Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2 E. 2023/162 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2
KARAR NO : 2023/162
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/601 E., 2021/730 K.
DAVA TARİHİ : 08.09.2009
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul, Kısmen Ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; …, …, …, …, … ve … davacı olarak gösterip, …’in, davalılardan … ile Silifke 2. Noterliğinin 18.052005 tarih ve 02243 yevmiye nolu düzenleme şeklinde … satış vaadi ve daire karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, davalının edimini yerine getirmediğini, inşaatı belediyeden onaylı tasdikli projeye, fen ve sanat kurallarına uygun olarak bitirmediğini, kapıcı dairesi olan kısmın davalı tarafından iki yıldan fazla süredir depo olarak kullanıldığını, yapılan tespit işlemi ile inşaatta birçok eksik ve ayıplı imalatlar olduğunun ve kapıcı dairesinin iki yıllık kullanım nedeniyle olan kira bedelinin saptandığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kayıt ve koşulu ile, eksik ve ayıplı işler bedeli olarak şimdilik 100,00 TL’nin ve kapıcı dairesinin iki yıllık haksız kullanım bedeli olarak 50,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve harca esas değeri 150,00 TL olarak göstermiştir.
2.Davacılar vekili ıslah dilekçesinde ise; davacılar yanında …, … ve …’ı asli müdahil olarak göstererek eksik ve ayıplı işler bedeli olarak talep edilen 100,00 TL’yi 13.387,50 TL’ye, kapıcı dairesinin iki yıllık haksız kullanım bedeli olarak talep edilen 50,00 TL’yi 1.800,00 TL’ye ıslah ederek 15.187,50 TL’nin muacceliyet tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesi sunmamış, 08.02.2010 tarihli celsede davalı vekili; davayı kabul etmediklerini, davanın yönetim kurulunca açılması gerektiğini, eksik tarafla dava açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 03.12.2015 tarihli ve 2009/1086 Esas, 2015/1005 Karar sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/975 Esas, 2016/1975 Karar sayılı kararıyla; davacılardan …’un yükleniciden bağımsız bölüm satın alan kişi olduğu anlaşılmakta ise de, diğer kat malikleri davacılar ve asli müdahillerin bağımsız bölümlerini arsa sahiplerinden mi, yoksa yükleniciden mi satın aldıkları hususunda dosyada herhangi bir açıklık bulunmadığı, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan davacılar ve asli müdahiller yönünden uyuşmazlık satım sözleşmesine dayalı olup, tarafı olmadıkları arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunamayacakları, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 23. maddesi kapsamında Tüketici Mahkemeleri görevli olduğu, arsa sahibi davacı … ve arsa sahiplerinden bağımsız bölüm satın aldığı ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan haklarını temlik aldıkları belirlenen davacılar ve asli müdahillerin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunabilecekleri, adı geçenler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından her bir davacının talep miktarı yönünden dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK’un 8. maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilerek taraf vekillerinden açıklama alınıp, her bir davacı ve asli müdahil yönünden bağımsız bölümünü kimden satın alındığının belirlenmesi, yükleniciden satın aldığı belirlenenler yönünden dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi ve Tüketici Mahkemelerinin görevi kapsamında bulunduğu, davacı arsa sahibi … ve arsa sahiplerinden bağımsız bölüm satın aldığı belirlenen davacı ve asli müdahiller yönünden ise, görevli olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği gerekçeleri ile diğer temyiz nedenleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2.2 yıllık haksız kullanım bedeli olan 1.920,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacının arsa payı oranında davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Eksik imalat bedeli olan 34.000,00 TL’ nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacının arsa payı oranında davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı yüklenici vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Anılan ek bilirkişi raporunda giderim bedelleri talep edilen ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu kanaatine varılmış, bu nedenle eser teslim anındaki durumuyla kabul edilmiştir.
2.Karara gerekçe yapılan raporda eksik ve ayıplı iş bedelinin 15.06.2016 tarihi baz alınarak hesaplanması hatalıdır. Dava tarihi 2009 yılına göre hesaplama yapılması gerekmektedir.
3.Keşif sırasında kapıcı dairesinin anahtarının davacılarca getirilip, kapının davacılar tarafından açılmasından, kapıcı dairesinin davacılara teslim edildiği anlaşılacaktır. Keşif sırasında dinlenen davacı tanığı “kapıcı dairesinin kapısı daha önce açıktı, bizler rahatsız olduğumuzu belirttik, daha sonra kapıcı dairesinin kapısını yaptırdı” şeklinde beyanda bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle kendilerince kullanıldığı ispat edilmediğinden ecrimisile hükmedilmesi hatalıdır.
4.Kararda davacı lehine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti de kanuni dayanaktan yoksun olarak fazla miktarda hesaplanmış olup, müvekkiller aleyhine sonuç doğurduğundan bu durumun da kabulü mümkün değildir gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli ile kapıcı dairesinin haksız olarak kullanılmasından kaynaklı kira bedeli talebi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, HMK’nın 26.,31., 27., 119. ve 297. maddeleri, 6098 sayılı TBK’nın 470 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme

6100 sayılı HMK’nın 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar sayılırken dava dilekçesinin diğer unsurları yanında açık bir şekilde talep sonucunu da içermesi gerektiği (ğ) bendinde açıkça hüküm altına alınmıştır. Gerçekten de talep sonucu dava dilekçesinin en önemli unsurudur. Talep sonucunu içermeyen bir dilekçe dava dilekçesi olarak nitelendirilemez. Zira, mahkemelerde dava dilekçesinin talep sonucuna göre hüküm kurmak durumundadır. Bu nedenlerle dava dilekçesinin en önemli unsuru olan talep sonucu açık olmalı, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde davacının mahkemeden hangi konuda hukuki koruma istediğini açıkça belirtmelidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi hâkim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır. Öte yandan HMK’nın 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu hükmü getirilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değelendirildiğinde;
1.Davacı vekili davacı … ile davalı … arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini belirterek …, …, …, …, … ve … davacı olarak gösterip eksik ve ayıplı işler bedeli olarak şimdilik 100,00 TL’nin ve kapıcı dairesinin iki yıllık haksız kullanım bedeli olarak 50,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, harca esas değer olarak 150,00 TL gösterilmiş, ıslah dilekçesinde ise davacılar yanında …, … ba, ve …’ı asli müdahil olarak göstererek eksik ve ayıplı işler bedeli olarak talep edilen 100,00 TL, 13.387,50 TL’ye, kapıcı dairesinin iki yıllık haksız kullanım bedeli olarak talep edilen 50,00 TL, 1.800,00 TL’ye ıslah edilip 15.187,50 TL’nin muacceliyet tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş fakat her bir davacı ve asli müdahil için ne miktarda eksik ve ayıplı iş bedeli ile haksız kullanım bedeli talep edildiği belirtilmemiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davacılardan arsa sahibi … hariç diğer davacılar ve asli müdahillerin davaları tefrik edilmiş, ayrı esasa kaydedilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Bu durumda yargılaması yapılan dava dosyasında davacının arsa sahibi …, davalının ise yüklenici … olduğu anlaşılmakla birlikte, davacının eksik ve ayıplı iş bedeli ile ecrimisil olarak ne kadar bedel talep ettiği dava ve ıslah dilekçesinden anlaşılamamaktadır. Açıklanan nedenlerle talebin ne olduğu, ıslah ile ne kadar arttırıldığı belli olmadığından eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, ayrıca hükümde belirlenen tüm eksik ve ayıplı iş ile haksız kullanım bedelinin arsa payı oranında tahsiline karar verilerek ne kadar bedele hükmedildiği belirtilmeden ve yargılama giderlerinin hangi bedel üzerinden hesaplandığı denetlenemediğinden infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2.Dosyanın tefrik edilmesi nedeni ile taraf olmayan …’nın başlıkta davalı olarak gösterilmesi hatalı olmuştur.
3.Mahkemece kabul edilen talebe yönelik davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147) talep edilebilir. Ayrıca dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca ayıpların giderim bedelinin, teslim tarihinden itibaren makul süre içinde iş sahibinin eksik ve ayıpların giderilmesi için talepte bulunması ve dava açması gerektiğinden dava açılması için gereken makul süre sonundaki mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan raporda bu yönde bir inceleme yapılmadığı gibi giderim bedelinin de makul süre değerlendirilmesi yapılmadan 2016 yılına göre belirlenmesi de hatalı bulunmuştur.
Ayrıca, keşif sırasında kapıcı dairesinin anahtarının davacılarca getirtilip, kapının davacılar tarafından açılması, tanık beyanları ve keşif sırasında dinlenen davacı tanığının “kapıcı dairesinin kapısı daha önce açıktı, bizler rahatsız olduğumuzu belirttik, daha sonra kapıcı dairesinin kapısını yaptırdı” şeklinde beyanı birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında davalının kapıcı dairesini haksız olarak kullandığı ispatlanamadığından haksız kullanım bedeli talebinin reddi yerine kabulü de doğru bulunmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; HMK’nın 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma görevi gereği, davacıya dava ve ıslah dilekçesindeki taleplerinin açıklattırılıp eksik ve ayıplı iş bedeli ile haksız kullanım bedeline yönelik talebinin ne kadar olduğu, ıslah dilekçesinde bu talebi hangi miktara arttırdığı belirlenerek, kapıcı dairesinin haksız olarak kullanıldığı ispatlanamadığından talebin reddine, ek rapor alınarak yukarıda anlatılan bilgiler çerçevesinde eksik ve ayıplı işlere yönelik olarak giderim bedelleri talep edilen işlerin eksik mi, ayıplı iş mi olduğu, ayıplı iş ise açık ayıp mı, gizli ayıp mı olduğu, davacının giderim bedeli talep edip edemeyeceği ve edecekse, ortak alandakileri arsa payı oranında isteyebileceği de dikkate alınarak, eksik ve ayıplı işlerin ortaya çıktıktan makul süre sonraki piyasa fiyatları ile giderim bedeli tespit edilip belirlenen talebe göre infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm altına almaktan ve bu bedele göre yargılama giderlerini belirlemekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.