YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1193
KARAR NO : 2023/320
KARAR TARİHİ : 30.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
Taraflar arasında itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kooperatifin ortaklarına kefalet ederek banka kredisi kullandıran bir kuruluş olduğunu, kredinin zamanında ödenmeyen taksitleri sebebiyle borcun tamamının muaccel olduğunu, 14.398,09 TL asıl alacak ve 19.485,91 TL işlemiş faiz olmak üzere 33.864,00 TL’nin tahsili için icra takibi yapıldığını, davalıların 10.000,00 TL asıl alacak ile 9.000,00 TL işlemiş faizi kabul ederek fazlasına itiraz ettiklerini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek 4.398,09 TL asıl alacak ve 10.485,91 TL işlemiş faize yönelik itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Fatma’nın kredi kullandığını, diğer müvekillerinin kefil olduklarını, davacı kooperatifin krediyi kullandıran kuruluş gibi kefillere icra takibi yapmasının ve davacı kefilin diğer kefillerden kefalet sözleşmesine dayanarak akdi faiz talep etmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.05.2008 tarihli 2008/27 E., 2008/207 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve % 40 icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 07.12.2010 tarihli, 2010/7981 E., 2010/16391 K. sayılı ilâmıyla dekontlarda “nazım hesaplar” adı altında kredi borcuna karşılık dava dışı banka tarafından yapılan kesintilerin hesaplamaya dâhil etmediği, davacı tarafından yapılan bu ödemelerin de hesaplamaya dâhil edilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 30.03.2012 tarihli 2011/185 E., 2012/1587 K. sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne ve % 40 icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraflarca temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 25.03.2013 tarihli, 2013/927 E., 2013/1847 K. sayılı ilamı ile davanın reddedilen kısmı üzerinden, davanın reddi sebebi aynı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi, % 40 oranında hükmedilen icra inkâr tazminatının hangi alacak kalemleri üzerinden ve hangi davalılardan tahsiline karar verildiği hususunun belirtilmemesinin infazda tereddüt yaratıltığı, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren TBK’nın 88 ve 120 nci maddelerinin somut olay bakımından değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.09.2014 tarihli 2013/193 E., 2014/204 K. sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacı tarafın 4.398,09 TL asıl alacak ve 9.934,82 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu gerekçesiyle bu miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulü ile %40 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 20.06.2016 tarihli 2016/4207 E., 2016/3742 K. sayılı ilamı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 14.398,09 TL asıl alacak, 19.934,82 TL işlemiş faiz alacağı olduğu hesaplanmış olup işlemiş faiz borcundan kabul edilen 9.000,00 TL’nin mahsubu sırasında yanlış hesaplama yapılarak kalan işlemiş faiz borcunun 9.934,82 TL olarak belirlendiği, davalının 10.934,82 TL işlemiş faiz borcunun bulunduğu, ancak takip talebi ile bağlı kalınarak 10.485,91 TL işlemiş faiz tutarının hüküm altına alınması gerektiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davalılar tarafından icra dosyasında kabul edilen kısım çıkarıldıktan sonra 4.398,09 TL asıl alacak ve 10.934,82 TL işlemiş faiz borcunun bulunuğu anlaşılmış olup ancak işlemiş faiz borcu yönünden davacının takip talebi ve dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak 10.485,91 TL üzerinden davanın kabulü ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar … ve … vekili, nazım hesap tutarlarının kredi borcuna yönelik kesintiler olduğundan hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, raporun çelişkili olduğunu, raporda hesap hatası olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, alacak yargılama gerektirdiğinden ve kötü niyetli olmadıklarından icra inkar
2
tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kredi borcunun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 ıncı ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mahkemece uyulan bozma ilamına ilamı doğrultusunda karar verildiği, davacı tarafça ileri sürülen temyiz nedenlerinin daha önceki bozma kapsamı dışında kaldığı ve kesinleştiği anlaşılmakla mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar … ve … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
30.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3