YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1447
KARAR NO : 2023/1145
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ve ipoteğin fekki davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davaların davacıları tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davaların davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin hissedar-maliki oldukları taşınmaza ilişkin olarak davalı … Tic.San.Ltd.Şti. ile Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin akdedildiğini, davalı müteahhit firma, üzerine eser inşa etmek üzere devir ve teslim aldığı taşınmazı, teminat olarak göstermek suretiyle diğer davalı …’den kredi kullandığını, taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek tesisi işleminde arsa sahibi müvekkillerinin haberdar edilmediği gibi taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi hususunda da muvafakatlerinin bulunmadığını, yapılan görüşmeler ve çekilen ihtarlara rağmen davalılar tarafından taşınmazlarda ki ipoteğin kaldırılmadığını, taşınmazlar üzerinde davalı banka lehine ipotek şerhi bulunması nedeniyle müvekkil lehine düşen dairelerin hukuki ayıplı olduğunu, davalı müteahhidin üstlendiği edimlerini, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğunu, tapuda arsa devir işlemi satış olarak nitelendirilmesine karşı gerçekte yapılan arsa inşaat sözleşmesi olduğunu, 6098 sayılı Yasanın 475/1. maddesi gereğince sözleşmeden dönme haklarını kullanmak istediklerini beyan ederek, mülkiyeti davacılara ait olan taşınmazlar üzerinde davalı banka lehine tesis edilen, 23/08/2018 tarih 6033 yevmiye no.lu ipotek takyidatlarının, sözleşmeden dönme yolunda irade beyanları ile illiyetten yoksun ve yolsuz hale gelmesi nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … Tic.San.Tur.Paz.Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmede yüklenici firmanın devraldığını arsayı teminat göstererek bankalardan kredi kullanmayacağı ve arsayı ipotek göstermeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından ipoteğin feshi taleplerinin yerinde olmadığını beyan ederek açılan davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazlar ticari kredilere teminat gösterildiğinden, taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiğini, müvekkil bankanın tamamen iyi niyetli olduğunu, davacıların taşınmazları kabul ettiğinden, sözleşmeden dönme taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ipotek, alacağın ve alacağa bağlı diğer feri borçların ödenmesi halinde iradi olarak kaldırılacağını, burada öncelikle belirtilmesi gereken hususun, TMK’nın 1020. maddesi uyarınca tapu sicilinin açıklığı ilkesi olduğu, anılan hükme göre tapu sicilinin herkese açık olduğu, hiç kimse de tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceği, öte yandan aynı yasanın 1023. maddesi gereğince de, tapu kütüğündeki tescile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunacağı, açıklanan bu ilkelere göre, tapu sicilinin aleniliği ilkesi ve TMK’nın 1023. maddesinde sözü edilen iyiniyet kuralı uyarınca tarihinde lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın iyiniyetli olduğunun kabulü zorunlu olduğu, davacı, ayni hak sahibi bankanın diğer tarafla el ve işbirliği yaparak kötüniyetle ipotek tesis ettiğini iddia edip kanıtlamadan iyiniyetli davalının kazandığı ayni hakkın korunması gerektiği, dolayısıyla davalı iyiniyetli olduğundan ipoteğin yolsuz olarak tescil edildiği söylenemeyeceği, bütün bu nedenlere dayanarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın geriye etkili fesihten kaynaklı ipotek fekki davası olup davalı banka lehine ipotek yolsuz/geçersiz olduğunu, yerel mahkeme ortada hukuken geçerli ve muteber bir ipoteğin varlığı üzerine hüküm kurduğunu, davalı yükleniciye taşınmaz temliki avans niteliğinde olup davalı banka yönünden TMK’nın 1023 ve 1024.maddelerinin uygulanması mümkün değildir. Davalı yüklenici ediminin ayıplı olduğu, sözleşmeden dönme hakkımızdan istifademizin haklı ve hukuka uygun olduğu şüphesizdir. Tüm bu açıklamalar ışığında yerel mahkemece hatalı ve eksik inceleme üzerine hüküm kurulduğu, nitekim öncelikle ortada geçerli ve muteber bir ipoteğin varolduğu mütalaasından hareket edildiği, bu surette teşhisin hatalı yapıldığı, yanlış teşhisin de bizleri yanlış tedaviye sevk ettiği görüldüğünü, davanın yalnızca sözleşmeden dönme irademiz üzerine kurulu olduğunu, işbu irade kat karşılığı inşaat sözleşmesini geriye etkili olarak ortadan kaldırmakla yüklenici ve onun halefi durumunda olan kişilerin kazanımlarını yolsuz, geçersiz hale getirmektedir. Sözleşmeden dönme iradesi ile tarafların hak ve menfaat durumları sözleşme öncesi duruma dönmekte, yükleniciden kaynaklı tescil, haciz, ipotek vb. her türlü hukuki işlem kendiliğinden geçersiz hale geldiğini belirterek, kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin geriye etkili feshi ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ilâ 486 ncı maddeleri,
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 881 ilâ 897 nci ve 1020 ve 1023 ncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenici tarafından yerine getirildiği ve edimin ifa edildiği, sözleşmenin geriye etkili olarak feshedilemeyeceği, kural olarak ipoteğin alacağın ve alacağa bağlı diğer fer’i borçların ödenmesi halinde iradi olarak kaldırılabileceği, TMK’nın 1020. maddesi gereği anılan hükme göre tapu sicili herkese açık olduğu, hiç kimsenin tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceği, aynı yasanın 1023. maddesi gereğince de, tapu kütüğündeki tescile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı, açıklanan bu ilkelere göre, tapu sicilinin aleniliği ilkesi ve TMK’nın 1023. maddesinde sözü edilen iyiniyet kuralı uyarınca tarihinde lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın iyiniyetli olduğunun kabulünün zorunlu olacağı, davacı ayni hak sahibi bankanın diğer tarafla işbirliği yaparak kötüniyetle ipotek tesis ettiğini iddia edip kanıtlayamadığı için iyiniyetli davalının kazandığı ayni hakkın korunması gerekeceğinden asıl ve birleşen davalar davacıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden tahsilatta tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.