Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1069 E. 2023/1229 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1069
KARAR NO : 2023/1229
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kura sonucunda müvekkiline isabet eden 7732 ada 8 parsel 18 no.lu taşınmazın Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/62 D.İş sayılı dosyasında tespit edilen şerefiye bedelini ödediğini, şerefiye bedeli tespit edilirken manzara, konum vs. dikkate alındığını, davalı kooperatifçe 7733 ada üzerine yapılan kafeteryanın müvekkilinin manzarasını tamamen kapattığını ileri sürerek kafeterya inşaatının yıkılmasına, kal’ine, mümkün olmaması durumunda taşınmazın uğramış olduğu değer kaybının, fazladan ödenen şerefiye bedelinin tespiti ile şimdilik 10.000,00 TLnin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 45.000 TL olarak artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her bağımsız bölüm için şerefiye bedellerinin sosyal tesisin onaylı imar planı dikkate alınarak mahkemece tespit yapılarak belirlendiğini, imara uygun ve ruhsatlı şekilde yapılan sosyal tesisin yıkılmasının davacının şahsi istekleri nedeniyle mümkün olmadığı gibi davacının taşınmazında bir değer kaybının da bulunmadığını, tam aksine sosyal tesise yakınlığı nedeni ile davacının taşınmazının değerinin arttığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.10.2015 tarihli 2015/41 E., 2015/775 K. sayılı kararı ile; kafeteryaya ait 16.05.2013 tarihli yapı ruhsatında imar planının onay tarihinin 16.01.2004 olduğu, kafeterya binasının inşa edilmesine ilişkin kooperatifin 27.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar alındığı, şerefiye tespiti yapıldığı anda 7733 ve 7734 adalarda sosyal tesis planlaması yapılacağının bilindiği, şerefiye tespit edilirken de bu durumun davacının taşınmazı ve diğer taşınmazlar yönünden de değerlendirildiği, manzara bakımından da ana giriş kapısının cephesinde kafeterya yer alsa da kafeteryanın düşük kotta olması, davacıya ait konutun su basmanı dikkate alınarak tamamıyla deniz manzarasının kapanmadığı, söz konusu kafeterya ve havuzdan herkesin yararlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 09.10.2018 tarihli 2016/1775 E., 2018/4592 K. sayılı ilamı ile; davacının bağımsız bölümü için ödediği şerefiye tespitine esas alınan Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/62 D.İş dosyasında bilirkişinin ”davacıya ait bağımsız bölüm önünde bulunan 7732, 7733 ve 7729 nolu parsellerin henüz imar durumunun belli olmadığı bu nedenle yapılaşma olup olmayacağının bilinmediği, mevcut durum nazara alınarak şerefiye belirlendiği” açıklamasını yaptığı, davacıya ait bağımsız bölüm önündeki 7733 parsel üzerine sonradan kafeterya yapıldığı, davacının manzarasının kısmen de olsa kapandığının anlaşıldığı, bu durumda mahkemece kafeterya yapılmadan önceki ve sonraki durum arasında varsa nesafet farkının bilirkişiye hesaplattırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere davacının manzarasının kısmen de olsa söz konusu kafeterya nedeni ile kapandığı, hükme esas alınan ek raporlarda davacıya ait bağımsız bölüm önüne kafeterya yapılması ile kafeterya öncesi ve sonrası durumda oluşabilecek nesafet farkının %5 oranında olduğu, buna göre kafeterya nedeni ile davacının bağımsız bölümünün değerinde dava tarihi itibarıyla rayiç değerlere göre 22.500,00 TL’lik bir azalmanın söz konusu olduğu, davacı tarafça değer kaybına ilişkin talebinin belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği ve davanın açıldığı tarihte dava değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği dikkate alındığında HMK’nın 107 nci maddesi hükmü kapsamında davacı vekilince sunulan 17.06.2019 tarihli beyan dilekçesinin talep artırım mahiyetinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve bozmadan sonra talep artırımın mümkün olduğu, ıslah dilekçesi olduğunun kabul edilmesi halinde de 22.07.2020 tarihili değişiklik ile HMK’nın 177 nci maddesinin ikinci fıkrası ile bozma kararından sonra tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılmasının mümkün olduğunu, davalı vekilince davacı vekilinin 17.06.2019 tarihli dilekçesine karşılık zamanaşımı def’i ileri sürülmüşse de davanın belirsiz alacak davası olduğu ve talep artırım mahiyetinde olduğu, kaldı ki söz konusu dilekçe ıslah olarak kabul edilmiş olsa dahi davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürme imkanına sahip olduğu zamanaşımı defini ileri sürmeyip yargılama sırasında ileri sürmesi halinin savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit dosyasında mevcut durum nazara alınarak şerefiye bedelinin belirlendiği yönündeki açıklamanın gerçeği yansıtmadığını, şerefiye bedelinin 7733 adanın imar durumunun dikkate alınarak belirlendiğinin şerefiye tablosundan açıkça görüldüğünü, şerefiye tespitinde manzaradan tam yararlanma % 50 iken % 45 üzerinden hesaplama yapıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davanın belirsiz alacak olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının davasını kısmi dava olarak açtığını, bu yönden kararın bozulması gerektiğini, ıslah dilekçesi olduğu kabul edilse dahi HMK 177 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği bozmadan sonra ıslah yapılabileceği yönündeki gerekçenin de hatalı olduğunu, davacının ıslah talebini yasa değişikliğinden önce yaptığını, ıslah harcını da yatırdığını ve ıslah işleminin tamamlandığını, usul hukukuna ilişkin yasa değişikliğinin tamamlanmış işlemlere uygulanmasının mümkün olmadığını, ayrıca ıslah dilekçesine karşı ileri sürülen zaman aşımı def’inin cevap dilekçesinde ileri sürülmediğinden savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğundan itibar edilmediği gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kısmi davada dava edilmeyen kısım için zaman aşımı işlemeye devam edeceğinden dava değerinin artırılması halinde davalı tarafça zamanaşımı def’inde bulunulabileceğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kooperatif üyesinin şerefiye bedelinin tespiti sonrası manzarasının kapandığından bahisle tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 ncı ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

3. Mahkemece HMK’nın 107 nci maddesi gereğince eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve dolayısıyla 17.06.2019 tarihli dilekçesinin de talep artırımı mahiyetinde olduğunun kabulü yerinde görülmekle birlikte sadece bu yönde somut ve açık olarak gerekçe oluşturması gerekirken terditli olarak ıslah dilekçesi olduğunun kabul edilmesi halinde de 22.07.2020 tarihli değişiklik ile HMK’nın 177 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca ıslah yapılmasının mümkün olduğu ve ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiş olsa dahi davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürme imkanına sahip olduğu zaman aşımı def’ini ileri sürmeyip yargılama sırasında ileri sürmesi halinin savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu şeklinde dosya kapsamına uygun olmayan yöndeki gerekçesi doğru olmamıştır.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan mahkeme kararının HUMK’un 438/son maddesi gereğince gerekçesi değiştirilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı tarafın, mahkeme gerekçesinde yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan kararının gerekçesinin değiştirilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.