Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1029 E. 2023/965 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1029
KARAR NO : 2023/965
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Arsin Halk Eğitim Merkezi inşaatı yapımı için düzenlenen ihale sonucunda 25.02.2013 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında davacı tarafından işin yaklaşık %70’lik kısmı tamamlandıktan sonra davalı idarenin davacıya karşı olumsuz tutum takındığını ve süre uzatım taleplerini haksız olarak reddettiğini, hak edişlerinden haksız kesintiler yaptığını, yapılan işlerden kaynaklanan hak ediş bedellerini ödemediğini ve davacının işi bitirmesine engel olduğunu, davacı tarafından davalıya yazılı ve sözlü olarak müracatta bulunularak işin süresinin ruhsat tarihi olan 30.04.2013 tarihinden itibaren belirlenmesi ve buna göre kendisine ilave süre verilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalının 34 gün eksik olacak şekilde az süre verdiğini, ilave süre verilmemesi nedeniyle davacının işi bitiremediğini, ayrıca davacının yapmış olduğu hak ediş bedellerini davalı idareden talep ettiğini ancak hak edişlerinin de ödenmediğini beyan ederek; sözleşmenin davalı idarece haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile haksız ve fazladan gecikme cezaları uygulamak suretiyle ödenmeyen hak ediş bedelleri, hakedişlerinden tutularak irat kaydedilen %3 geçici kabul ve %1 kesin kabul eksiklik bedelleri, ihaleden ötürü başlangıçta ödenen damga vergisi ve KİK ihale katılım bedellerinin fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline ve haksız olarak irat kaydedilen teminat mektuplarının iadesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından 26.03.2013 tarihinde fiilen işyeri yer teslimi yapıldığını, ancak yapılan denetimlerde şantiyedeki çalışmaların yeterli olmadığı ve işin süresi içerisinde bitirlemeyeceği kanaatine varıldığını, bu nedenle işin süresi içerisinde bitirilebilmesi için her türlü tedbirin alınarak şantiyedeki faaliyetlerin hızlandırılması, sözleşme ve ekleri, proje ve mahal listesi ile fen ve sanat kurallarına uygun imalatların yapılarak söz konusu işin bir an önce bitirilmesi için gerekli olan malzeme ve ekip sayısını artırarak çalışmalarının hızlandırması, aksi takdirde sözleşmenin ilgili maddelerine göre işlem yapılacağı konusunda yüklenici şirkete Trabzon Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından dört kez ikazda bulunularak uyarıldığını, buna rağmen işin bitirilmemesi üzerine 4735 sayılı Kanun’un 20.0 maddesi ve Sözleşmenin 26.1 maddesine göre; “15.10.2014 tarihine kadar işin geçici kabule hazır hale getirilmesi, aksi takdirde sözleşmenin fesih edilmesiyle ilgili gerekli sürecin başlatılacağı” hususunda denetçi İdare olan Trabzon Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 08.10.2014 tarihli yazı ile uyarıldığını, kontrol teşkilatınca 05.11.2014 tarihinde inşaat mahalline gidilerek yapılan incelemede ise herhangi bir çalışmanın olmadığının tespit edildiğini, bu şartlar altında inşaatın bitirilemeyeceği kanaatine varıldığını ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi 48. maddesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin 25,26.maddeleri ve 4735 sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu’nun 20/a maddesi uyarınca İşin sözleşmesinin fesih edilerek tasfiye edilmesinin kamu yararına uygun olacağı kanaati ile 05.11.2015 tarihli tutanağın düzenlendiğini, akabinde sözleşmesinin fesih edilerek kesin teminat ve ek kesin teminatlarının gelir kaydedilmesine 12.11.2014 tarihinde karar verildiğini, Fesih Kabul Tutanağının 31.12.2014 tarihinde onaylandığını ve yükleniciye tebliğ edildiğini, mevzuat hükümleri gereğince yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Taraflar arasında sözleşmeye göre davacıya yer teslimi 04.03.2013 tarihinde yapılmış ancak çıkan pürüzlerden dolayı fiili yer teslimi 26.03.2013 tarihinde yapılmıştır. Her ne kadar davacı ruhsat alım tarihi olan 30.04.2013 tarihinin işyeri teslim tarihi olarak belirlenmesi gerektiğini iddia etse de inşaat işine başlamasının önünde herhangi bir engel olmadığı değerlendirilerek işe başlangıç tarihi olarak 26.03.2013 tarihi esas alınmıştır. Davacının inşaatı sözleşme ve ihale dökümanlarına uygun olarak kendisine verilen süre içerisinde zamanında bitiremediği ve defaatle uyarıldığı, davalı idarenin kendi yükümlülüklerine uygun davranmış olduğu tespit edildiğinden sözleşmeyi feshetmesi ve fesih hakkıyla birlikte teminatları irad kaydederek cezai işlem uygulamasında herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafından işin yaklaşık %70’lik kısmı tamamlandıktan sonra davalı idarenin davacıya karşı olumsuz tutum takındığını, süre uzatım taleplerini haksız olarak reddederek cezalı çalışıyormuş gibi işlem tesis ettiğini, hak edişlerden haksız kesintiler yapmakla kalmayıp, yapılan işlerden kaynaklanan hak ediş bedellerini ödemeyerek iyiniyetli davacının işi bitirmesine engel olduğunu, davacı tarafından davalı idareye sözlü ve yazılı olarak birçok müracaatta bulunularak işin süresinin 30.04.2013 ruhsat tarihi baz alınarak belirlenmesi ve buna göre kendisine ilave süre verilmesi gerektiğinin bildirilmesine rağmen davalının haksız bir şekilde ruhsat tarihini değilde revize vaziyet planına istinaden fiilen işyeri tesliminin yapıldığı 26.03.2013 tarihini baz alarak davacıya işi bitirebilmesi için 34 gün eksik olacak şekilde az süre verdiğini, ancak ruhsat olmadan inşaata başlanmasının hukuken mümkün olamayacağını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “taraflar arasında ihaleye dayalı olarak 25/02/2013 tarihinde 2.649.000 TL bedel üzerinden eser sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre yer tesliminin 04/03/2013 tarihinde olacağının kararlaştırıldığı, ancak yan parselden kaynaklanan problemlerin giderilmesinin akabinde yer tesliminin fiili olarak 26/03/2013 tarihinde gerçekleştiği, yer tesliminin fiilen bu tarihte gerçekleştiğine ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, yer tesliminin akabinde sözleşme gereği yer teslimi tarihi olan 04/03/2013 ile fiilen yer tesliminin yapıldığı 26/03/2013 tarihleri arasındaki sürenin davacı tarafa süre uzatımı olarak verildiği ve işin bitiş tarihinin 08/06/2014 olarak revize edildiği, yine dosyadaki evraktan davacının yer tesliminden sonra 26/04/2013 tarihine kadar işin %4’ünü tamamladığını, ancak dosya kapsamındaki savunmalarında inşaatın geri kalma sebebinin ruhsat olmaması nedeniyle 30/04/2013 tarihine kadar işe başlayamaması olduğunu belirttiği ve 26/03/2013 tarihi ile ruhsat tarihi olan 30/04/2013 tarihleri arasındaki sürenin ek süre olarak verilmesi gerekirken sürenin eksik verilmesi nedeniyle işin geciktiğini, bu nedenle feshin haksız olduğunu beyan ettiği, davacı yüklenicinin yer tesliminden sonra işe başlayarak 26/04/2013 tarihine kadar işin %4’ünü tamamlaması nedeniyle bu tarihler arası süre uzatımı verilmediğini ileri sürmesinin TMK 2. maddesi ile bağdaşmadığı, Kamu İhale Kanunu kapsamında davacıya gönderilen ihtarnamelere rağmen işin tamamlanmadığı ve 4735 sayılı Kanun’un 20.a maddesine göre feshin haklı olduğu” gerekçesiyle davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, davalı idarece yapım işinin haksız olarak feshedildiğinin tespiti, mahrum kalınan kâr ve ödenmeyen hak ediş bedellerinin tahsili ile teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.