YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1428
KARAR NO : 2023/1111
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak (hizmet sözleşmesinden kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ile arasındaki sözleşmeye uygun olarak edimlerini yerine getirmesine karşın, bakiye iş bedeli için düzenlenen faturanın ödenmeyerek iade edildiğini, ayrıca dava dışı üçüncü kişi şirketin davalıdan alacak iddiasında bulunması nedeni davalının ödenmeden kaçınmasının haklı olmadığını, bu durumun müvekkilinden bağımsız olduğunu, 340.000,00 TL alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının edimlerini taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, davacı tarafça imalat tamamlanıp teslim edilmeden önce dava dışı … Laminat Ltd. Şti. isimli firmanın imalatı kendisinin yaptığını iddia ederek Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/76 D. iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını, devamında ihtarname ile kendilerine fatura tebliğ ettiğini, ancak müvekkilinin dava dışı şirketin gönderdiği faturayı iade ettiğini, bunun üzerine davacının konuyu kendisinin halledeceğini beyan ederek taraflarına 03/12/2018 tarihli Muvafakatname- Taahhütname başlıklı belgeyi imzalayarak müvekkili ile dava dışı şirket arasındaki hukuki ihtilafın tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar ödeme yapılmamasına muvafakat ettiğini, dava dışı şirkete ödeme yapılması halinde ise kendisinin ödeme talebinde bulunmayacağını beyan ettiğini, ancak dava dışı şirketin müvekkiline dava açmak üzere arabulucuya başvurduğunu ve 15/03/2019 tarihli anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, davacının da ayrıca bundan sonra ihtarname ile fatura tebliğ ederek alacak talebinde bulunduğunu, davacı ile dava dışı şirket arasındaki hukuki ilişkinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, davacının yazılı muvafakati ile muaraza giderilene kadar müvekkilinin ödeme yapmaktan kaçınabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından, davalı şirkete; 03/12/2018 tarihli “Muvafakatname/ Taahhütname” başlıklı belge ile taahhütte bulunulmuş olup, … Laminat Şirketi tarafından düzenlenen 24/10/2018 tarihli 340.000,00 TL tutarlı faturaya konu 340.000,00 TL lik alacakları üzerindeki hukuki ihtilaf tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar davalı şirket tarafından kendilerine herhangi bir ödeme yapılmamasını, ayrıca bahse konu 340.000,00 TL yönünden hukuki ihtilaf halloluncaya kadar davalı tarafın mütemerrit olmayacağı, bu bedelin dava dışı … Laminat Şirketine, davalı tarafından ödenmesi halinde herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacakları yönünde taahhütte bulunulduğunu, davacı taraf, 03/12/2018 tarihli muvafakatnamenin ekonomik sıkıntılar ve davalı tarafından yapılan baskıların etkisiyle imzalamak zorunda kaldıklarını, özgür iradesiyle imzalanmadığını savunmuş ise de; TTK’nun 18/2 maddesi gereğince, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmekte olduğunu, taahhütnamenin davacı taraf için bağlayıcı olduğunu, davacı tarafça, dava konusu 340.000,00 TL bedel yönünden dava dışı … Laminat Şirketi ile aralarındaki hukuki ihtilafı hallettiklerine dair herhangi bir delil ve belge dosyaya sunulmamış olduğunu, dava dışı … Laminat Firması tarafından; 15/03/2019 tarihinde Ankara Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuş olup, 2019/16315 numaralı talep ile davalı tarafa arabuluculuk teklifinde bulunulmuş, akabinde 15/03/2019 tarihinde anlaşmama tutanağı düzenlenmiş bulunduğunu, bu durumda davacı tarafın 03/12/2018 tarihli taahhütlerini yerine getirmeksizin, bu davayı açmış olduğu, oysa taahhütname gereğince 340.000,00 TL alacak yönünden hukuki ihtilaf halloluncaya kadar, davalı taraftan herhangi bir alacak talebinde bulunmayacaklarını, davalı tarafın temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini taahhüt ederek alacağını geciktirici şarta bağlamış olduğunu, somut olayda, dava konusu alacak yönünden, davacı şirket ile dava dışı … Laminat Şirketi arasındaki ihtilaf halledilmediğinden; bu dava için şartın gerçekleşmediğini, davaya konu alacak şarta bağlı olduğundan, alacağın muaccel olması da söz konusu olmadığını, bu durumda alacak muaccel hale gelmediğinden; davanın muacceliyet şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 141 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” hükmü bulunmaktadır.
Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 359 ncu maddesinde bir bölge adliye mahkemesi kararının hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (d) alt bendine göre kararda ileri sürülen istinaf sebepleri belirtildikten sonra (e) alt bendine göre karar; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma sebeplerini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
3. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
2. Değerlendirme
1. Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
2. “Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda ) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. …Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. … Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892)
3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, Anayasa’nın ve 6100 sayılı Kanunun aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafın ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin neler olduğuna yönelik bir açıklamaya yer verilmediği, kararın, hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği, istinaf sebeplerinin karşılanmadığı görülmüştür.
8. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek ileri sürülen istinaf sebeplerinin neler olduğunun kararda belirtilerek, ileri sürülen istinaf sebeplerini karşılar nitelikte, anlaşılabilir ve denetlenebilir gerekçe içeren, önceki hüküm sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.