Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1340 E. 2023/1397 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1340
KARAR NO : 2023/1397
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1271 E., 2022/131 K.
DAVA TARİHİ : 17.03.2021
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/148 E., 2021/471 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali (ticari satımdan kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin devraldığı … Denizcilik Ticaret A.Ş. ile davalı arasındaka 03/09/2007 tarihli gemi inşa sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalıya 750.000,00 USD ön ödeme yapıldığını, ilerleyen süreçte meydana gelen ekonomik olumsuzluklar nedeni ile taraflar arasında 04/02/2009 tarihli ikinci bir protokolün imzalandığını, bu protokol ile taraflar asıl sözleşmeyi askıya aldıklarını, 04/02/2011 tarihine kadar yeni bir sözleşme akdedilmediği takdirde 750.000,00 USD ödemenin, 04/02/2011 tarihinden itibaren 10 gün içinde iade edileceğinin kararlaştırıldığını, devam eden süreçte taraflar arasında yeni bir sözleşme imzalanmadığını, müvekkilince yapılan ödemenin iadesi için çekilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve zaman aşımı süresinin beş yıl olduğunu, TBK 156. maddesi kapsamında bir borç ikrarı söz konusu olmadığını için alacağın zaman aşımına uğradığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 04/02/2009 tarihli protokolün 3. maddesinde borcun, şarta bağlanmış olmakla takip konusu bedelin ödeneceğine dair davalıyı bağlayıcı bir senet veya senet niteliği izafe edilecek bir belge niteliğinde olmadığından, TBK’nın 156/2. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 03/09/2007 tarihli sözleşme eser sözleşmesi olup, bu sözleşmeye dair yapılan protokolden doğan alacak talebinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu 126/4 ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, zaman aşımının dolması sebebi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; taraflar arasında eser sözleşmesi yapıldığına yönelik hukuki bir ihtilaf bulunmadığını, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle söz konusu eser sözleşmesinin 04.02.2009 tarihinde revize edildiğini, avansın geri ödenme tarihinin kesin olarak vadelendiğini, borcun davalı tarafından belge ile ikrar edildiğini, bu haliyle zaman aşımı süresinin 10 yıla çıktığını, borcun şarta bağlanmadığını, mahkemenin bu konudaki tespitinin hatalı olduğunu, şarta tabi olan borç değil, avans olarak davalıya verilen miktarın vadesi olduğunu, mahkemelerin son dönemde verdikleri bir takım kararların somut kararda görüldüğü gibi adalet ve vicdan duygusunu, hukuka güveni zedeler sonuçlar doğurduğunu, iş dünyasında bir şirketin 750.000-USD’lik alacağını zaman aşımı gerekçesiyle talep edilemez kılan bir karara imza atıldığı an bu kararın hukuki kavramlara Yargıtay’ın içtihatlarına uyumunun var olmasının bir ihtiyaç olduğunu, mevcut kararın çok daha basit beyanlarda dahi zaman aşımını kesen ve uzatan bir sebep olarak gördüğü durumların çok ötesindeki tarafların imzasına havi bir protokolü hem de açık borç ikrarı varken değerlendirmenin hukuk adına mutsuzluk veren bir tabloya neden olduğunu, bu haliyle taleplerinin hukuk adına bu hatanın giderilmesi olduğunu, dosyada toplanacak delil bulunmadığından mevcut kararın kaldırılarak davanın dava dilekçelerindeki şekliyle kabulüne karara verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin yapıldığı ve revize edildiği tarihlerde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 126/4. maddesi uyarınca, eser sözleşmesinden doğan davaların 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, BK’nın 128. maddesi hükmüne göre zaman aşımının kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihten işlemeye başlayacağı, takip ve davada talep edilen avans iadesi olduğundan, bu alacağın taraflar arasında yapılan protokole göre 04/02/2011 tarihi itibariyle istenebilir hale gelmiş olduğu, BK 133/I. maddesinde borçlunun borcu ikrar ettiği, özellikle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde, aynı maddenin 2. bendinde alacaklının dava veya def’i zımnında mahkeme veya hakeme başvurması veya icra takibi yahut iflas masasına alacak kaydını talep etmesi hallerinde zaman aşımının kesileceğinin kabul edildiğini, borçlunun borcunu ikrar etmesinden anlaşılması gerekenin, alacaklının miktar belirterek istediği bir alacağın ödenmesinin ya da ödeneceğinin borçlu tarafından kabul edilmesi olduğunu, davalı yüklenicinin bu şekilde miktar belirten bir açık kabulünün bulunmadığı, davacının ikrar olduğunu ileri sürdüğü husus taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşmenin revizyonu olup, açık ya da zımni ve borç ikrarı niteliğinde olmadığı, bu itibarla zaman aşımını kesen bir işlem olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, bu durumda mahkemece, alacağın muaccel olup, zaman aşımı sürelerinin işlemeye başladığı 04/02/2011 tarihinden icra takibinin yapıldığı 10/12/2020 tarihine kadar 818 sayılı BK’nın 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiği, zaman aşımı def’inin kabul edilerek davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, Bölge Adliye Mahkemesi ve ilk derece mahkemesinin gerekçelerinin yetersiz olması ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 2004 sayılı İİK 67. maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355-371 . maddeleri, 126/4. maddesi, 133. maddesi, 135. maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Taraflar arasında 03/09/2007 tarihli, 1 adet kimyasal tanker nevinde gemi yapımı konulu sözleşme imzalanmıştır.

Sözleşmede yer alan ön ödeme maddesine göre sözleşmenin imzalanmasını takip eden 7 gün içerisinde iş sahibi tarafından 750.000 USD cari hesaba mahsuben yükleniciye ödenecektir. Dosya kapsamındaki swift dökümüne göre 13/09/2007 tarihinde 750.000,00 USD davalı yükleniciye gönderilmiştir.

2.1. Taraflar, aralarındaki 03/09/2007 tarihli gemi inşa sözleşmesinin revizesi için bir araya gelerek 04/02/2009 tarihli protokol başlıklı sözleşmeyi imzalamışlardır. Protokolün 3. maddesine göre, sözleşme kapsamında iş sahibi tarafından yükleniciye ödenen 750.000,00 USD avans, sözleşmenin aynen veya revize edilerek tekrar işleme gireceği döneme kadar (taraflar arasında yeni bir protokol akdediline kadar) yüklenici uhdesinde kalacak, Yüklenici, uhdesinde kalan bu avansı nemalandırmakta serbest olmakla birlikte, işbu protokolün imza tarihinden itibaren 2 (iki) yıl içerisinde (04/02/2011 tarihine kadar, bu tarih dahil) taraflar arasında sözleşmenin aynen veya revize edilerek yürürlüğe girmesi konusunda, iş sahibinin tüm çabalarına rağmen finansman temin edememesi ve hali hazırdaki ekonomik krizin aynen iyileşme göstermeksizin devam ediyor olması nedeni ile, protokol akdedilmemesi halinde söz konusu avans, aynen 04/02/2011 tarihinden itibaren on takvim günü içinde iş sahibine iade edilecektir.

2.2. Davacı, İstanbul 8. Noterliğinin 24/09/2020 tarih ve 0048 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasında sözleşmenin aynen veya revize edilerek tekrardan yürürlüğe girmemiş olmasına rağmen müvekkilinin verdiği avansın iade edilmediğini, 04/02/2009 tarihli protokole istinaden 750.000,00 USD tutarındaki bedelin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini ihtar etmiştir. Davalı vekili, Beyoğlu 41. Noterliği’nin 05/10/2020 tarih ve 41448 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını ihtar etmiştir.

2.3. Davacı, Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/117395 Esas numaralı dosyasında 10/12/2020 tarihli takip talebi ile davalı hakkında takip başlatmıştır.

3. Taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl sözleşme ve 04/02/2009 tarihli protokol tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden doğmuştur.

3.1.818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126/4. maddesine göre yüklenicinin kasıt ve ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş, bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı iş meydana getirmiş olması nedeniyle açılacak davalar hariç olmak üzere eser sözleşmesinden doğan bütün davalar beş yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Yüklenicinin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmediği, bilhassa ayıplı malzeme kullanarak ayıplı iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalarda BK’nın 125. maddesi gereğince on yıllık zaman aşımı süresine tabi olacaktır.

3.2. Zaman aşımı süresi BK’nın 128. maddesine göre alacağın muaccel olmasıyla başlamaktadır. Zaman aşımını durduran sebepler BK’nın 132. maddesinde, zaman aşımını kesen sebepler 133. maddesinde sayılmıştır. BK’nın 135. maddesinde zaman aşımının kesilmesiyle yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir hüküm ile sabit olmuş ise, yeni sürenin her zaman on yıl olduğu kabul edilmiştir. 137. maddede de alacaklının fiili ile zaman aşımı süresinin kesilmesi halinde yeniden işlemeye başlama tarihleri belirtilmiştir.

3.3. Borçlunun borcunu ikrar etmesinden anlaşılması gereken, alacaklının miktar belirterek istediği bir alacağın ödenmesinin ya da ödeneceğinin borçlu tarafından kabul edilmesidir. Taraflar arasındaki 03/09/2007 tarihli sözleşmeden sonra düzenlenen 04/02/2009 tarihli protokol, taraflar arasındaki eser sözleşmesi niteliğindeki ilk sözleşme uyarınca yapılmış olan ön ödemeye ilişkin iade hükümlerinin düzenlendiği ek sözleşme niteliğinde olup, her ne kadar davacı vekili, taraflar arasındaki 04/02/2009 tarihli protokolü borç ikrarı niteliğinde olduğunu ve zaman aşımı süresinin 14/02/2011 tarihinden itibaren 10 yıl olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı yüklenicinin ikrar niteliğinde miktar belirten açık bir kabulü bulunmamaktadır. Aksine, sözleşme gereğince yükleniciye verilen paranın iki yıl içinde iş sahibinin tüm çabalarına rağmen finansman ve mevcut ekonomik krizin iyileşme göstermeksizin devam ediyor olmasına bağlı olarak protokol akdedilmesi halinde iade edileceği kararlaştırılmıştır. Burada şarta bağlı bir edim söz konusu olup, bu kapsamdaki hukuki durumun borç ikrari şeklinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
Diğer yönden ek sözleşme 04.02.2009 tarihinde imzalanmış olup 2 yıl sonra muaccel olacak ve zaman aşımı bu tarihte başlayacaktır. Zaman aşımı başladıktan sonra zaman aşımını kesen ve TBK’nın 156/2. maddesi (BK.135/2.)anlamında borç ikrarının veya senedinin bulunmadığı da sabittir.

3.4. Bu durumda mahkemece, alacağın muaccel olup zaman aşımı süresinin işlemeye başladığı 14/02/2011 tarihinden icra takip tarihi olan 10/12/2020 tarihine kadar 818 sayılı BK’nın 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresi dolmuş olduğundan, zaman aşımı def’i kabul edilerek davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

8400,00TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine,

11/04/2023 gününde oy birliği ile karar verildi.