YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6452
KARAR NO : 2022/5577
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esastan reddine yönelik verilen hüküm davacı vekilince duruşmalı, davalı … vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat … geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunu, noter huzurunda gerçekleştirilen kur’a neticesinde davacıya düşen B blok 23 giriş 6. kat 13 no’lu bağımsız bölümün davalı kooperatif tarafından 25.03.2013 tarihinde davalı … adına ferdileşme suretiyle tescil edildiğini öğrendiğini, diğer davalılar ise kooperatifin o tarihteki yöneticileri olduklarını ileri sürerek, yolsuz tescilin iptali ile bağımsız bölümün davacı adına tescili, mümkün olmaz ise konut yerine tazminata hükmedilmesini herhalde tescil tarihinden itibaren hesaplanacak ecrimisil tutarının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı yönetim kurulu üyleri vekili, talep nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalı tapu maliki … vekili, davalının bağımsız bölümü tapu siciline güvenerek devralan iyiniyetli 3. kişi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili, davacının hissesine düşen bağımsız bölümleri aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, 25.06.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı genel kurulunun 5. maddesi ile davacının ortaklıktan ayrılma isteğinin kabulüne karar verildiği ve sonraki 2. genel kurulun davacının katılımı olmaksızın yapıldığı, hazirun listelerinde de adı olmadığı, dava tarihi itibariyle kooperatif ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından, 3. kişi adına tescil sonrası 4 yıllık sürede davacı tarafça ortaklığının ve bağımsız bölümünün akıbetinin araştırılmamış olması nedeniyle açılan davanın TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu belirtilerek, esastan reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri re’sen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre, davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından:
Dava, kooperatif ortaklığına dayalı tapu iptali ve tescil mümkün olmaz ise tazminat ile ecrimisil bedelinin tahsiline ilişkindir.
Kooperatiflerde açık kapı ilkesinin bir gereği olarak, ortak kooperatife girme hakkına sahip olduğu gibi çıkma hakkına da sahiptir. Çıkma bildirimi, gerçek veya tüzel kişi ortak tarafından tek taraflı bir irade beyanı ile kullanılan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu bildirim herhangi bir şekle bağlı olmaksızın yapılabilir. Ancak ispat açısından, taahhütlü mektup, elden imza, elektronik posta veya noter aracılığıyla yapılması önem arz eder.
Somut olayda, ilk derece mahkemesi gerekçesinde davacının davalı kooperatif ortağı iken 25.06.2015 tarihli genel kurulun 5. maddesiyle ayrılma isteminin kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, dosya kapsamından davacının ayrılma bildiriminde bulunduğunu ispata yönelik bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi, istifasının görüşüldüğü bu genel kurula davet edilmediği ve bahsi geçen kararın davacıya tebliğ de edilmediği de anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemesi kararına dayanak gösterilen dürüstlük kuralına ilişkin TMK madde 2 ise, istifa genel kurulu ile dava tarihi arasında geçen kısa süre itibariyle somut olaya uygun düşmemektedir. Açıklanan hususlar birarada değerlendirildiğinde, davacının kooperatif ortaklığının devam ettiği tartışmasızdır.
Yine dosya kapsamından, kooperatif ortağı olmadığı anlaşılan devralan …’in davaya konu bağımsız bölümü 25.03.2013 tarihinde tapuda satış suretiyle devraldığı ve fiilen onun kullanımında olduğu dikkate alınarak, adı geçen davalının iyiniyeti tartışılıp, tapu iptali ve tescil talebi bakımından, oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirzlarının kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, 26.10.2021 tarihli, 387-1256 E.-K. sayılı kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı kooperatiften alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalı …’den alınmasına, HMK 373/1 maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.