YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6554
KARAR NO : 2022/5954
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, bir kısım işlerin tamamlanmasına rağmen geçici kabulün yapılmadığını, idareden kaynaklanan sebeplerle işin uzamasına rağmen gecikme cezası kesildiğini, ayrıca 10.kilometrede yolların temizlenerek emniyetli alan oluşturulmasına ilişkin işin yaptırılmayarak “iş eksilişi” adı altında kesinti yapıldığını, oysa sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel olup davalı tarafın sözleşmedeki miktarın tamamını müvekkiline ödemesi gerektiğini belirterek; bakiye iş bedeli, haksız ceza kesintisi, revize edilen proje nedeniyle yapılan ek imalât bedeli ve havai hattın yer altına alınıp asfaltla kaplanması sebebiyle fazla imalât bedeli alacaklarının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, gecikme nedeniyle yüklenicinin zarar görmemesi için süre uzatımı ve fiyat farkı verdiğini, süre uzatımına rağmen iş bitirilemediği için gecikme cezası kesildiğini, ayrıca yapımından vazgeçilen imalatlar için bedel ödenmeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, gecikme cezasının kesildiği hak edişe usulüne uygun itiraz olmadığından istenemeyeceği gerekçesiyle yapımından vazgeçilen imalat bedelleri ile ilave yapılan imalatların da piyasa rayiçlerine göre hesaplanarak davanın 103.964,94 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Anılan karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dairemizin (Kapatılan 15.Hukuk Dairesi) 17.09.2019 tarih, 2018/5057 esas, 2019/3512 karar sayılı ilâmı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporları ile tüm imalatlara ait metrajlar ile sözleşme kapsamında yer almasına rağmen yapımından vazgeçilen “10.km emniyetli alan yapılması” işine ilişkin metrajlar dosyada mevcut olmadığından piyasa rayiçlerine göre vazgeçilen imalat bedeli genel gider ve yüklenici karı dahil 532.807,48 TL olarak bulunmuş, bu bedel işveren tarafından hazırlanan yapı yaklaşık maliyeti 3.099.318,46 TL bedele oranlanarak yapımından vazgeçilen imalat oranı %17,19 bulunmuş, bu oran da götürü sözleşme bedeline uygulanarak 2010 yılına endekslenmiş ve vazgeçilen imalat miktarı 304.125,38 TL olarak bulunmuş ve ilave imalat bedelleri de eklenerek, davanın kısmen kabulü ile 292.669,26 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bozma sonrası verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-1086 sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir.
Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararın temyiz edilmesi üzerine, dairemizce sözleşme götürü bedelli olduğundan sözleşmede kararlaştırıldığı halde yapılmayan ya da yapımından vazgeçilen imalât bedellerinin Dairemiz uygulamalarında fiziki oran yöntemi diye adlandırılan yapılmayan ya da yapımından vazgeçilen işlerin işin tamamına göre fiziki oranının tespit ve bu oranın götürü bedele uygulanması suretiyle hesaplanması gerektiğinden bahisle her iki taraf yararına karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de; bozma sonrası alınan bilirkişi raporlarında yapımından vazgeçilen imalatların hesabı yukarıda bahsedilen fiziki oran yöntemine uygun ve hüküm kurmaya elverişli değildir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda,sözleşme bedeli götürü bedel olarak kararlaştırıldığından sözleşmede kararlaştırıldığı halde yapılmayan ya da yapımından vazgeçilen imalât bedellerinin fiziki oran yöntemi ile işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilerek, bu oranın götürü bedele uygulanması suretiyle hesaplanması gerekir. Mahkemece yeniden alınacak ek bilirkişi raporu ile iş 100 birim kabul edilerek yapılmayan ya da yapımından vazgeçilen işin fiziki oranı tespit edilmeli, bulunan fiziki oranın taraflar arasında götürü olarak kararlaştırılan iş bedeli olan 1.984.000,00 TL + KDV’den ibaret götürü bedele uygulanmak suretiyle hesaplanıp, davada talep edilen kısmına dava, ıslah ile arttırılan bölümüne ıslah tarihinden itibaren faiz uygulamak suretiyle, taraflar lehine oluşan kazanılmış hak da dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 21.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.