Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1164 E. 2023/1045 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1164
KARAR NO : 2023/1045
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2012/73 esas sayılı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının onanarak kesinleştiğini, davalının hakkında başlatılan icra takibine itirazda bulunduğunu ancak davacıya 83.726,96 TL ödendiğini, yatırılan bu tutarın öncelikle faiz ve masraflardan düşülmesi gerektiğini belirterek, davalının itirazlarının 748.246,00 TL’lik kısmı bakımından iptaliyle takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dayanak kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, mahsup işlemlerin hatalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kesin hesap icmali sonunda tespit edilen 202.585,71 TL tutarındaki farkın tahsilinin gerektiği, yapılan kısmi ödemenin ve İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/73 esas sayılı dosyası üzerinden hüküm altına alınmış olan 5.000,00 TL’nin mahsubu sonucu takip tarihi itibariyle kalan tutarın 166.682,80 TL asıl alacak ve 607.051,38 TL faizden ibaret olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle İstanbul 24. İcra Müdürlüğüne 2014/23930 sayılı takibine, itirazın 166.682,80 TL asıl alacak ve 607.051,38 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazla ilişkin talebin reddine, 154.746,83 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yeni bir heyetten rapor alınmasını istediklerini, yeni bir heyetten rapor alınmadığını, itirazlarının karşılanmadığını, davacının hesabına 83.726,96 TL yatırdıklarını, davacının herhangi bir alacağının kalmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, alacakğın likit olmadığını, yerel mahkeme dava konusu edilen takibe konu ödeme emrindeki asıl alacak miktarı ile bağlı kalmadığını, takibe konu miktar 166.262.00 TL iken istinafa konu kararda miktar 166.682,80 TL olarak belirlendiğini, taleple bağlılık ilkesine dikkat edilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar ilk davada bilirkişi raporuyla alacak miktarı belirlemiş olsa da, kalan kısım için mahkemenin yeniden bilirkişi raporuyla alacağı tespit etmesi ve alacağı yargılamayla belirlemiş olması sebebiyle, mahkemece alacağın likit olduğunun kabulünün hatalı olduğu, dosyada yapılan inceleme ve dava dilekçesindeki talebe göre takibe konu asıl alacak ve faiz yönünden mahkemenin talebi aşarak fazla miktara karar verdiği, faiz yönünden istinaf talebi olmasa da kamu düzeni gereği resen gözetilecek hususlardan olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/11/2018 tarih ve 2015/949 Esas, 2018/1208 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile İstanbul 24 İcra Müdürlüğüne 2014/23930 sayılı takibine, itirazın 166.262,00 TL asıl alacak ve 581.984,00 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazla ilişkin talebin reddine, yasal şartları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kesinleşmiş İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/73 esas sayılı dosyasında aldırılan ve söz konusu karara esas alınan bilirkişi raporu ile müvekkilinin alacağının tespit edildiğini, kesinleşmiş karara esas bilirkişi raporu ile belirtilen alacak miktarının davalının da bilebileceğini, alacağın likit olduğunu bu nedenle istinaf mahkemesinin icra inkar tazminatının reddine yönelik kararının yerinde olmadığını belirtilerek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, mahkemece alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, yeni
bir heyetten bilirkişi raporu aldırılması hususunda mahkemece itirazlarının karşılanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ihrazat bedellerinin hakedişe dahil edilmesine karar verildiği, ancak sözleşme ekinin 2.3.3. maddesi gereği karşılıklı ambar bonosunun müvekkil şirkete teslim edilmediğinden malzemelere ait ihrazat ödemelerinin yapılmadığı, ataşmanların değerlendirmye alınması hususunda da müvekkili şirkete teslim edilmeyen, karşılıklı imza altına alınmayan bono ve durum tespit tutanaklarının hak edişe giremeyeceğini, hatalı imalatların yüklenici tarafından yeniden düzeltilmesinden dolayı bir bedelin ödenmesinin mümkün olmayacağını, birim fiyat hatası söz konusu olmadığını, taraflarınca 07.02.2013 tarihinde yapılan 19 no.lu hak ediş raporunda kdv dahil hak ediş bedelinin 83.726,96TL olduğunu, bu bedelin davacıya ödendiğini, davalı şirket tarafından 25.09.2014 tarihinde 83.726,96-TL ödeme yapılmış ve bu miktarın 34.016,96TL’lik kısmı takip tarihine kadar işlemiş olun faiz alacağına mahsup edildiğini, bilirkişi raporunda hesaplanan faiz, 08.03.2002 ila takip tarihine kadarki faize ilişkin olmasına ve takip tarihine kadar asıl alacak için hesaplanan faiz kısmen müvekkil şirketçe ödenmesine rağmen ödenen miktarın işlemiş faiz yönünden dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, istinaf mahkemesince asıl alacağa takip tarihinden itibaren faize hükmolunması yönünde karar verilmiş ise de müvekkil şirketçe ödenen 83.726,96-TL’nin 1.120,00 TL’lik kısmı asıl alacağın 04.09.2014 ila 25.09.2014 tarihi kısmına ilişkin olup asıl alacağın 25.09.2014 tarihine kadarki kısmı ödendiğini, bu nedenle asıl alacağın 25.09.2014 tarihinden itibaren faiziyle tahsili gerekirken mükerrer ödemeye neden olacak şekilde takip tarihinden faize hükmolunmasının da hatalı olduğunu, istinaf mahkemesince alınması gereken harç hesabının da yanlış olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak için başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK’nın 470-486. maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğini belirtmiş ise de alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve tüm dosya kapsamına uygun olarak davalı tarafın itirazlarını da karşılayacak şekilde hazırlandığı gözetilerek bu yöndeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

2.2.Yine davalı vekilinin ödenen bakiye harcın iadesi ve faiz hesaplanması hususundaki temyiz itirazlarına gelince, harcın iadesi hususundaki talebin mahkemece değerlendirileceğinden bu hususun temyiz itirazı yapılması yerinde olmamış, yine mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan faiz hesaplamasında da bir yanlışlık görülmemiştir.

2.3.Davacı vekilin icra inkar tazminatına yönelik itirazı değerlendirildiğinde, her ne kadar ilk davada bilirkişi raporuyla alacak miktarı belirlemiş olsa da, kalan kısım için mahkemenin yeniden bilirkişi raporuyla alacağa tespit etmesi ve alacağı yargılamayla belirlemiş olması sebebiyle, istinaf mahkemesince icra inkar tazminatının reddine dair verilen karar yerinde olmuştur.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraflar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.