YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6514
KARAR NO : 2022/5166
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DRC. MHK. : Gebze 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, 08.11.2017 tarihli arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshi istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında davacılar vekili davayı ıslah ederek, ıslah dilekçesinde “sözleşmenin geriye etkili olarak feshini, bu talep kabul edilmediği takdirde sözleşmenin uyarlanarak 16 nolu bağımsız bölümün davacılardan …’a verilmesini, davacılara teslimi gereken dairelerin eksik metrekareli ve farklı konumda yapılmış olması nedeniyle oluşan değer düşüklüğü miktarının tespiti ile davalıdan tahsilini” talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın HMK’nın 114/1 ve 115/2 maddeleri gereği usulden reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin İlk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusu, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince kabul edilerek İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına “Davacının sözleşmenin geriye etkili fesih talebinin esastan reddine, sözleşmenin uyarlanması ve değer düşüklüğü taleplerinin usulden reddine” karar verilmiş, verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar vekili yargılama sırasında 25.11.2020 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile davada talep ettiği sözleşmenin geriye etkili olarak feshi istemine terditli talepler eklemiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesinde asıl talebinin “sözleşmenin geriye etkili olarak feshi” olduğunu belirttiğine göre, mahkemece öncelikle sözleşmenin geriye etkili feshi isteminin incelenip değerlendirilmesi gerekir.
Gebze 14. Noterliğinin 08.11.2017 gün 12975 yevmiye nolu “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”ni arsa sahipleri olarak davacılar …, … ve dava dışı … ile yüklenici davalı şirket imzalamıştır.
Feshi istenilen sözleşmede davacı arsa sahipleri dışında, … isimli arsa sahibinin de imzası bulunmaktadır. Mahkemece yargılama sonucunda verilecek karar, sözleşmede imzası bulunan ancak davada taraf olarak gösterilmeyen bu arsa sahibinin de hukukunu etkileyecektir.
Türk Medeni Kanununun 692. maddesi gereğince, paylı taşınmaz malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi olağanüstü tasarruflardan sayıldığından, oybirliği ile aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Anılan Yasa hükmüne uygun şekilde yapılan sözleşmenin feshi ya da iptâli davası da “olağanüstü tasarruf” niteliğinde olduğundan, tüm paydaşların birlikte dava açması veya açılan davaya onay vermesi, vermedikleri durumda davada taraf olmalarının sağlanması zorunludur.
Taraf teşkili, kamu düzeninden olup yargılama aşamasında mahkemelerce, temyiz aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınmalıdır. Oysa sözleşmenin tarafı olan …’a husumet yöneltilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin 18.01.2021 tarihli ara kararı ile davacılar vekiline “Dava dışı …’ın davaya muvafakatini sağlaması için 1 ay kanuni süre verilmesine, verilen süre içinde dava dışı …’ın muvakafatinin sağlanmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına” şeklinde ara kararı kurulmuştur. Ne var ki, ara kararı yeterli ve usulüne uygun değildir. Dava dışı arsa sahibi …’ın davaya muvafakati alınamamıştır. Mahkemece, dava dışı … davaya muvafakat etmediği takdirde iş bu dava ile birleştirilmek üzere bu kişi hakkında dava açması için davacılara süre verilmesi ve ara kararında da bu hususun belirtilmesi gerekirken davacılara dava dışı paydaşa dava açmaları için süre verilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılması gereken iş, iş bu dava ile birleştirilmek üzere dava dışı arsa sahibi … hakkında dava açmaları için davacılara uygun ve kesin süre verilmesi, açılan davanın eldeki dava ile birleştirilmesi, böylece tüm maliklerin davada yer alması sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esasının incelenmesidir.
Mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) nolu bent uyarınca davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.