YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6536
KARAR NO : 2023/223
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü ile Davanın Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı borçlu şirket hakkında iflas yoluyla takip başlattığını, takibin kesinleştiğini, borçlu şirketin sicil müdürlüğüne kayıtlı adresinde faaliyetine devam etmediğini, şirketin faaliyette olmaması nedeniyle aciz halinde bulunduğunu ileri sürerek, şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, ayrıca tebligatın müvekkili şirkete usul ve yasaya aykırı bir şekilde tebliğ edilmiş olması nedeniyle davacıya karşı maddi olarak borçlu bulunmayan müvekkilinin şekli olarak borçlu gösterilmeye çalışıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya içeriğine göre kesinleşen takibe ve usulüne uygun düzenlenip tebliğ edilen depo kararına rağmen davalı şirket tarafından depo emrinde belirlenen borcun ödenmediği gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; İİK 158.maddesi uyarınca çıkarılan depo emrinin uygun olmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında karşılıklı devam eden istihkak davalarının mevcut olduğunu, davacı şirketin dava ve iddiaların önüne geçmek amacıyla huzurdaki davayı açtığını ve söz konusu takibin usule aykırı tebligat yapılarak kesinleştiğini, iflas takibine ilişkin davacı şirkete karşı menfi tespit davası açıldığını, kararın onanması halinde telafisi imkansız mağduriyetler ortaya çıkacağını, menfi tespit davasının kazanılması durumunda ise davacının müvekkilinin iflasını istemeye yetkili olmadığının ortaya çıkacağını, bu nedenlerle kararın kaldırılması ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirkete ödeme emrinin tebliği için Ticaret Sicil kaydındaki adresine çıkarılan tebligatın Tebligat Kanunun 35.maddesi ve yönetmeliğin ilgili hükümleri gereğince usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmediği iflas davası açılabilmesi için iflas ödeme emrinin borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, mahkemece bu hususun resen dikkate alınması gerekirken davalı savunmasına rağmen değerlendirilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
2
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf incelemesinde taleple bağlılık ilkesinin aşıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin açık olmadığını,Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin yanlış yorumlandığını, tebligatın usulüne uygun yapıldığını, devam eden diğer davalarda aynı adrese tebligatlar yapıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan depo emrinin süresi içerisinde yerine getirilmediğini, ilk derece mahkemesi kararının doğru olduğunu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini, temyiz nedenleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 154. maddesinde düzenlenen İflas yolu ile başlatılan icra takibine karşı, itiraz olunmaması nedeniyle borçlu şirketin iflasının İİK ‘nun 156. maddesi gereğince istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İcra İflas Kanunu’nun 154 ve devamı maddeleri, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 31. ve 35. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 31.maddesinde; tebliğ imkansızlığı ve tebliğden kaçınma ile adres kayıt sistemindeki adreste bulunmaması halinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Maddede; ” (1) Tebliğ memuru; a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları, b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması, c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması, hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. (2) Birinci fıkranın (c) bendi gereğince yapılacak tebligatlarda tebliğ memurunca 30 uncu maddeye göre araştırma yapılmaz.” düzenlemesine, Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 35.maddesinde de, tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.
2. Somut olayda; davalı borçlu şirketin ticaret sicil adresine çıkarılan ödeme emrine dair tebligatın, adreste kiralama şirketinin olması nedeniyle iade edildiği, bunun üzerine tebligatın Tebligat Kanunun 35.maddesi gereğince gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirkete
3
çıkarılan ödeme emri tebligat mazbatasında, yukarıda açıklanan madde kapsamında ‘adreste davalı şirketin olmadığı veya kapalı olduğu’ ibarelerinin olmadığı gerekçesiyle tebliğatın usulüne uygun olmadığının kabulü, isabetli olamamıştır. Şöyle ki ödeme emrinin tebliği davalı şirketin ticaret sicil adresine yapılmış, mazbataya adreste başka bir şirketin olduğu ibaresi düşülmüştür. Adreste başka bir şirketin olduğu ibaresi, davalı şirketin adreste olmadığı anlamına gelmeli ve bu şekilde yorumlanmalıdır. Ticaret şirket adresinde ilgilinin olmaması halinde de TK.35. maddeye göre tebliğ yapılması gerekmektedir. Davaya konu olayda da bu hükümlere uygun hareket edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı şirkete yapılan ödeme emri tebliği usulüne uygundur.
3.Açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş,hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4