YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1061
KARAR NO : 2023/593
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı arsa sahipleri vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmede müvekkillerine ait taşınmaz üzerinde yapılacak binadan %20 oranında daire ile artı 1 daire verilmesi koşuluyla anlaşıldığını, sözleşme uyarınca müvekkillerinin sözleşmenin kendilerine yüklediği edimleri yerine getirdiklerini ve arsayı davalı tarafa devrettiklerini, ancak davalının edimlerini yerine getirmediğini, arsa üzerinde hiçbir inşai faaliyete başlamadığını, Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/527 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin feshine karar verildiğini, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin alacak ve haklarının saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL tazminatın sözleşmenin fesih edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı yüklenici cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/527 Esas sayılı dosyası ile davacı arsa sahiplerinin talebi ile haklı nedenle feshedildiği, davacıların menfi zarar talebinde bulunabileceği fakat davacılar tarafından 11.03.2019 tarihli beyan ile teslim edilmesi gereken daire bedellerinin çeşitli şekillerde değerlendirilmesi halinde kazanacakları muhtemel kâr talep edildiği, taleplerinin müspet zarar olarak nitelendirilebilecek talepler olduğu anlaşılmakla menfi zarar talebi bakımından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı ile yapılan sözleşme uyarınca teslim alması gereken daireleri teslim alamadığı için altın, dolar ve kira getirisi bazında kaçırılan fırsatlarının olduğunu, müvekkili …’in kuyumculukla uğraştığını elde edeceği gelirden altın alıp yatırım yapacağını, uzman bilirkişiden menfi zararlarının hesaplanarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin kaçırılan fırsat olarak menfi zararını talep ettiği, arsa sahibinin başka bir yüklenici ile daha lehe olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını ispatlayamadığı, soyut varsayıma dayalı zarar hesabı yapılamayacağı belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı ile yapılan sözleşme uyarınca teslim alması gereken daireleri teslim alamadığı için altın, dolar ve kira getirisi bazında kaçırılan fırsatlarının olduğunu, müvekkili …’in kuyumculukla uğraştığını elde edeceği gelirden altın alıp yatırım yapacağını, uzman bilirkişiden menfi zararlarının hesaplanarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tapu iptali ve tescil davası derdest olduğundan ve tapu maliki halen yüklenici olduğundan başka bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sunamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararı ile feshi nedeniyle uğranılan menfi zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125 nci maddesi ile 470 ve devamı maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Türk Borçlar Kanununun 112. maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Düzenleme kapsamına göre tazminat istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerektiğinden, uğranılmış bir zarar karşılığı olmayan miktara tazminat olarak hükmedilemez. Burada zarar kapsamı net ve gerçek zarar olarak düzenlenmiştir. Net ve gerçek zarar, malvarlığındaki gerçek eksilmeyi ifade eder. Bu nedenle müspet (olumlu) zararın tazmini halinde malvarlığının ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. Menfi (olumsuz) zarar uygulanacağına ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin yerine getirilmemesi sonucu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.
Menfi (olumsuz) zararın yasal dayanağı 6098 sayılı TBK’nın 125/III. (…106/II.) maddesindeki genel düzenlemelerdir. Yargıtay içtihatları ve doktrinde eser sözleşmesinden ve eser sözleşmenin bir türü olduğu kabul edilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dönülmesi nedeniyle uğranılan ve giderilmesi talep edilen olumsuz zararların sınırlı sayıda olmadığı kabul edilmekte; sözleşmenim yapılmasına ilişkin giderler, harçlar, posta giderleri ve noter ücreti de menfi zarar kapsamında değerlendirilmektedir. Sözleşmenin feshi yahut sözleşmeden dönülmesi halinde alacaklı ancak menfi zararının tazminini isteyebilecektir.
Hukuk Genel Kurulunun 17.01.1990 tarih ve 1989/13-392-1 sayılı kararında da belirtildiği gibi menfi zarar sözleşme yapılmasaydı davalının uğramayacağı zarar olarak tanımlanmaktadır. Menfi zarar, sözleşmenin yapıldığı tarihte başkasıyla davaya konu arsa üzerinde ne miktarda daire ve arsa payı karşılığı sözleşme yapılabileceğinin belirlenmesi, bu miktar ile mevcut duruma yahut akdedilmiş yeni sözleşmeye göre yapılabilecek inşaatlardan verilecek arsa payı ve bağımsız bölüm arasındaki fark tutarıdır.
Yapılan bu yasal ve genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı arsa sahipleri vekili 11/03/2019 havale tarihli dilekçesi ile menfi zarar talebinde bulunmuş ise de, ileri sürülen talepler müspet zarar olarak nitelendirilebilecek talepler olduğu gibi, bu kapsamda somut delil ve belgeler de sunulmadığından davacıların zarar talebinin reddi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden tahsilatta tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15/02/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.