Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1651 E. 2023/2026 K. 25.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1651
KARAR NO : 2023/2026
KARAR TARİHİ : 25.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2796 E., 2022/95 K.
DAVACILAR : 1-…… Yapı Sanayi ve Turizm Yatırımları A.Ş.
vekili Avukat … 2-Teknik Yapı Teknik … Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat …
BİRLEŞEN DAVA (İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/1198 esas)
DAVACILAR : 1-…… Yapı Sanayi ve Turizm Yatırımları A.Ş.
vekili Avukat … 2-Teknik Yapı Teknik … Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 10.03.2011
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul, Kısmen Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/960 E., 2021/281 K.

Taraflar arasındaki asıl davada alacak, tazminat, birleşen davada eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davaya yönelik reddine, birleşen davaya yönelik istinaf başvurunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Teknik Yapı Teknik … San. ve Tic. A.Ş. vekilince duruşmalı, diğer davacı ile davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı …… Yapı San. ve Turz Yat. A.Ş. vekili Avukat …, davacı Teknik Yapı Teknik … San ve Tic. A.Ş. vekili Avukat … ile asıl ve birleşen davada davalı … Yapı Sis. San ve Tic. A.Ş. vekili Avukat …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 16.07.2007 tarihli sözleşme ile davacının gerçekleştirdiği Ataşehir, Batı Bölgesi, 1. Kısım 2. Bölge Toplu Konut Projesinde yer alan blok giydirme cephe, alüminyum doğrama ve cam işlerinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, davalının işleri süresinde tamamlamadığını, bu nedenle 20.04.2009 tarih ve 35121 sayılı 1.555.240,00 TL tutarlı gecikme cezası faturası ile işleri yaparken parke ve boyalara zarar vermesi nedeniyle 204.931,90 TL tutarlı 20.04.2009 tarih ve 35120 sayılı faturanın düzenlendiğini, Kadıköy 17. Noterliği’nin 27.04.2009 tarih ve 7501 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturaların davalıya gönderildiğini, ancak davalının bu faturaları iade ettiğini belirterek gecikme cezası olarak 1.555.240,00 TL ile parke ve boyalara verilen zarardan dolayı 204.931,90 TL’den şimdilik 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile gecikme cezası alacağını 534.000,00 TL’ye, tahrip olan parke ve boyalara verilen zararın giderim bedelini 35.000,00 TL’ye yükseltmiştir.

Davacı yüklenici vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; açılan asıl davadan sonra bahsi geçen işteki eksikliklerin tamamlanması ve ayıpların giderilmesi için müvekkili şirketçe harcama yapılmaya devam edildiğini, yapılan ve yapılacak harcamalardan sonra gerçek alacak ortaya çıkacağından bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması zarureti olduğunu, eksik ve ayıplı işlerin ve bunlar nedeniyle yapılan ve yapılacak harcamaların tespitini; tespitinden sonra doğmuş alacaklarından şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının harcama tarihlerinden itibaren, mahkemece saptanacak ayıp ve eksiklikler nedeniyle ileride yapılması zorunlu harcamaların ise dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsili talep etmiş; 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli olarak 1.098.156,31 TL ile asıl işverene yapılan ceza ödemesi 207.566,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı taşeron vekili asıl ve birleşen davalara yönelik cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin yer tesliminden sonra yükümlülüklerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, ödemelerini zamanında alamadığından zora düştüğünü belirterek davanın reddini talep etmiş, ıslah dilekçesine karşı da zamanaşımı defini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/960 Esas, 2021/281 Karar ve 10.03.2021 tarihli kararı ile özetle; 01/12/2007 tarihinin işe başlama tarihi, 09/03/2009 tarihin de iş bitiş tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, 183 gün iş yapım süresi çıkarılıp, gecikilen her gün için sözleşmenin 25. maddesi gereği 2.000,00 TL gecikme cezası hesap edildiğinde, gecikme cezası tutarının 564.000,00 TL olduğu, davalı vekilince, hak ediş bedellerinin ödenmesinde, 1-3 ay kadar gecikmeler yaşandığı, bu nedenle davalı şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceği savunulmuş ise de, taraf ticari kayıtlarında yapılan inceleme ile geç ödeme iddiası sabit olmakla birlikte, davalı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin işin yapımına devam olunduğu, bedel ödemedeki gecikmenin kendi borcunun süresinde ifasına etkisi yönündeki savunmalarının usulünce ispat edilemediği, bu nedenle cezai şart alacağının sabit olduğunu; davalının parke ve boyalarda sebep olduğu hasara ilişkin tazminat istemi yönünden, 14/11/2019 tarihli kök rapor ve 19/11/2020 tarihli ek rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun bulunduğu, bu çerçevede davalı tarafın boya ve parkelerde sebep olduğu hasarın 34.000,00 TL olduğu, ancak teslim tarihinin 09/03/2009 olması, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesinin 30/01/2017 tarihli olması, davalı tarafça ıslah dilekçesine karşı süresi içinde zaman aşımı definin ileri sürülmesi göz önünde bulundurulduğunda, ıslah tarihi itibariyle esas davaya konu cezai şart ve zarar nedeniyle alacak isteminin, dava ile talep olunan 100.000,00 TL’yi aşan kısmı yönünden zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle asıl davada 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine; birleşen davada ise, birleşen dava tarihi itibariyle, ayıp ve eksik işler nedeniyle, henüz davacı tarafça yapılmamış ödemelerin birleşen davanın konusu olamayacağı, dava dışı şirketlere yaptırılıp faturası kesilen ödemeler yönünden ise, istemin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülemeyeceği, davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesi gerektiği, birleşen dava dilekçesinde ve iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının henüz başlamadığı cevaba cevap dilekçesinde, asıl işveren Emlak Konuta yapılan gecikme cezası ödemelerine ilişkin bir istem ileri sürülmediği, cevaba cevap dilekçesinde bu meyanda, yalnızca ayıp ve eksik işlerin giderilmesi için saptanacak sürenin de esas alınarak ayrıca bu günler için de gecikme cezası hesaplanmasının talep edildiği, bu beyanlardan Emlak Konuta yapılan ceza ödemelerinin de birleşen davaya konu edildiği sonucunun çıkarılamayacağı, davacılar vekilince ilk defa ıslah dilekçesinde, 30/01/2017 tarihinde asıl işverene yapılan ceza ödemeleri için davalıdan 207.566,00 TL isteminde bulunulduğu, davalının bu isteme yönelik süresi içinde zaman aşımı defi ileri sürdüğü, isteme konu cezaların sonuncusunun 2008 tarihli olduğu, eser sözleşmeleri için geçerli olan 5 yıllık zaman aşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolmuş olduğu, birleşen davaya konu eksik ve ayıplı işlere ilişkin olarak alınan 14/11/2019 tarihli kök rapor ve 19/11/2020 tarihli ek rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun bulunduğu, ancak birleşen davada bu istemin 10.000,00 TL olarak ileri sürüldüğü, 30/01/2017 tarihli ıslah dilekçesinde buna ilişkin 1.098.156,31 TL talep edilmiş ise de, davalı tarafın süresi içinde zaman aşımı definde bulunduğu, ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, bu nedenle birleşen davanın 10.000,00 TL üzerinden kabulü ile aşan kısım yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Nedenleri
1.Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; sözleşme konusu iş tamamlanmadığından ve davacıya iş teslimi yapılmadığından zamanaşımı süresinin başlamayacağını, SGK’ya yapılan bildiriminin iş teslim tarihi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, cezai şart alacağı bakımından 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davalı tarafından yapılan işler ağır kusurlu olduğundan 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; davacının teslim anında çekince ileri sürmediğinden cezai şart hakkını kaybettiğini, işin bedelinin teslim anında değil, aylık olarak düzenlenecek hak edişler karşılığı aylık olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, yine sözleşme gereği iş bedelinin ödenmesinin kesin vadeye bağlanmış olup, davacı şirketlerin işin bedelinin ödenmesinde temerrüde düşmesi için ayrıca ihtarda bulunulmasına ve ödemenin gecikmesine itiraz edilmesine gerek bulunmadığını, bu bağlamda müvekkili şirketin EBK. 81. maddesi hükmünde ifade bulan ödemezlik def’i gereği kendi edimini ifadan kaçınabilmesi için ayrıca davacı şirketlere itirazda bulunması gerekmediğini, hiçbir geçerli delile dayanılmaksızın tahmine dayalı bir değerlendirme ile 7 adet dairede meydana geldiği kabul edilen parke ve boya hasarlarına ilişkin alacağın 35.000,00 TL olduğunun ispat edildiğinin kabul edilemeyeceğini, birleşen dava yönünden; varlığını iddia ettiği ayıplara ilişkin makul sürede gözden geçirme ve ihbar külfetini yerine getirmeyen ve işi kabul etmiş sayılan davacının varlığını iddia ettikleri ama ispat edemedikleri ayıplardan dolayı müvekkilin sorumluluğuna gidemeyeceklerini, ayıplı olduğu ve sonradan tamamlandığı iddia edilen ve bedeli talep edilen işlerin metrajına ilişkin bir tespit söz konusu olmayıp, üçüncü kişiler tarafından davacı şirkete kesilen toplam 1.098.156,31 TL bedelli faturaların yapıldığı iddia edilen imalatın karşılığı olup olmadığının bugün itibariyle teknik olarak kesin bir şekilde tespit ve hesabının mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; tarafların asıl davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Birleşen davaya yönelik ise, eser sözleşmelerinde sözleşmenin feshedilip yüklenicinin işten el çektiği ya da işi terk edip gittiği ve işin yarım kaldığı yasal delillerle ispat edilmedikçe, yapılan işin kural olarak yüklenici tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmekte olup, bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından kanıtlanması gerektiği, yüklenicinin işi teslim ettiği, terkettiği ya da sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra işin eksik ve ayıplı yapıldığının ve eksik ve kusurların iş sahibi tarafından işe devam edilerek tamamlandığı veya üçüncü kişilere tamamlattırıldığının yasal delillerle ispatının zorunlu olduğu, davacılar tarafından sunulan dava dışı şirketlere ait faturaların bu karinenin aksini ispat için yeterli bulunmadığı, bu faturalar haricinde işin eksik ve ayıplı yapıldığına dair, yukarıda belirtilen karinenin aksini ispatlayacak yasal delillerin dosyaya sunulamadığı belirtilerek davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile birleşen dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL bakımından davanın esastan reddine, ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden ise zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekilleri, istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davaya yönelik istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl davada uyuşmazlık; eserin geç teslim edilmesi nedeniyle cezai şart ve işin yapılması sırasında verilen zararların giderim bedelinin tahsili; birleşen dava ise eksik ve ayıplı iş giderim bedeli ile cezai şartın tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 Sayılı TBK’nın 97 inci, 147/6 ıncı, 179/2 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyizi bakımından;
Davacı yüklenici, SGK … Şube Müdürlüğü’ne yönelik 10.03.2009 tarihli yazısı ile, davalı taşeronun 09.03.2009 tarihinde işi bitirdiğini belirttiğinden mahkemece bu tarihin, işin teslim tarihi olarak kabul edilmesinde ve bu tarihten itibaren zamanaşımı süresini işletmeye başlatmasında hukuka aykırı bir durum olmadığı gibi, TBK m. 147/6 uyarınca, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Asıl davada gecikme cezası ve işin yapılmasında verilen zararların tazmin edilmesi talep edildiğinden mahkemece bu alacaklar bakımından 5 yıllık zamanaşımı süresinin dikkate alınmasında hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. Ayrıca birleşen davada da, eksik ve ayıplı iş giderim bedelinin tahsili talep edilmiş, TBK’nın 478/1 inci maddesi uyarınca; yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak,…taşınmaz yapılarda beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiş, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında davalı taşeronun ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından bölge adliye mahkemesince 5 yıllık zamanaşımı süresinin işletilmesi hukuka uygundur. Ayrıca bölge adliye mahkemesi kararında belirtildiği üzere, eser sözleşmelerinde, sözleşmenin feshedilip yüklenicinin işten el çektiği ya da işi terk edip gittiği ve işin yarım kaldığı yasal delillerle ispat edilmedikçe, yapılan işin kural olarak yüklenici tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmekte olup, bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Davacı, birleşen davasında eksik ve ayıplı işlerin 3. kişilerce giderildiğine dair sadece üçüncü kişiler tarafından davacı adına düzenlenmiş faturalar ibraz etmiş, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları da sadece bu faturalara göre değerlendirme yapmış, davacı tarafça iddia edilen eksik ve ayıplı işlerin neler olduğuna dair işin yapıldığı zaman tespit yaptırılmamış olup, bilirkişi raporları ile şu anda tespit yapılmasının mümkün olmadığı da belirtildiğinden karinenin aksinin davacı tarafça kanıtlamadığı anlaşıldığından, davacının birleşen davaya yönelik temyiz itirazları da yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.
3. Davalı taşeron temyizi bakımından;
3.a. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl ve birleşen dava davalısı taşeron vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3.b. Asıl davada davacı yüklenici tarafından boya ve parkelere verilen zararların giderim bedeli talep edilmiş, mahkemece de ıslahla artırılan miktar hariç bu talebin kabulüne karar verilmiş ise de; Kadıköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/341 Değ. İş sayılı tespit dosyasına sunulan 27.07.2009 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde A blok 113, 122, 132, 141 nolu bağımsız bölümler ile B Blok 36, 54, 133 nolu bağımsız bölümlere su sızdığı belirtilmiş, ancak bu su sızıntısının boya ve parkelere zarar verip vermediği noktasında bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Dava dosyasında böyle bir zararın meydana geldiğini ispata yönelik delil yer almamaktadır. Bilirkişiler, düzenledikleri raporlarında kesin delil olmadığını kabul etmişler, tespit dosyasına dayanılarak farazi bir değerlendirme ile sonuca gitmişlerdir. Bu durumda mahkemece ispat edilemeyen bu alacak kalemi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
TBK m.179/2 inci maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şartın talep edilebilmesi için yüklenicinin temerrüde düşmesi ve onun temerrüde düşmede kusurlu olması gerekmektedir. Diğer bir deyişle ifanın vadesinde yapılamaması yükleniciye isnad edilemeyen bir nedenden kaynaklanmışsa ondan ifaya eklenen cezai şart talep edilemeyecektir. TBK’nın 97 inci maddesi uyarınca, karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.
Somut uyuşmazlık bakımından söz konusu açıklamalar değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde, toplam sözleşme bedelinin %25’in banka avans teminat mektubu karşılığında taşerona ödeneceği, bakiye hakedişler imzalanıp, malzeme ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra geriye kalan hakediş tutarının %50’sinin hakediş tarihinden itibaren 15 gün sonra, geri kalan %50’sinin de takip eden ayın 15’inde ödeneceği düzenlenmiştir. Mahkemece, taraf ticari kayıtlarında yapılan inceleme ile geç ödeme iddiası sabit olmakla birlikte, davalı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin işin yapımına devam olunduğu, bedel ödemedeki gecikmenin kendi borcunun süresine etkisi yönündeki savunmalarının usulünce ispat olunamadığı, bu nedenle cezai şart alacağının sabit olduğu belirtilmiş ise de; sözleşme uyarınca iş bedelinin ödenmesi belirli vadelere bağlanmış olup, davacı yüklenici tarafından bu vadelerde ödemelerin yerine getirilmediği, geç ödemeler yapıldığı, işin teslim edildiği 09.03.2009 tarihinden sonra dahi 30.04.2009 tarihi itibariyle davalının davacıdan 772.193,58TL alacaklı göründüğü, bu durumda davacının kusurlu olarak öncelikle kendisinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekmekte olup, bu durumda davalının temürrüdünden bahsedilemeyeceğinden, mahkemece asıl davada ifaya ekli cezai şart talebin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR,
Açıklanan sebeplerle;
1. “Değerlendirme” bölümünün “2.” bendinde açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dava davacıların tüm
temyiz itirazlarının reddine, “3.a” bendinde açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dava davalısının diğer
temyiz itirazlarının reddine,“3.b” bendinde belirtilen nedenlerle asıl ve birleşen dava davalısı taşeron
vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin
kararının davalı yararına BOZULMASINA,

2.3.8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen dava davacılarından alınarak Yargıtay
duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen dava davalısına verilmesine,

Davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine,

Aşağıda yazılı harçların temyiz eden davacılardan alınmasına,

Dosyayı kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.