Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1110 E. 2023/1272 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1110
KARAR NO : 2023/1272
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacının istanaf başvurusunun esastan reddine, davalının kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 28/10/2013 tarihli sözleşmeyle müvekkilinin dış cephe kaplama işini yüklendiğini, müvekkilinin işi sözleşmeye uygun olarak ve süresinde tamamlayıp teslim etmiş olmasına rağmen bakiye alacağı ödemediğinden tahsili için davalı aleyhine 01/07/2014 tarihli 152.031,76 TL ve 01/07/2014 tarihli 23.237,74 TL miktarlı faturalara dayanılarak toplam 175.269,50 TL’lık alacak için icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 14/09/2018 tarihli dilekçesiyle takipteki yasal faiz istemini avans faizi olarak ıslah ettiğini belirtmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 2 adet faturaya müvekkilinin 01/08/2014 tarihli cevabi ihtarname ile itiraz ettiğini, davacının işi eksik, kusurlu yaptığını, işi süresinde tamamlamadığını, tüm yazılı ve sözlü ihtarlara rağmen davacının ihtar edilen hususları yapmamakta ısrar etmesi ve işi bitirmeyeceğinin anlaşılması üzerine müvekkilince olaya müdahale edilerek mevcut işçilerin ödenmeyen ve çalışılacak günler ücretleri garanti edilerek çalıştırılmaya ikna edildiğini ve ayrıca işçiler getirtilerek 06/07/2014 tarihine kadar davacı nam ve hesabına tüm eksikliklerin yapılarak tamamlandığını, gerek davacıya bizzat gerekse de nam ve hesabına yapılan ödemeler toplamının 199.892,25 TL olup ayrıca gecikilen gün için sözleşmenin 5.maddesi gereğince günlük 2.500,00 TL ceza uygulandığını, bu nedenlerle davacının müvekkilinden alacağı bulunmadığı gibi aksine borçlu olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işin süresinde bitirilmediği sabit olsa da sözleşmede kararlaştırılan ceza-i şartın ifaya ekli ceza-i şart olup, dosya kapsamına göre, davalının dava konusu iş nedeni ile sözleşmeden kaynaklanan ceza-i şart talep etme hakkını kullandığına veya saklı tuttuğuna dair bir belgeye rastlanılmadığından davalının ceza-i şart isteyemeyeceği, davalının işi davacı nam ve hesabına üçüncü kişilere işin yaptırıldığı savunmasında, davacı nam ve hesabına yaptırıldığı ileri sürülen işlerin davacı tarafından yapımı üstlenilen işlere ilişkin olduğu hususu kanıtlanamadığından davalı vekilinin bu yöndeki savunmasına da itibar edilmeyerek; mahkemece aldırılan 21.05.2018 tarihli kök ve 31.12.2018 tarihli mali müşavir bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen ayrık raporlara ve davacı ticari defterlerine göre davacıya yapılan ödemeler toplamının 174.711,07 TL olduğunun anlaşıldığı, davaya konu işin bedelinin, davacı tarafından tanzim edilen toplam fatura tutarına göre 307.867,40 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıya yapılan ödemelerin bu bedelden düşülmesi neticesinde davacının takip tarihi ile 133.156,33 TL alacaklı bulunduğu kanaati ile bu miktar üzerinden itirazın iptaline, takip tarihinden evvel davalı temerrüde düşürülmediğinden takip tarihinden önceki işlemiş faiz talebinin reddine, yine davacı ıslah dilekçesi ile icra takip dosyasında sehven yasal faiz istendiğini belirterek avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiş ise de, itirazın iptali davası, takipteki talepler bağlı kalınarak yürütülen bir dava türü olmakla, davacı vekilinin işletilecek faizin türüne yönelik ıslah talebinin kabulüne olanak görülmediği gerekçesiyle, takibin 133.156,33 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz (%9) ile devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla icra inkar tazminatı isteminin kabulüne, işlemiş faize ve fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş bedelinin 307.867,40 TL değil 339.840,00 TL olarak nazara alınması gerektiğini, buna göre müvekkilinin alacağının 31.972,60 TL eksik hesaplandığını, davalının müvekkiline 174.711,07 TL ödeme yaptığının tespitini de kabul etmediklerini, ıslahla faizin türünü de değiştirebileceklerini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu alacağın likit kabul edilemeyeceğinden davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin geçici kabul tutanağını ifa olarak kabul ederek hataya düştüğünü, tam ifa olmadığını, davacının yapmadığı işi tamamlamak için müvekkilinin harcama yaptığının da 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, müvekkilinin ceza-i şartın mahsubunu talep etme hakkı olmasına rağmen mahsup edilmemesinin doğru olmadığını, müvekkili tarafından sözleşmenin 3. maddesine göre davacının hesabından düşülmek üzere toplam 6.607,27TL SGK primi ödendiğini, iş bedeli 288.000,00TL olduğuna göre ödenmesi gereken primin 13.291,20TL, işsizlik bedelinin 1.329,12TL olmak üzere toplam 14.620,32-TL olduğunu, sözleşmenin 3. maddesi gereğince bu bedelin alacaktan mahsubu gerekirken mahsup edilmemesinin kabul edilebilir olmadığını beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşme dışı yapılan işlerin dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporuyla yapıldığının ve talep edilen bedelin yapılan imalatla ödemeler değerlendirilerek hesaplanmasının usule uygun olduğu, takip tarihinden sonra 25/07/2014 tarihli ihtarnamenin davacı tarafından davalıya keşide edildiği, buna göre takip tarihinden evvel davalının temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, itirazın iptali davası takip hukukuna özgü ve takipteki taleplerle bağlı kalınarak görülen bir dava olmakla, faizin türüne yönelik ıslah talebinin kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin ise diğer başvuru sebeplerinin reddi ile icra inkar tazminatının kabulüne ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuyla davacının bakiye alacağı yapılan ödemeler de mahsup edilerek belirlenmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi kararı sadece icra inkar tazminatı yönünden kaldırılarak, icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle birlikte icra inkar tazminatının reddi kararının hatalı olduğunu temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/2. maddesi, 470. vd.maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67/2. maddesi.
3. Değerlendirme

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.Davacı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; dosya içeriğine göre Ankara 19,İcra Müdürlüğünün 2014/14082 sayılı takip dosyasında, davacı tarafından davalı aleyhinde 175.269,50 TL asıl alacak, 605,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 175.874,54TL alacak için takip başlatılmış, Bölge Adliye Mahkemesince 133.156,33 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş olup, reddedilen kısım Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

3. Davalı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; davalı ceza-i şart talep edebileceğini belirtmiş ise de; sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ifaya ekli ceza-i şart olup; davalı gönderdiği 25.07.2014 tarihli ihtarnamede sadece asıl yüklenicinin kestiği cezayı yansıtacaklarına dair beyanda bulunmuş olup, TBK 179/2. maddesi anlamında dava konusu iş nedeni ile sözleşmeden kaynaklanan cezai şart talep etme hakkını kullandığına veya saklı tuttuğuna dair başka belge sunulmamıştır.

4. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı alacağı hesaplanırken davalının davacı adına SGK’ya fiilen yaptığı ödemelerin mahsubu suretiyle hesaplama yapılmasına, İK’nın 67/2. madde hükmüne göre, alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli olması halinde alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedileceğinden, davacının takip yaparken özellikle kötüniyetli olduğu kanıtlanamamasına göre temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,

Aşağıda yazılı harcın davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.