YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/940
KARAR NO : 2021/1836
KARAR TARİHİ : 29.11.2021
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen 20.09.2019 tarihli ek kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazın satılarak paraya çevrildiğini, paylaşıma konu bedel üzerinde sıra cetveli düzenlendiğini, davalıya sıra cetvelinin 2,3 ve 4. sıralarında davacı alacaklıya ise 5. sırada pay ayrıldığını, ancak davalının alacaklarının gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmadığını, muvazaalı olduğunu öne sürerek sıra cetvelinin iptali ile davalıya ayrılan payın müvekkili dosyasına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece Mahkemesince; davalı ile dava dışı borçlu arasında ticari ilişki bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince, davalının dayandığı delillerin alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; Davacının sıra cetveline itirazının kabulü ile, İzmir 22 İcra Müdürlüğünün 2011/3950 Es sayılı dosyasında düzenlenmiş olan 31/05/2016 tarihli sıra cetvelinin davalıya ayrılan ikinci sırasındaki İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2011/3950 sayılı dosyasındaki 46.850,57 TL, üçüncü sırasında İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2014/597 sayılı dosyasındaki 22.403,52 TL, dördüncü sırasındaki İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2011/1978 sayılı dosyasındaki 11.843,43 TL den, sıra cetvelinin beşinci sırasındaki davacının alacaklı olduğu Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2011/6801 sayılı dosyasında davacı alacağına isabet eden 34.857,14 TL nin davacı tarafa verilerek, artan kısmın davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri 10.000 TL yi geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren 40.000 TL ye, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28.02.2019 tarihinden itibaren 58.800 TL ye, 01/01/2020 tarihinden itibaren de 72.070 TL, 01.01.2021 tarihinden itibaren 78.630,00 TL’ye çıkarılmıştır. Somut olayda davacı vekili, davalıya ait 2., 3. ve 4. sıralardaki icra dosyalarında yer alan payın davacıya tahsisini talep etmektedir. Bu itibarla gerek davacının takip tutarına ilişkin alacağı gerekse sıra cetveline itiraz davasına konu edilen davalı alacaklarının toplamı kesinlik sınırın üstünde kaldığından İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacının temyizi üzerine hükmün kesinlik sınırı altında kaldığından bahisle temyiz isteminin reddine dair verilen 20.09.2021 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
2) 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği, 297/2. maddesinde ise, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin kararının gerekçe kısmından davanın kabulüne karar verildiği halde hüküm bölümünde davacıya ayrılan 34.857,14 TL nin davacıya verilmesine karar verilmiştir. Halbuki hüküm altına alınan bu miktarın sıra cetvelinde davacıya verilen ve itiraza uğramayan kısımdır. Ancak kararla bu miktarın değişip değişmediği anlaşılamamış bu nedenle kararın infazında terddüde meydan verilmiştir. Bu gerekçelerle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine yönelik 20.09.2021 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi’nin 08.07.2019 tarihli kararının BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’ne GÖNDERİLMESİNE, 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.