YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1097
KARAR NO : 2023/1248
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat … … ile davalı vekili Avukat … …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … Merkez ilçe, 36 pafta, 379 ada, 1 parsel no.lu taşınmaz üzerinde arsa payı karşılığı inşaat yapılması amacıyla davalı … başkanlığınca açılan kapalı teklif usulü ihale üzerine en uygun teklifi veren davacı şirket ile 08.12.2010 tarihinde … 3. Noterliğinin 14536 yevmiye no.suyla tescil edilen sözleşmenin davalı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından inşaat sahasındaki arsaya işlerin yürütülebilmesi için gerekli olan işlemleri yapmaya başladığını, bu aşamada … 1. İdare Mahkemesince ihalenin iptali için açılan davada önce 21.04.2011 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı verildiğini, taraflar arasında akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin dayanağını ve temelini oluşturan ihale için … 1. İdare Mahkemesinin 2011/408 Esas, 2011/2378 Karar sayılı ve 30.12.2011 tarihli kararı ile “söz konusu taşınmazın imar planında katlı otopark ve işhanı olarak ayrıldığı, bu amaca aykırı şekilde kat karşılığı konut inşaatının da yapılmak üzere yapılan dava konusu ihalenin iptaline” denmek sureti ile iptal kararı verildiğini belirterek sözleşme nedeniyle yapmış olduğu 261.600,00 TL, zemin etüdü için 20.700,00 TL, hafriyat ve taşınmazı için masrafların raporla belirlenecek tutarı, şantiye kurulumu ve işletim masrafları olarak 88.100,00 TL, şantiyede görevlendirilen 4 personel ve şantiye işletim masrafları olarak toplam 117.306,90 TL, proje bedelleri olarak ödenen 396.616,00 TL, teminat mektubu alınması masrafları için dava açma tarihine kadar ödenen 18.324,00 TL, komisyon masrafları olmak üzere 901.430,00 TL sözleşme masrafı ile 600.000,00 TL civarındaki zararı olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili ıslah dilekçesinde; kâr muhrumiyeti taleplerini 8.616.519,20 TL arttırarak toplam 10.116.519,20 TL müspet zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminatı gerektirir bir hususun bulunmadığını, tazminatın neye göre talep edildiğinin anlaşılmadığını, söz konusu alanın arsa payı karşılığı inşaat yapılmak üzere 24.11.2010 tarihinde ihaleye çıkarıldığını, en uygun teklifi verenin davacı olduğunu, taraflar arasında 08.12.2010 tarihinde sözleşme imzalandığını, iptale neden olan imar planında değişiklikler yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmede dava konusu masrafların arsa sahibi olan müvekkilinden istenebileceğine dair bir hüküm olmadığını, şu anda dava konusu taşınmaz üzerinde inşaat ile ilgili herhangi bir çalışma bulunmadığını, davacı tarafın bu nedenle davasında haksız olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.09.2012 tarihli ve 2012/419 Esas, 2012/778 Karar sayılı kararı ile dava dilekçesinin idari yargı yolunun görevli olması nedeni ile yargı yolu yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 12.02.2013 tarihli ve 2013/173 Esas, 2013/748 Karar sayılı kararında “Dava, ihalenin iptali sonucunda dayanaksız kalan sözleşmeye dayanılarak yapılan masraflar ve kâr mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca açılan ihaleler sonucu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’na göre akdedilen eser sözleşmelerinde, kamu hukukuna bağlı veya kamunun denetimi altında bulunan veyahut kamu kaynağı kullanan kamu kurum ve kuruluşlarının (idarenin) sözleşmede taraf olması, bu akdi ilişkiye idari sözleşme niteliğini kazandırmaz. Anılan kanunlara dayalı olarak ihale kararının kesinleşmesine kadar olan aşamada idarece alınan kararlar ve yapılan işlemler idari işlem niteliğindedir. Ancak, sözleşmeden önceki ihale (4734 sayılı Kanun) aşamasındaki uyuşmazlıkların dava yoluyla çözüm yeri idari yargı, ihalenin kesinleşmesi üzerine sözleşmenin imzalanmasından sonraki (4735 sayılı Kanun) aşamasında ise taraflar arasındaki uyuşmazlıkların dava yoluyla çözüm yeri Adli Yargıdır.” açıklaması yapılarak kararın, dava konusu uyuşmazlığın, ihaleden sonra özel hukuk hükümlerine göre taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleşmenin idari sözleşme niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın dava yoluyla çözüm yerinin adli yargı olduğu ve davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 12.02.2013 tarihli ve 2013/173 Esas, 2013/748 Karar sayılı ilamına karşı davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
4.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10.12.2013 tarihli ve 2013/6066 Esas, 2013/7879 Karar sayılı kararı ile; dava konusu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin dayanağı olan ihalenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ihale sonucu 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanun’una göre sözleşmenin akdedildiği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuş ise de, sözleşmenin 2886 sayılı Devlet İhale Kanun’una göre yapılan ihale sonucunda yapıldığı, ancak anılan yanılgının kararın sonucuna etkili olmadığı açıklanan nedenlerle dava konusu uyuşmazlığın, ihaleden sonra özel hukuk hükümlerine göre taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sözleşmenin idari sözleşme niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın dava yoluyla çözüm yerinin adli yargı olduğu ve davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek karar düzletme talebi kabul edilip gerekçesi değiştirilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
5.Mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği 12.06.2019 tarihli ve 2014/45 Esas, 2019/357 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 901.430,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Menteşe Belediye Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
6.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
7.Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2019/3566 Esas, 2020/2403 Karar sayılı kararıyla; davanın ilk açıldığı tarihin 31.05.2012 olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 03.02.2014 olarak yazılmış olmasının faizin dava tarihinden itibaren yürütülmesi nedeniyle doğru olmadığı, davadaki talebin sözleşmenin dayanağı olan ihalenin idari yargıda iptâl edilmiş olması sonucu ifasının imkânsız hale gelmesi nedeniyle uğranılan menfi ve müspet zararların tahsili olduğu, inşaat yapılacak taşınmazın aynına ilişkin tapu iptâli-tescil ve el atmanın önlenmesi talebi bulunmadığını, dayanak sözleşmenin … Belediye Başkanlığı ile imzalanmış olup 6360 sayılı Yasayla statüsü değiştiğinden … Büyükşehir Belediyesi sözleşmenin tarafı haline geldiği, inşaat yapılacak taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmiş olmasının sözleşmenin devri sonucunu doğurmayacağından yeni malikin sözleşmeye aykırılık nedeniyle açılan davada taraf sıfatını alması ve tarafı olmayan sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelmesi sonucu oluşan zararların gideriminden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, kaldı ki kabul şekli itibariyle Menteşe Belediye Başkanlığı’nın davanın tarafı haline geleceği kabul edilse dahi davacı yükleniciye vereceği dilekçeyle söz konusu belediyeye karşı davayı yöneltme imkânı tanınıp, dava dilekçesinin bu belediyeye tebliğ edilerek hukuki dinlenilme hakkının sonucu olarak savunma hakkının tanınmasının da zorunlu bulunduğu, davanın sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelmesi sebebiyle tazminat istemine ilişkin olup sözleşmeden … hak ve borçlar yeni kurulan belediyeye devredilmediği, bunun sonucu olarak sözleşmeden … hak, alacak ve borçlar … Belediyesi ve statüsünün değişmiş olması nedeniyle … Büyükşehir Belediyesine geçmiş olduğundan yargılamaya bu davalı hakkında devam edilip, delilleri toplanıp değerlendirilmek suretiyle … hakkında sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından sözleşmenin feshedilmediği, … 1. İdare Mahkemesinin kararı ile ihalenin ve dolayısıyla sözleşmenin iptali edildiği, ortada geçerli bir şekilde yapılmış sözleşme olmadığının kabulünün gerektiği, ihale iptal edildiğine göre yürürlükte olmayan sözleşme dolayısıyla davacının yoksun kalınan kârı isteyemeyeceği, ifa imkansızlığının bulunduğu, ifanın imkansız hale gelmesinde davalı … Başkanlığının herhangi bir şekilde kusurunun olmadığı, davacının kâr mahrumiyetini isteyemeyeceği ancak geçersiz olan sözleşme dolayısıyla yapmış olduğu giderleri talep edeceği, ilk bilirkişi kurulu raporunda davacının yapmış olduğu sözleşme giderlerinin 261.722,38 TL, zemin etütü olarak 20.776,00 TL, şantiye kurulum masrafları olarak 205.406,90 TL, ruhsat için 396.616,00 TL olmak üzere toplam masrafın 905.816,48 TL, ikinci bilirkişi kurulunda ise; sözleşme masrafı olarak 261.531,10 TL, zemin etütü masrafı olarak 28.640,65 TL, proje bedeli ruhsat olarak 396.616,00 TL, teminat gideri olarak 21.143,26 TL olarak toplam masrafların 707,930,91 TL olduğu, söz konusu giderlere personel ve şantiye giderleri olan 396.616,00 TL dahil edildiğinde toplam giderlerin 913.337,81 TL olduğu, ancak davacının ödemiş olduğu giderlerin toplam tutarının 901.430,00 TL olduğu, davacının yapmış olduğu giderlerin kendi kabulünün dışında fazlaya hükmetmenin hukuken imkansız olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 901.430,00 TL’nin dava tarihi olan 31.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı … Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı Temyizi
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı idarenin kusurlu ve artniyetli olarak sözleşmenin feshine neden olduğunu, mahkemece sehven yanlış bir değerlendirme yapılarak sözleşmenin davalı idarenin kusuru nedeniyle feshedilmediği, üçüncü kişinin açmış olduğu dava neticesinde ihalenin ve dolayısıyla sözleşmenin feshedildiğinden bahisle sözleşmenin yürürlükte olmadığı bu nedenle yoksun kalınan kârın istenemeyeceğine karar verilmesinin açıkça yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, bu durumda akdin bozulmasında sadece davalı yan kusurlu olup kâr mahrumiyeti talebi hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulması talep edilmiştir.
2. Davalı Temyizi
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; paylaşım komisyonunun taşınmazı Menteş Belediyesi’ne devrettiğini, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, basiretli tacir olarak yer teslimi yapılmadan masraf yapılmaması gerektiğini, yer tslimi yapılmadığını, raporların davacının beyanı esas alınarak hazırlandığını, harcamaların ispatlanamadığını, özel teknik şartnamenin 4. maddesinde şantiye ve kurulum masraflarının ücretsiz yüklenici tarafından yapılacağının hüküm altına alındığı, projede yapılması geeken kazının tamamının yapılmadığını, şantiyenin kurulması için izin alınmadığı gibi şantiyenin kurulduğunun da şüpheli olduğunu, projelere ait ödenen faturalara dair dosya içerisinde delil bulunmadığı ve proje hazırlama yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, teminat mektubuna ilişkin hesaplamanın doğru olmadığını, kusurları bulunmamasına rağmen tüm masraflara hükmedilmesinin doğru olmadığını, diğer masraflar kapsamında verilen şantiye su bedeline yönelik olarak da şantiyede abonelik bulunmadığı, salt fatura sunulmasının masrafların yapılmasını ispatlamadığını, şirket olan davacının ödemelerini banka aracılığı ile yapması gerektiğini, kusur durumunun tespit edilmemesinin hatalı olduğunu, rapora itirazlarının ikinci raporda incelenmediğini, sözleşme yapılması ve idare mehakemesinin iptal kararı arasında kısa bir süre olduğu, bu kadar kısa sürede masrafların yapılmasının mümkün olmadığını, avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulması talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin dayanağı olan ihalenin idare mahkemesi kararı ile iptali sonucu ifanın imkansız hale gelmesi sebebiyle uğranılan müspet ve menfi zarar ve kâr kaybı alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 vd. maddeleri,
6102 satılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle dava konusu sözleşme dayanağı ihalenin idare mahkemesi kararı ile iptal edilip kesinleşmiş olması, bu nedenle davalı belediyeye kusur yüklenemeyeceğinden davacının kar mahrumiyeti vasfındaki müspet zararlarını istemesinin mümkün olmadığının ve uyuşmazlık konusu olan imal ve inşa işinin davacının ticari faaliyetleri ile ilgili olması, TTK’nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan birisi için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer taraf içinde ticari iş sayılacağı, bu nedenle mahkemece avans faizi verilmesinde bir hata bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı dava dilekçesinde; 261.600,00 TL sözleşme masrafları, 20.700,00 TL zemin etüdü bedeli, 88.100,00 TL şantiye kurulum ve işletim masrafları, 117.306,90 TL şantiyede görevlendirilen 4 personel ve şantiye işletim masrafları, 396.616,00 TL proje bedelleri, 18.324,00 TL teminat mektubu komisyon masrafları olmak üzere 901.430,00 TL ile ihalenin iptali nedeni ile en az 600.000,00 TL civarındaki zararlarının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecekticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile birlikte kar mahrumiyeti talebini toplam 10.116.519,20 TL olarak arttırmıştır.
Mahkemece yapılan yargılamada iki farklı heyetten rapor alınmış, 15.12.2017 havale tarihli ilk raporda; sözleşme masrafının 261.722,38 TL, zemin etüdü bedelinin 20.700,00 TL, proje bedellerinin 396.616,00 TL olduğu, komisyon bedeli olarak 2.971,20 TL’nin tespit edilebildiği ve beyanlara göre şantiye masrafının 205.406,90 TL olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine alınan ek raporda ise proje bedelinin asgari ücretinin tespit edildiğini, piyasa fiyatında %40 indirim yapılması gerektiğini belirterek bedelin 134.597,40 TL olduğunu sonucuna varılmıştır. Bu durumda alınan ilk rapor ve ek raporda; toplam masrafın 625.397,48 TL olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
İtiraz üzerine talimat ile alınan 04.03.2019 tarihli raporda ise; sözleşme masraflarının 261.531,00 TL, zemin etüdü bedelinin 28.640,65 TL, proje bedellerinin 396.616,00 TL, teminat mektubu masraflarının 21.143,26 TL olarak belirlendiği, proje bedellerinde indirim kabul edilmediği ve şantiye masrafları ile ilgili delil olmadığından bu talebin incelenmediği bildirilerek toplam masraf 707.930,91 TL olarak tespit edilmiştir.
Mahkemece alınan her iki rapor incelendiğinde sözleşme masrafları dışındaki taleplerin bedelleri konusunda raporlar arasında çelişki bulunduğu gibi ilk raporda beyana göre belirlenen ikinci raporda ise delil olmadığından değerlendirme yapılmadığı belirtilen şantiye masraflarının neden kabul edildiğine yönelik mahkeme kararında denetime elverişli gerekçe de bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve raporlardan farklı olarak hükmedilen şantiye masraflarının neden kabul edildiği gerekçelendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de dava dilekçesinde her bir talep için ayrı bedel talep edilmesine rağmen hangi kalem yönünden ne kadar bedele hükmedildiği belirtilmeden toplam bedel üzerinden hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişilerden farklı, konusunda uzman, üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak ilk iki rapordaki çelişkileri giderecek şekilde rapor alınması, raporlarında ileri sürülen görüşlere riayet edilmemesi halinde bunun Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçelendirilmesi ve her bir kalem bakımından da ne kadar bedele hükmedildiği ayrı ayrı gösterilmek suretiyle hüküm kurmaktan ibarettir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi nedeni ile kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarında davalının temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.