Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2050 E. 2023/2206 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2050
KARAR NO : 2023/2206
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/233 E., 2022/109 K.

vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 17.03.2016
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/241 E., 2020/651 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..

Belli edilen günde davacı vekili Avukat … geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 18.11.2011 tarihli ve 12.07.2012 tarihli alt taşeron sözleşmeleri imzalandığını, davalı taşeronun yaptığı imalatın eksik ve kusurlu olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL cezai şartın gecikme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ve tazminat talep ettiklerini, noter ihtarnameleri masrafları ve eksik işler için çalışan personel için yapılmış resmi giderler ile maaş bedelleri için 500,00 TL‘nin avans faizi ile birlikte 5.500,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.

2.Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile 5.000,00 TL’lik cezai şart talebini 812.805,09 TL’ye yükseltmiş ve bedelin gecikme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

3.Ayrıca, davalı hakkında Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/28487 Esas Sayılı dosyası üzerinden ayıplı işlerin giderim bedeline yönelik icra takibi başlattıklarını, bu takip nedeni ile, 09.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi 889,00 TL, asıl alacak 10.476,80 TL olarak toplamda 11.365,80 TL yönünden davanın itirazın iptaline,

4.Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/28486 Esas sayılı takibin 40.822,27 TL yönünden de bu miktar üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 18.11.2011 tarihli sözleşmenin bulunmadığını, müvekkilinin yüklendiği işi bitirdiğini, davacının herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, davacıya borcunun da bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine ve davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadaki talepler tek tek irdelediğinde; birinci talebin şimdilik 5.000,00 TL tazminat istemi olduğu, bu talebin 12.07.2012 tarihli sözleşmenin m. 12.1 gereğince işin bedelinin %0,5’i oranında günlük tazminat hesabında 911 gün gecikme için 371.143,88 x %0,5×911 = 1.690.560,37 TL yönünden şimdilik 5.000,00 TL’ye ilişkin olduğu, taraflar arasında imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi mevcut bulunduğu, taraflar arasında imzalanan 12.07.2012 tarihli sözleşmede, “Cezalar, Sözleşmenin Feshi ve Değişiklik Talepleri” başlığı altında kararlaştırılan 12.1 maddesindeki düzenleme; “Taşeron, işini iş bu sözleşmenin 8.1 maddesinde belirtilen tarihte tam ve hatasız olarak teslim etmekle yükümlü olduğu, gecikme durumunda, geçecek her gün için yükleniciye iş bu sözleşmeye tabi işin bedelinin %0,5’i oranında tazminat ödemeyi kabul eder” şeklinde olduğu, sözleşme maddesinde her ne kadar “tazminat” sözcüğü kullanılmış ise de bir bütün olarak değerlendirildiğinde sözleşmede kararlaştırılan cezaî şart olup, bu cezaî şart TBK’nın 131/2 ve 179/2. maddeleri uyarınca ifaya ekli cezai şart olup, davacı yüklenici taraf sözleşmeye konu eseri iş sahibi Gazi Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Dairesi Başkanlığı ile imzalanan 14.03.2014 tarihli Yapım İşleri Geçici Kabul Tutanağı gereğince 31.12.2012 geçici kabul itibar tarihi itibariyle teslim edildiği, davacı yüklenici ile alt taşeron davalı arasında ayrı bir teslim tutanağı olmadığı, bu nedenle, davalı alt taşeronun eseri davacı yükleniciye en geç 31.12.2012 tarihinde teslim ettiğinin kabul edildiği, davacının eseri ihtirazı kayıt koymadan teslim aldığı anlaşıldığından cezaî şart hakkının düştüğü, noter ihtarnameleri masrafları ve eksik işler için çalışan personel için yapılmış resmî giderler ile maaş bedelleri için 500,00 TL istendiği, davacının bu talepler yönünden herhangi bir delil veya belge sunmadığı, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/28487 Esas sayılı takibin 09/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi 889,00 TL, asıl alacak 10.476,80 TL olmak üzere toplamda 11.365,80 TL yönünden itirazın iptali istemi olduğu, sözleşmenin 13’üncü maddesi garanti müddetine ilişkin olup, geçici kabul tarihinden itibaren yapılan işlere ait malzeme ve işçilik hatalarına karşı taşeron tarafından iki yıllık garanti verildiği, dolayısıyla geçici kabul eksikliklerinden taşeronun sorumlu olduğu, bilirkişilerin fatura konusu imalatın ve bedellerinin yapılan işe uyumlu olduğunu mütalaa ettiklerini, fatura konusu imalatın ve bedellerinin yapılan işe uyumlu olduğu, davacının beyanlarının aksine takip konusu faturalardan dolayı yapılan bir ihtar bulunmadığı, dolayısıyla temerrütün takip tarihinde başlayacağı belirtilerek davacı tarafından davalı hakkında açılan davada 5.000,00 TL tazminat istemi ile açılan ve ıslah edilen davanın reddine, noter ihtarnameleri masrafları ve eksik işler için çalışan personel için yapılmış resmi giderler ile maaş bedelleri için açılan ve kanıtlanamayan davanın reddine, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/28487 Esas sayılı takip dosyası yönünden açılan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulü ile, davalının, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/28487 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının; 10.476,00 TLasıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden (29.12.2015) itibaren yıllık %10,50 ve değişen oranı üzerinden avans faizi uygulanmasına, talep yargılamayı gerektirdiğinden, tarafların vaki icra inkâr ve kötü niyet tazminatı istemlerinin yasal koşulları bulunmadığından ayrı ayrı reddine, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/28486 Esas sayılı takip dosyası yönünden açılan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulü ile davalının, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2015/28486 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının; 37.668,92 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden (29.12.2015) itibaren yıllık %10,50 ve değişen oranı üzerinden avans faizi uygulanmasına, talep yargılamayı gerektirdiğinden, tarafların vaki icra inkâr ve kötü niyet tazminatı istemlerinin yasal koşulları bulunmadığından ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın ödeme yapmak niyetinde olmadığını ortaya koyduğunu, TBK’nın 124. maddesi uyarınca davalıya süre verilmesinin gereksiz olduğunu, davalıya önceden sözlü olarak ihtaratların yapıldığını, ihtarların geçerliliği için bir süre ve şekil şartı öngörülmediğini, davalının yazılı ihtar öncesinde eksik ve ayıplı işleri gidermekten kaçındığını bu sebeple, eksik ve ayıplı işlerin üçüncü kişilere tamamlattırıldığını, sözleşmeye göre işin bitim tarihinin 08.09.2012 tarihi olduğunu, davacının ise 09.03.2015 tarihinde söz konusu beyin cerrahisi servisi yapım işinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işleri tamamlattığını, davalının süresinde işi tamamlamadığı için 911 günlük süre için gecikme tazminatı hakları bulunduğunu, gecikme tazminatının talep edilebilmesi için çekince koymaya gerek bulunmadığını, mahkeme kararının bir gerekçe içermediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; TBK madde 124’e göre, bu madde de belirtilen üç durumda ifa için süre vermeye gerek olmadığı, dava konusu olayda söz konusu ihtarnameyi takiben davalı taraf, 30.03.2015 tarih ve 05841 sayılı ihtarname ile “gönderilmiş olan ihtarname içeriğini ve ihtarnameyi kabul etmediğini”, yani ödeme niyetinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, davalıya süre verilmesinin faydasız olacağını, davalının yaptığı eksik işlerden dolayı 20.02.2018 tarihli verdiğimiz dilekçede belirttiğimiz üzere 463.278,20 TL’lik davalı üniversiteye ek iş yapılmak zorunda kalındığını, şirketin ticari itibarının zedelenmemesi için yapılan bu ek işin mahkemece hiç belirtilmediğini, davalı taşeron şirketin zaten ayıpsız ve eksiksiz ifası için 12.07.2012 tarihli sözleşmenin 8.1. maddesinde gün, ay ve yıl belirtilerek belirli vade (08.09.2012) konulduğunu, belirli vade konulması durumunda TBK mad. 117/II’ye göre temerrüt için ihtara gerek bulunmadığını, temerrüt ihtarının geçerliliği için süre belirtilmesine gerek olmadığını, taraflar arasında yazılı bir teslim tutanağının olmamasının nedeninin davalı tarafın sözleşmeye ve usulüne uygun teslim açısından yükümlülüklerini yerine getirmemesi olduğunu, gecikme tazminatını talep edebilmek için eseri teslim alırken ihtirazi kayıt (çekince) koymaya gerek olmadığını, alt yüklenicinin yaptığı işi müvekkile ya da idareye eksiksiz teslim ettiğine dair bir tutanak olmadığını, kararın içinde olay anlatımları dışında bir beyana yer vermeden tüm davalar yönünden gerekçesiz şekilde yazılmasının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup cezai şart, eksik işler için çalışan personel için yapılmış resmi giderler ile maaş bedellerin tahsili ve ayıplı işlerin giderim bedeli için başlatılan takiplere yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
TBK’nın 470 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davada talep edilen cezanın ifaya ekli ceza olması ve her iki sözleşmeye yönelik davacı yüklenicinin işi, dava dışı iş sahibine teslim ettiğine dair geçici kabullerin yapılmış olup bu tarihten önce davalı taşeronun işi teslim ettiğinin kabul edilerek teslim anında cezai şart hakkı saklı tutulmadığından talebin reddine karar verilmesinin, sözleşmede kesin vade bulunmadığının ve bu nedenle dosyadaki delillerin davalıyı temerrüde düşürücü nitelikte olmadığı kabul edilerek işlemiş faize hükmedilmemesinin ve taleple bağlı olacak şekilde tüm taleplerin incelenip karar verilmesinin doğru olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Yargıtay duruşmasında vekille temsil olmadığından lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.