Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1126 E. 2023/1195 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1126
KARAR NO : 2023/1195
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirketten 03.12.2014 tarihli sözleşme ile 1.300.000,00 Amerikan Doları karşılığında 10 mw, 15 ton 2 pompalı indüksiyon ocağı satın aldığını, … kondüksiyonla desteklenen pota kısmında sorunlar olduğunu, davalı şirket yetkili servisinin bu sorunları tespit ettiğini ancak arızayı gideremediğini, davalı şirketin yetkililerinin yedi defa gelmelerine rağmen sorunu çözemediklerini, ocakların veriminin 350-400 şarj metal alınması gerektiği halde dava konusu ocaklardan 80-100 şarj metal dahi alınamadığını, pota bobininde teoride olması gerekenden daha fazla miktarda titreşimler, genleşme hareketi olduğunu, deneme çalıştırılmasında bile davalı şirketin servis elemanlarının tespit ettiğini, bu nedenlerle dava konusu ocakların kabulünün yapılamadığını, ocaklarda üretimin yapılamadığını, davacının zarar ettiğini belirterek bilirkişilerce belirlenecek arızalı ve hasarlı bobinlerin yenisi ile değiştirilmesini, ocakların çalıştırılması mümkün değil ise bilirkişilerce belirlenecek bedelinin yasal faizi ile ödenmesini, ocakların çalıştırılamamasına bağlı olarak uğradıkları kazanç kaybının bilirkişilerce tespit edilerek, şimdilik 30.000,00 TL nın davalıdan yasal faizi ile tahsilini istemiş, 02.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.099.098,00TL’nın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 5.000.00TL lik kar kaybı taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmişlerdir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket ile davacı şirket arasında 01.11.2012 tanzim tarihli 10 MW güçte vıp dual-trak ergitme sistemi siparişi hususunda eser sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince Gebze Mahkemelerinin yetkili olduğunu, satım konusunun ayıptan ari ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, garanti kapsamında bazı iyileştirmeleri davalının yaptığını, ayıp ve kusur ihbarının yasal süresinde yapılmadığını, davanın hak düşürücü ve zaman aşımı süresinde açılmadığını, davacının iddia ettiği zararları ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacının kusurlu davranışı ve hatalı kullanımı sebebiyle meydana gelen hususların davalı şirkete yüklenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, istinaf kaldırma kararı, taraflar arasında yapılan sözleşme, yazışmalar, servis formları, alınan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 03.12.2014 tarihli eser sözleşmesinin bulunduğu; davacının iş sahibi, davalının yüklenici olduğu; esere konu işin sözleşmede belirtilen ocak olduğu, sözleşmede eserin teknik özelliklerinin açıkça yazılı olduğu, götürü bedel üzerinden anlaşma sağlandığı ve davalı/yüklenicinin esere garanti verdiği, elektronik posta yazışmalarından ve davalının düzenlediği servis formlarından, eserde teslimden itibaren sorunlar çıktığı, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, bobin, izolasyon, bağlantı, ekipmanları, işçilik vb nazara alındığından ayıbın giderilmesinin 180.000,00.-Euro maliyetinin olduğu, bu bedelin TL karşılığının toplam 1.099.098,00.-TL olduğu, davacının bedel artırımı ile bu rakamı talep ettiği, dava dilekçesinde talep edilen 30.000,00.-TL’den 5.000,00.-TL’yi yoksun kalınan kâr için talep ettiği, değişim yerine tamiratın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi uygulamaları ve TBK 475. maddesi karşısında, daha uygun bir çözüm olduğu, tamirat bedeli için talep edilen toplam tutarın 1.094.098,00.-TL olduğu, davacının bu miktar için arızalı ve hasarlı bobinler nedeniyle tazminat davasını ispat ettiği anlaşılmakla; arızalı ve hasarlı bobinlerin yenisiyle değiştirilmesi talebinin reddine, arızalı ve hasarlı bobinler nedeniyle tazminat talebinin kabulüne, toplam 1.094.098,00.-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm altına alınan tazminatın, 25.000,00.-TL’sine dava tarihi olan 11.07.2016 tarihinden, 1.069.098,00.-TL sine ıslah tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının kâr mahrumiyetine ilişkin davasının, feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararda hükmedilen faiz oranları ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, belirsiz alacak davalarında bedel artırımla birlikte davanın bir kez ıslahının da mümkün olduğunu, 23.03.2019 tarihli dilekçede; alacaklarının HMKnın 107.maddesine dayalı olarak 1.069.098,00 TL arttırılmış olduğu, ayrıca ıslah yolu ile davada talep edilen faiz türü değiştirilerek ticari temerrüt faizi istenildiğini, bu nedenle bedel artırım dilekçesine konu edilen alacak dahil olmak üzere, tamamı için dava tarihinden itibaren ticari temerrüt avans faizi işletilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın bu yönü ile kaldırılarak faiz oranları ve başlangıç tarihleri yönünden yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu makinenin, teslim tarihi olan 2014 tarihinden bu yana kullanılmış ve halihazırda davacı tarafından halen kullanılmakta ve üretim yapılmakta olduğunu, sanki makine hiç çalışımıyor 2014 yılından beri çalışmadan üretim yapmadan bekliyor gibi karar verildiğini, bu konudaki itirazların dikkate alınmadığını, bu nedenle eksik ve hatalı olarak oluşturulan kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden inceleme için mahkemesine gönderilmesi gerektiği, davacının ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirdiğine ilişkin hiçbir delil ve belge bulunmadığını, buna karşılık sayın mahkeme tarafından itirazların hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmuş gibi karar oluşturulduğunu, davacı tarafından 2014-2016 yılları arasında, makinenin bobin kısmında sorunlar olduğu davacı tarafından iddia edilmekte ise de, yapılan servis incelemelerinde ocaklar ve sistemde üretim planlama ve teknik aksamdan kaynaklı herhangi bir hata bulunamamış, aksine davacı şirketin hatalı kullanımından kaynaklı yetersiz bakımından kaynaklı hatalar bulunduğunu,, taraflar arasından akdedilmiş olan dava konusu 03.12.2014 tarihli sözleşmede eser karşılığı götürü bedelle anlaşma sağlandığından, bilirkişi heyeti tarafından 2015 yılına ilişkin götürü bedel üzerinden ayıp işlere ilişkin oranlama yoluyla hesaplama yapılması gerekli olduğunu, dava dosyasını konusu makinede yer alan gizli ayıbın ne olduğu, ne şekilde davacının zararına neden olduğu ve neden kabul edilmesi mümkün olmaksızın 180.000 avro karşılığı ayıbın giderilmesi gerekeceği yönünde hiçbir bilgi, belge, delil veya dayanak dosya içerisinde yer almadığını, makine arızalarının tamamı davacının hatalı kullanımı ve ihmali davranışları nedeniyle meydana geldiğini, fakat, her şekilde davacı makineden üretim yapmaya devam etmiş, makineden fayda sağladığını, dış yüzey astarlarında dökülme olması hususunda, müvekkil firma tarafından sürekli ucuz astarlama yapıldığı ve hatalı işçilik sonucu meydana geldiği davanın başından beri iddia edilmiş olmasına karşılık, haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkil firma iddia ve beyanları dikkate alınmadığını, istinaf talebinin kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede davalı yüklenicinin esere garanti verdiği, elektronik posta yazışmalarından ve davalının düzenlediği servis formlarından, eserde teslimden itibaren sorunlar çıktığı, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, elektronik posta yazışmalarından ve davalının düzenlediği servis formlarından, eserde teslimden itibaren sorunlar çıktığı, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, bobin, izolasyon, bağlantı, ekipmanları, işçilik vb nazara alındığından ayıbın giderilmesinin 2015 yılı piyasa rayiçleriyle 180.000,00.-Euro maliyetinin olduğu, bu bedelin TL karşılığının toplam 1.099.098,00.-TL olduğundan mahkemece yazılı olduğu şekilde giderim bedeline hükmedilmesinde aykırılık bulunmadığı, iş bedelinin de tamamının ödenmiş olması gözetildiğinde ayıplı işler yönünden fiziki oran kurulması yerine ayıbın ortaya çıktığı tarihe ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenerek bulunacak tarih olarak belirlenen 2015 yılı piyasa rayicine göre giderim bedelinin belirlenmiş olmasının yerinde olduğu mahkemece verilen hükümde usul ve esas yönünden bir aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş,

Mahkemece, ıslahla arttırılan kısma ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinafı yerinde görülmüş,

Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/315 Esas, 2021/493 Karar sayılı kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacının kar mahrumiyetine ilişkin davasının, feragat nedeniyle reddine, davacının arızalı ve hasarlı bobinlerin yenisiyle değiştirilmesi talebinin reddine, davacının arızalı ve hasarlı bobinler nedeniyle tazminat talebinin kabulüne toplam 1.094.098,00.-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm altına alınan tazminatın, 25.000,00.-TL’sine dava tarihi olan 11/07/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 1.069.098,00.-TL’sine ise ıslah tarihi olan 02/04/2019 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeniyle alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davanın tarafları arasında eser sözleşmesinin bulunduğu, davacının iş sahibi davalının yüklenici olduğu, 6098 sayılı TBK 474, 475, 477, 481 madde hükümleri uyarınca gizli ayıpların giderim bedellerinin istenebileceği, gizli ayıbın parasal karşılığının ortaya çıktığı tarihteki serbest piyasa rayicine göre hesaplanmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde istinaf sebeplerinin karşılandığı anlaşılmaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.