor alınmak suretiyle davalı alt işveren … Ltd.Şti.’nın sorumlu olduğu ve davacı yanca ödendiği için rücu edilebilecek tutar hesaplanarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararının bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.