Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1670 E. 2022/5484 K. 24.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1670
KARAR NO : 2022/5484
KARAR TARİHİ : 24.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki asıl dava ve birleşen 2004/722 E. sayılı davada alacak, birleşen 2004/873 E. ve 2004/1320 E. sayılı davalarda menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2004/1320 E. kabulüne, birleşen 2004/722 E. reddine, birleşen 2004/873 E. usulden usulden reddine yönelik verilen hüküm asıl davada davalı … İnş. Ltd.Şti. vekilince duruşmalı, davacı-birleşen davalarda davalı …Ş. vekilince duruşmasız temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. 20.09.2022 tarihinde asıl ve birleşen davada davalı birleşen davalarda davacı vekili Avukat … ile temyiz talebinde bulunan asıl ve birleşen davada davacı birleşen davalarda davalı vekili Avukat …’ın gelmeleriyle duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı banka tarafından açılan davalarda, davalının idare tarafından gösterilen mahale taşıma yapmadığı, sözleşme eki Kanalizasyon İnşaatına Ait Özel ve Teknik Şartnamesinin 26. maddesi ile İçmesuyu İnşaatına Ait Özel ve Teknik Şartnamenin 9. maddesi uyarınca gösterilen yere yapılmayan taşımalara bedel ödenmeyeceği için davalıya yapılan tüm taşıma ücretinin iadesi talep edilmiştir.
Yüklenici tarafından açılan, birleşen iki davada ise bu alacak kalemlerinden dolayı iş sahibi davalıya borçlu bulunulmadığının tespiti talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, iş sahibi banka tarafından açılan birleşen 2004/722 esas sayılı davanın reddine, yüklenici tarafından açılan birleşen 2004/873 esas sayılı davanın usulden reddine ve yine yüklenici tarafından açılan 2004/1320 esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 09.05.2000 tarihli sözleşmeden kaynaklanmıştır.
Davacı banka iş sahibi, davalı şirket ise yüklenicidir.
2-Mahkemece hükmüne uyulan kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 21.11.2008 gün ve 2008/5143 esas, 2008/6966 karar sayılı bozma ilamında, mahkemece yapılacak araştırma ve inceleme yönünden aynen “…mahkemece davanın kabulüne esas alınan şartnamelerin 26. ve 9. maddelerindeki hükümler sadece gösterilen yer dışında başka yerlere yapılan taşımalar hakkında olup yüklenicinin iş sahibince gösterilen Kılıçköyü İlköğretim Okulu civarındaki depoya bir kısım taşımaları yaptığı da ihtilâfsızdır. Dolayısıyla yüklenici tarafından gösterilen depoya yapılan taşımalar için açılan davanın reddi gerekeceğinden bu depoya yüklenici taşımalarının miktarının saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar kesin olarak saptanamıyor ise bu takdirde sözkonusu depoda fiilen mevcut toprağın kaç kamyon taşımaya tekabül ettiği, bu depoya hangi yüklenicilerin taşıma yaptıkları ve iş kapasiteleri dikkate alınarak BK’nın 42 vd. maddeleri uyarınca adalete uygun bir karar verilmelidir. Bunun için bilirkişilerden ek rapor alınıp yüklenici davalının Kılıçköyü İlköğretim Okulu deposuna ne miktar toprak taşıyabileceği saptanıp buna tekabül eden taşıma ücretinin iadesine ilişkin dava reddedilmeli, kalan bölüm için iş sahibince açılan dava ise kabul edilmelidir. Keza yüklenici tarafından açılan davalar da bu inceleme raporuna göre karara bağlanmalıdır.” açıklamasına yer verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 09.05.1960 tarih ve 21/9 sayılı kararı uyarınca yerel mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulması halinde bozmada belirtilen hususlar yararına olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturacağından yine Yargıtay İçtihatlarıyla kabul edilen usuli kazanılmış hakkın istisnaları mevcut olmadıkça bozma uyarınca inceleme yapılıp karar verilmesi zorunludur.
Mahkemece bozma ilamı uyarınca bilirkişi kurulundan rapor alınmış olup, 28.05.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda 818 sayılı Borçlar Kanun’unun 42 ve devamı maddeleri uyarınca yapılan değerlendirme neticesinde, yüklenicinin 726.576 m³ toprağın yaklaşık %10’luk kısmını kalıcı depo alanına taşıdığı, bu durumda davacı bankanın,yüklenici tarafından kalıcı depo alanına taşınmayan toprağın ücreti olarak belirlenen 742.887.39 TLx%90=668.598,65 TL bakımından asıl davadaki talebinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda bozma ilamında açıklandığı üzere yüklenicinin kalıcı depo alanına taşıdığı miktara tekabül eden taşıma ücretinin iadesine ilişkin davanın reddi, kalan bölüm için iş sahibince açılan davanın ise kabul edilmesi, yüklenici tarafından açılan birleşen davaların da bu inceleme raporuna göre karara bağlanması gerekir.
Mahkemece “iş sahibi davacı banka tarafından kazı miktarına göre çok yetersiz kapasitede kesin döküm alanı gösterildiğinden, bu alanın kapasitesinin üzerindeki miktarın proje kapsamında gerek görülen yerlerde kullanılmış olacağından, bu alanların da iş sahibi tarafından gösterilen yerler olacağı kanaatine varıldığı” gerekçesiyle iş sahibi banka tarafından açılan, birleşen 2004/722 esas sayılı davanın reddine, aynı konuya ilişkin yüklenici tarafından açılan birleşen 2004/1320 esas sayılı menfi tespit davasının ise kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 472/3 maddesinde, “Eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa yüklenici bu durumu hemen iş sahibine bildirmek zorundadır” hükmüne yer verilmiştir.
Bu madde uyarınca; yüklenici işin ehli olup bedele hak kazanabilmesi için, eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmesi zorunludur. Yüklenici, yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak imâl edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle mükelleftir. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren emek sarfıyla gerçekleştirdiği bir sonuçtur. Eser sözleşmelerinde; yüklenici sadakat ve özen borcu gereği eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek zorundadır. Yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğü bu zorunluluktan kaynaklanır. Başka bir deyişle akdin gereği gibi ve zamanında ifasını tehlikeye sokan her hali yüklenici, iş sahibine derhal haber vermeye mecburdur.
Somut olaya dönüldüğünde,mahkemenin gerekçesinde yazılı olduğu şekilde yüklenici şirkete iş sahibi banka tarafından “yüklenicinin kazı miktarına göre çok yetersiz kapasitede kesin döküm alanı gösterilmesi” halinde, akdin gereği gibi ve zamanında ifasını tehlikeye sokan her hali yüklenici iş sahibine derhal haber vermeye mecbur olduğundan, yüklenici bu durumu iş sahibine genel ihbar yükümlülüğü kapsamında bildirmelidir. Yüklenici iş sahibine karşı genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse doğacak sonuçlardan kurtulamaz.
Dosya kapsamında genel ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu nedenle mahkemenin birleşen 2004/722 ve 2004/1320 sayılı davalarla ilgili gerekçesi hukuki ve yerinde görülmemiştir.
O halde mahkemece bozmadan sonra alınan bilirkişi raporundaki tespit doğrultusunda, iş sahibi banka tarafından açılan birleşen 2004/722 esas sayılı davada davanın kabulüne, yüklenici tarafından açılan birleşen 2004/873 esas sayılı davada menfi tespit isteminin yüklenici tarafından kalıcı depo alanına taşındığı belirlenen %10’luk miktara tekabül eden 74.288,74 TL üzerinden kabulüne, yüklenici tarafından açılan birleşen 2004/1322 esas sayılı menfi tespit davasının ise reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece usuli kazanılmış haklara aykırı şekilde ve hatalı hukuki değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 8.400 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay duruşmasına vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 24.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.