YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1586
KARAR NO : 2023/1532
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/583 E., 2021/636 K.
DAVA TARİHİ : 20.06.2014
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya mobilya ve dekorasyon imalatı ile işçilik hizmeti sunduğunu, iş bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlattığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazında iddia ettiği ödemelerden İş Bankasına yapılan 10.000,00 TL bedelli ödemenin dekontta yazdığı üzere tapu harcı için olduğunu, 4.200,00 TL bedelli elden ödemenin yapılmadığını ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalıya tahmilini talep ve dava etmiştir.
Bozma üzerine davacı asil 26/02/2020 tarihli celsedeki beyanında; “Aslını gösretmiş olduğunuz iki adet kartvizit içeriğini aynen kabul ediyorum, söz konusu kartvizitteki isim, imza ve içerik bana aittir, söz konusu bedeller tarafıma ödenmiştir, ancak söz konusu karktvizit içeriğinde yer alan 10.000,00 TL tapu harçları için alınmış bir bedeldir, buna ilişkin dekont mevcuttur, 1.000,00 TL ise malzemeye ilişkin alınmıştır” demiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; faturaların tebliğ edilmediğini ve içeriklerini kabul etmediklerini, faturaların tek taraflı tanzim edildiğini, teslim edilmeyen malzemenin faturalara konu edildiğini, yapıldığı iddia edilen işçiliğin eksik ve ayıplı olduğunu, dava konusu tadilat işleri için 16.500,00 TL’ye anlaşıldığını, bunun 1.000,00 TL’sinin alındığı ve bakiye borcun 15.500,00 TL olduğunun kartvizitte yazılı olduğunu, 4.200,00 TL’nin
parçalar halinde elden ödendiğini ve havale masrafı ödenmemesi için kendi banka hesabından 06/12/2013 günü 10.000,00 TL çekip davacının eşine elden teslim ettiğini, davacının eşinin de davacı hesabına o tutarı yatırdığını, kartvizite de yazdığını, davalının bu bedeli inkar etmesinin tamamen mükerrer tahsilat amacından kaynaklandığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20/04/2016 tarihli ve 2014/261 Esas, 2016/492 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasında yazılı istisna akdi bulunmasa da sözleşme ilişkisi bulunduğunun kabul edildiği ancak işin bedeli, yapılan ödeme miktarı, ödemelerin işle ilgili olup olmadığı hususunda ihtilaf olduğu, iş bedelinin keşfen belirlendiği buna göre davacı yanca yapılan iş bedelinin 24.890,00 TL hesaplandığı, terastaki çatı imalatı gizli ayıplı olduğundan 1.925,00 TL mahsup edilerek talebin 22.965,00 TL üzerinden kabulü gerekeceği, bu aşamada açık ayıbın ileri sürülemeyeceği, davalının ödeme iddialarının bir kısmı dava ile ilgili olmayan nitelikte olduğundan, bir kısmı da usulünce delillerle ispatlanamadığından ve yemin teklif etme hakkının kullanılmayacağı belirtildiğinden, ödeme iddialarına itibar edilmediği, sözleşme konusu miktar yargılama suretiyle belirlendiğinden koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının 22.965,00 TL asıl alacak bakımından iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İLK BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı iş sahibi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 13.02.2018 tarihli, 2016/5548 Esas ve 2018/545 Karar sayılı kararı ile 6502 sayılı Yasa ile eser sözleşmesinin de bu yasa kapsamına alındığı, davacı yüklenici – hizmet sunan sağlayıcı ile davalı iş sahibi tüketicinin taraf olduğu eser sözleşmesinin de tüketici işlemi olduğu ve bu durumda davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevli olduğundan, Balıkesir’de ayrı bir tüketici mahkemesi bulunması durumunda görevsizlik sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddi kararı verilmesi, ayrı bir tüketici mahkemesi bulunmaması durumunda, tüketici mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması gerekirken ticaret mahkemesi sıfatıyla davaya bakılıp esastan inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmediği belirtilerek hükmün davalı iş sahibi yararına bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 28/06/2018 tarihli ve 2018/351 Esas, 2018/484 Karar sayılı kararı ile uyulan bozma ilamı doğrultusunda Balıkesir ilinde kurulmuş ayrıca bir tüketici mahkemesi olmadığından yargılamaya tüketici mahkemesi sıfatıyla devam olunarak, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının 22.965,00 TL asıl alacak bakımından iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. İKİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı iş sahibi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 19.12.2018 tarihli, 2018/5055 Esas ve 2018/5149 Karar sayılı kararı ile davalı iş sahibi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, tarafların kabulünde olan 16.500,00 TL’lik sözleşmenin götürü bedelli olduğu, götürü bedelli sözleşmelerde hak edilen bedelin sözleşme kapsamına göre gerçekleştirilen iş ve imalâtın eksik ve ayıplar düşülmek suretiyle tamamına göre fiziki oranı tespit edilip bu oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği, sözleşme dışında iş ve imalâtlar yapıldığının yüklenici tarafından ispatlanıp iş sahibinin yararına olduğunun anlaşılması durumunda vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleri ile bedeli hesaplanıp, sözleşme kapsamında hakedilen bedele eklenmesi gerektiği, mahkemece; davalı tarafından sunulan kartvizit içeriği ve imza ile ilgili davacı vekilinin beyanı alınıp gerekirse davacı yüklenici isticvap edilip yazı, rakam, kaşe ve kaşe üzerindeki imza konusunda beyanı alınıp, kabul edilmemesi halinde davalıya bu belge aslı ibraz ettirilip davacının imza ve yazılı incelemesine esas olacak yazı ve imzalarının bulunduğu belge asılları bulundukları yerlerden getirtilip, huzurda yazı ve imza örnekleri de alındıktan sonra söz konusu belge üzerindeki rakam, yazı ve imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda sahtecilik ve grafoloji uzmanından rapor alınması gerektiği, bu incelemeden sonra taraf tanıkları sözleşmenin kapsamı ve yazıların davacıya ait olması halinde HMK’nın 202. maddesi gereğince tarihsiz belgedeki ödeme konusunda dinlenip sözleşme kapsamının belirlenmesi ve davacının sözleşme dışında davalı iş sahibinin yaptığını ileri sürdüğü ilave imalât ve malzemeler yönünden inceleme yapılması gerektiği, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hükme esas raporu düzenleyen bilirkişiden sözleşmenin saptanacak kapsamına göre ve sözleşme bedelinin 16.500,00 TL olduğu dikkate alınarak, sözleşme kapsamındaki işlerden eksik ve kusurları dikkate alarak ve düşülmek suretiyle fiziki gerçekleşme oranı ve bu oranın 16.500,00 TL götürü bedele uygulanarak sözleşme kapsamında hakedilen iş bedeli, toplanacak delillere göre davacı yüklenicinin sözleşme dışı fazla imalât ve malzeme verip yaptığını kanıtlaması halinde bunun davalı iş sahibi yararına olup olmadığı, yararına ise yapıldığı ileri sürülen 2013 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile bedeli konusunda ek rapor alınıp davacının sözleşme kapsamı ve sözleşme dışı iş imalât ve malzemelerden doğan toplam alacağın hesaplanması, yapılacak incelemeye göre, davalının ispatladığı kabul edilen ödeme miktarı toplam alacaktan mahsup edilmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün davalı iş sahibi yararına bozulmasına karar verilmiştir.
3. Davalı iş sahibi vekili tarafından bozma ilamına karşı karar düzeltme isteğinde bulunulmuşsa da, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarihli, 2019/619 Esas ve 2019/4517 Karar sayılı kararı ile isteğin reddine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 30/09/2021 tarihli ve 2019/583 esas, 2021/636 karar sayılı kararı ile uyulan bozma ilamı kapsamında taraflar arasında mobilya ve tamirat işlerinin yapılması hususunda götürü 16.500 TL bedelli eser sözleşmesi bulunduğu, davacı yüklenicinin fazla imalat ve davalı iş sahibinin ise eksik-ayıplı iş iddialarının mevcut olduğu, bozma ilamına konu kartvizit içeriği ve imzanın davacıya ait olduğunun açıkça ikrar edilmesine; taraflar arasında kartvizite tarihsiz ve kaşe-imzalı şekilde işlenen 10.000,00 TL’nin davalı iş sahibince davacı yükleniciye ödendiği noktasında uyuşmazlık bulunmadığı ancak davacı iş sahibinin söz konusu miktarın alınma gerekçesini değiştirmesine ve bu haliyle davacı ikrarının, vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) niteliği taşımasına; vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) halinde ispat yükünün yer değiştirmemesine ve somut olay yönünden kartvizit kapsamında 10.000,00 TL’nin iş bedeli olarak verildiği hususunu ispat yükünün halen ileri süren davalı üzerinde bulunmasına; bozma ilamı gereğince taraf tanıklarının sözleşmenin kapsamı ve kartvizitteki ödeme hususunda beyanlarının tespit edildiği ve teknik bilirkişiden aldırılan ek raporda fazla imalatlar ile birlikte yapılan işlerden ayıplı ve eksik işlerin oransal düşülmesiyle tespit edilen alacak miktarının 14.685,00 TL olduğu, bu miktardan iş bedeli olarak alındığı ihtilafsız olan 1.000,00 TL’nin mahsubuyla iş sahibinin bakiye 13.685,00 TL alacağının tespit edilmesine ve alacağın likit olmamasına göre davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 13.685,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı yüklenici vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalının davacıya 16.500,00 TL iş bedeline mahsuben yaptığını iddia ettiği 10.000,00 TL lık ödemenin dava konusu işle ilgili olmadığını, davalı tanığı …’ın yurt dışında yaşaması nedeniyle görgüye dayalı bir bilgisi olmadığını, davalının ödeme iddiasını tanık delili ile ispatlayamayacağını, davalı tarafından davacıya iki kez 10.000,00 TL lik ödeme yapılmadığını, davalı iddiasını ispat edemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözlü eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 112 nci, 117 nci maddeleri ile 470 nci maddesi ve devamı, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 427 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davacı yüklenici vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz kapsam ve nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı yüklenici vekilinin ileri sürdüğü temyiz kapsam ve nedenlerine göre yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Fazla yatırılan temyiz peşin harcın istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
26/04/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.