Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/172 E. 2023/617 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/172
KARAR NO : 2023/617
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Kartal Spor Caddesi Yol ve Ortak Altyapı İnşaatı ve Heyelan Bölgesi Islahı sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin işi sözleşme ve eklerine uygun olarak ön görülen süre içerisinde tamamlayarak davalı idareye teslim ettiğini, davalı idarenin Altyapı Hizmetler Müdürlüğü tarafından 26.10.2011 tarihinde hazırlanan kesin hesapta müvekkilin 400.135,86 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kendi hesaplamalarına göre yaklaşık 1.000.000,00 TL alacaklı olmasına rağmen ihtirazı kayıtlı olarak kesin hesabı imzaladığını, idare tarafından müvekkiline gönderilen 28.09.2012 tarihli “Hakediş Borcu” konulu yazıda; “Kesin hakediş sonucunda 505.633,56 TL borç tahakkuk etmiş olup, oluşan borcun 20 takvim günü içinde Belediyemiz hesabına yatırılması gerekmektedir” denildiğini, konuya ilişkin olarak 11.10.2012 tarihli yazı ile itirazda bulunulduğunu, yapılan kesinti ve çıkarılan borcun neye müsteniden olduğuna ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığını, müvekkili tarafından üstlenilen işin 04.08.2006 tarihinde bitirilmiş olmasına rağmen müvekkilinin hak edişlerinin bugüne kadar ödenmediğini, müvekkilinin yapmış olduğu işten kaynaklı olarak yaklaşık 1.000.000,00 TL hak edişi bulunmasına rağmen davalının hiç bir belgeye dayanmayan keyfi tutum sonucu yaptığı kesin hesap ile müvekkilini 500.000,00 TL borçlu gösterdiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin tahsiline, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının hak edişe itiraz ile ilgili yasal süreler geçirildiğinden dava açma hakkının bulunmadığını, müteahhidin inceleme süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, hakedişi itirazsız imzaladığını, ayrıca yapılan kesintilerin doğru olduğunu, davacıya yaptığı imalat karşılığı fazla ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Dava, sözleşmeden kaynaklı menfi tespit ve alacak istemine ilişkin olduğu, sözleşme ilişkisinin yanlar arasında çekişmesiz bulunduğu, çözülmesi gereken meselenin davacı yüklenicinin işi sözleşmeye uygun olarak ifa edip etmediği, hak edişlere yüklenicinin itirazının bulunup bulunmadığı, hak edişlerin kesinleşip kesinleşmediği, sözleşmeden kaynaklı davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı hususunda toplandığı, üç kişilik bilirkişi heyeti 21.02.2018 tarihli raporlarında; hakedişte yapılan kesintilerin 04.10.2012 tarihi itibariyle yükleniciye tebliğ edilerek kesinleştiği, yüklenicinin idareye 403.813,14 TL + KDV borçlu olduğu kanaatine varıldığı, itirazlar üzerine alınan ek raporda ise kök rapordaki değerlendirmelerin itirazın olmadığını kabul edilerek yapıldığı, Alt Yapı Hizmetleri Müdürlüğü tarafından onaylanan 21 no.lu kesin hesap metraj sayfaları, fiyat farkları, yapılan işler listesinde yapılan inceleme göz önüne alındığında, yüklenicinin davalı idareden KDV dahil 15.602,98 TL alacaklı olduğunun bildirildiği, bilimsel veri ve içeriğe sahip denetime elverişli heyet ek raporu, keşif, sözleşmeler ve tüm dosya kapsamına nazaran; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince, yüklenicinin edimini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiği, 22.12.2011 tarihli Kesin Kabul Tutanağı’nda, yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu, geçici kabulde tespit edilen noksanların tamamlandığı ve teminat süresinde gerektiği gibi korunduğu, işin kesin kabule engel eksik, kusur ve arızalarının bulunmadığının tespit edildiği, ancak yol yüzeyindeki oturmalar sebebiyle 15.000,00 TL nefaset kesintisi uygulandığı, davalının bu yöndeki tespitine rağmen yaklaşık 9 ay sonra 28.09.2012 tarihinde düzenlenen kesin hesapta davacı yükleniciye 505.633,56 TL’lik borç tahakkuk ettirildiği, davacının 28.09.2012 tarihli kesin hesaba 11.10.2012 tarihli yazısı ile itiraz ettiği, 22.12.2011 tarihli kesin kabul tutanağına göre yapılan hesaba göre de, davacı yüklenicinin davalıdan KDV dahil 15.602,98 TL alacaklı gözüktüğü, 28.09.2012 tarihli kesin hesapta davacı yükleniciden talep edilen 505.603,56 TL’lik kısım yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı kanaatine ulaşılarak davanın kabulüne, davalı idarenin 28.09.2012 tarihli 505.633,56 TL’lik borç tahakkukuna ilişkin davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 10.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacının itirazla ilgili süreleri geçirmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği,
Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’ne göre geçici hak ediş raporlarına 39. maddede belirtilen şekilde itiraz edilmediği takdirde hakedişlerin kesinleştiğini, davacının Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin 40. maddesinde belirtilen şekilde kesin hesaplara itiraz etmediğini, bilirkişi raporuna göre davacının idareye 403.813,14 TL borcu olduğu tespit edildiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, ihtiyati tedbir konusunda mahkemenin bir karar vermediğini belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Taraflar arasında bir takım inşaat işlerini konu alan yazılı eser sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin 2. madde hükmü uyarınca Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin sözleşmenin eki olduğu, bu nedenle anılan şartnamenin delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, tarafları bağladığı, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin dava konusu talebe ilişkin 40. maddesi hükmüne göre hak edişlerin kesin hesap ve metrajlarının kesin kabulünün, kesin hesap sonrasında düzenlenen kesin hak edişlerin belirli bir süreye ve prosedüre bağlandığı ancak bilirkişi raporu ve uzman görüşü ile tüm dosya kapsamına göre hak ediş ve dayanaklarının bu hüküm gereğince belirtilen sürede ve usulde tanzim edilmediği anlaşılmış olup, gerek madde hükmünde gerekse Yargıtay içtihatları ile bu belgelere bağlanan hukuki sonuç açısından geçerli kabul edilmeyeceklerinden davacı yüklenicinin talep ettiği bakiye iş bedeli alacağının bu belgeler esas alınarak hesaplanıp belirlenmeyeceğinin anlaşılmasına göre, işin mahkemece tasfiye edilmesi gerektiğinden mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi kurulu kök ve ek raporuna göre sözleşmenin tasfiyesi kapsamında davacı tarafça 21 no.lu kesin hak edişe yapılan itiraz ekinde sunduğu dilekçede belirtmiş olduğu hususlar (metraj ve ihzarat) denetime elverişli şekilde incelenip değerlendirilmiş olduğu, rapora göre verilen mahkeme hükmünün dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacının itirazla ilgili süreleri geçirmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği,

Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’ne göre geçici hak ediş raporlarına 39. maddede belirtilen şekilde itiraz edilmedigi takdirde hakedişlerin kesinleştiğini, davacının Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin 40. maddesinde belirtilen şekilde kesin hesaplara itiraz etmediğini, bilirkişi raporuna göre davacının idareye 403.813,14 TL borcu olduğu tespit edildiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, ihtiyati tedbir konusunda mahkemenin bir karar vermediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve alacak istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuku
6098 sayılı TBK’nın 470. vd. maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesi hükmü gereğince müteahhidin, hakediş raporunu imzalamasından tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa, hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere, en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, müteahhit itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı, dosya kapsamında bulunan 21 no.lu hakedişin üzerinde düzeltmeler yapıldığı, bu kapsamda hakedişin kendisine ödendiği tarihten itibaren on gün içerisinde davacının itiraz hakkı bulunduğu, dosya kapsamında ödeme yapıldığına dair bir bilgi bulunmadığından itiraz süresi başlamadan dava açıldığı ve bu nedenle hakedişin kesinleşmediğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2. Davalı vekilinin diğer itirazlarının incelenmesine gelince;

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yapılan imalâtın bedeli noktasında toplanmaktadır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan kök raporda; davacının 1 numaralı iddiasından 4.138,80 TL, 2 numaralı iddiasından 5.017,98 TL, 4 numaralı iddiasından 8.260,00 TL, 8 numaralı iddiasından 7.273,09 TL alacaklı olduğu bununda toplam 24.689,87 TL yaptığı, bunun toplam borçtan mahsubu sonucu yüklenicinin idareye (428.503,01-TL-24.689,87-TL)= 403.813,14-TL +KDV borçlu olduğu kanaatine varıldığı, tarafların itirazları doğrultusunda alınan ek raporda ise; kök rapordaki değerlendirmeler, davacının kesin hesap tarafından yapılan değişikliklere itiraz ettiği, öncesinde itirazı olmadığı gerçekliğine istinaden Alt Yapı Hizmetleri Müdürlüğü tarafından onaylanan 21 nolu kesin hesap metraj sayfaları, fiyat farkları, yapılan işler listesinde yapılan inceleme göz önüne alındığında yüklenicinin davalı idareden KDV dahil 15.602,98 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, kök raporun hakedişte yapılan kesintilerin 04.10.2012 tarihi itibariyle yükleniciye tebliğ edilerek kesinleştiğinden yola çıkılarak düzenlendiği, bu nedenle ek rapora itibar edildiği açıklanarak hüküm kurulmuş olsa da kök raporda; hakedişte yapılan kesintilerin kesinleştiğinin bildirilmesine rağmen dört kaleme yapılan itirazın değerlendirilip borçtan mahsup edildiği, ek raporda da; kök rapordaki değerlendirmelerin, itiraz olmadığının kabul edilerek yapıldığına dair bir açıklama olmadığı gibi ek raporun beşinci sayfasında; 21 nolu kesin hesap ve hakediş çalışmalarına davacının herhangi bir itirazının bulunmadığı görüşlerinin devam ettiği belirtilmiş, sonuç kısmında da kök rapordaki değerlendirmeler, müteahhidin itirazının kesin hesap tarafından yapılan değişikliklere ilişkin olduğu, öncesinde itiraz olmadığı gerçekliğine istinaden onaylanan 21 nolu hakediş metraj sayfaları, fiyat farkları yapılan işler listesine göre hesaplama yapıldığı belirtilmiştir. Bu durumda kök ve ek rapor arasında önemli oranda bedel farkı ve çelişkiler mevcuttur. Ayrıca, kök ve ek rapordaki hesaplamalar ve değerlendirmeler Yargıtay denetimine elverişli olmayıp bulunan sonuca ne şekilde varıldığı ve farklılıkların açıkça nereden kaynaklandığı da denetlenememektedir.

O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişilerden farklı inşaat mühendisi, kesin hesap uzmanı ve mali müşavirden oluşan üç kişilik yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak 21 no.lu kesin hakedişe yapılan itirazın da süresinde olduğu gözetilerek alınacak Yargıtay denetimine elverişli rapor ile bilirkişilere tasfiye kesin hesabı çıkarttırmak ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.

Açıklanan nedenlerle Yargıtay denetimine elverişli olmayan ve ilk rapor ile çelişkili bulunan ek bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;

1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının 2. bentte belirtilen nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.