YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2372
KARAR NO : 2023/2438
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/444 E., 2022/170 K.
DAVA TARİHİ : 14.11.2016
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2016/524 E., 2019/611 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat ….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatif ile dava dışı arsa sahibi … arasında 23.07.1997 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalı şirket arasında da muhtelif tarihli sözleşmeler gereği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine taşınmazlarda turistik tesis inşaatının yapımının kararlaştırıldığını, davacının yapı kullanma izin belgesi almak için müracaatı üzerine, davalı şirketin inşaata ilişkin SGK dosyası açmadığı, aylık SGK prim ve hizmet bilgileri vermediği ve inşaatta çalışan işçilerin sigorta primlerini ödemediğinin anlaşıldığını, yapı kullanma izin belgesi alınması için yatırılması zorunlu olan ve davalının ödemesi gereken 620.578,50 TL’nin ihtirazi kayıtla SGK’ya ödenmek zorunda kalındığını, davalı ile son olarak yapılan 15.11.2004 tarihli sözleşme gereğince bu ödemeden sorumlu olan ve çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerini ödemek zorunda bulunan davalının, davacıya ödeme yapmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL’nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.04.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 620.578,50 TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile son olarak yapılan 15.11.2004 tarihli sözleşme gereğince, davacı ile dava dışı arsa sahibi arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden 311 ada 1 ve 2 no’lu parsellerde yapılacak olan 2 adet tesisin inşaat imalatlarına karşılık olarak davacıya düşen 311 ada 2 parseldeki tesisin 7 yıl bedelsiz, sonraki 8 yıl ise yıllık 400.000,00 USD karşılığı kullanma hakkının davalıya verildiğini, talep tutarının açıkça belirli olduğundan, kısmi dava ve belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının arsa sahibi veya başka ilgiliden talepte bulunması gerektiğinden husumet itirazında bulunduklarını, SGK mevzuatından kaynaklanan davada iş mahkemeleri görevli olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, 15.11.2004 tarihli sözleşmede sigorta primleri ve benzeri ödemelerin davalı tarafından yapılmasına ilişkin düzenlemenin mevcut olmadığını, davacının inşaatın yapımı için 05.11.1997 tarihli sözleşme ile dava dışı … ile anlaştığını, bu şahıs tarafından inşaat tamamlanamadığından davalı ile … arasındaki sözleşme ile, …’ın 05.11.1997 tarihli sözleşmeden kaynaklanan haklarını davalıya devrettiğini, davacı kooperatifin de bu sözleşmeye imza atarak onay verdiğini, 05.11.1997 tarihli sözleşmenin 2 maddesinde her türlü işçilik ücretleri ve sigorta primlerinin davacı kooperatif tarafından karşılanacağının açıkça düzenlendiğini, bu nedenlerle davalıdan talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı kooperatif ile dava dışı arsa sahibi arasındaki sözleşmenin vergiler başlıklı maddesinde sözleşmenin imzalanmasından tesislerin işverene teslimine kadar doğacak her türlü vergi resim, harç ve SGK primlerini yüklenici kooperatifin ödeyeceğinin kesin ve net olarak kararlaştırıldığı, davacı kooperatif ile dava dışı … arasında 05.11.1997 tarihinde imzalanan Turistik Tesis İnşaatı Yapım Sözleşmesinin 3.maddesinde de açıkça işçilerle ilgili sigorta primlerinin ödenmesinden davacı kooperatifin sorumlu olacağının düzenlendiği, davacı kooperatif ve davalı şirket arasında imzalanan sözleşmelerin hiçbirisinde bu konuda açık bir düzenleme bulunmadığı, sözleşmeler arası bağlar ve tarafları bağlayıcılığı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tüm hak ve borçlarıyla davalıya devrine ilişkin bir sözleşme imzalanmadığı, bila tarihli Müteahhitlik Hizmet Bedeli Ödeme Protokolünde ise davacı ile dava dışı … arasında imzalanan 05.11.1997 tarihli Turistik Tesis İnşaatı Yapım Sözleşmesi nedeniyle …’ın hak ve alacaklarını davalı şirkete devrettiği ve davacı kooperatif ile de ibralaştığı, bu protokolü davacı kooperatifin de imzaladığı, bu protokolün davacı kooperatif açısından bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı kooperatif ile davalı şirket arasındaki sözleşmelerin kiracılık ilişkisine ilişkin olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvurusunda; davanın tarafları arasında yapılan sözleşmelerin hatalı olarak sadece kira sözleşmesi olarak değerlendirildiğini, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde davacı ile dava dışı … arasındaki sözleşme hükümlerinin değil, davacı ile davalı şirket arasındaki en son yapılan 15.11.2004 tarihli sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmesine rağmen, hangi gerekçelerle usul ve yasaya uygun olduğunun hükümde belirtilmediğini, davalı şirket tarafından yapılan turistik tesis inşaatının, dava dışı … ile davacı kooperatif arasında yapılan Turistik Tesis İnşaatı Yapım Sözleşmesi hükümlerine göre yapılacağına dair sözleşmenin bulunmadığını, davacı kooperatif ile davalı şirket arasında yapılan 15.11.2004 tarihli sözleşmenin Konu başlıklı bölümünde davalı şirketin, davacı ooperatifin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibine taahhüt ettiği yükümlülükleri üstlendiğini,turistik tesis inşaatı yapılırken çalıştırdığı işçilerin ücretini davalı şirketin ödediğini, dolayısıyla işçilik prim borçlarından da davalı şirketin sorumlu olduğunu, davacı kooperatif ile dava dışı … arasında yapılan turistik tesis inşaatı yapım sözleşmesi hükümleri esas alınacak olursa bu durumda, inşaat maliyetini kooperatif karşılayıp, davalı şirketin inşaat maliyetine göre müteahhitlik payı alması gerektiğini, halbuki davalı şirketin 7 yıl kira ödemeden ve 8 yıl da kira ödeyerek turistik tesisi işlettiğini, davacı kooperatifin inşaat maliyetini işçilik ücretleri ve SGK primleri dahil olmak üzere turistik tesisin 7 yıl davalı şirkete bedelsiz olarak kullandırılması suretiyle ödediğini, davalı şirketin protokol ile 05.11.1997 tarihli turistik tesis inşaatı yapım sözleşmesi şartlarına göre inşaatı yapma hakkını devir almadığını, davalı şirketin inşaatı 15.11.2004 tarihli sözleşme hükümlerine göre yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, 15.11.2004 tarihli sözleşmenin imzalanmasıyla davacı kooperatif ile dava dışı … arasında yapılan 05.11.1997 tarihli turistik tesis inşaatı yapım sözleşmesinin hukuki geçerliliğini kaybettiğini, davalı şirketin çalıştırdığı ve ücretini ödediği işçilerin SGK primlerini davacı kooperatif ödeyecek olsa dahi, ödenecek SGK prim tutarını davacı kooperatifin bilmesi mümkün olmadığından, davacı kooperatife bildirmeyen davalı şirketin, gecikme cezası ve gecikme zammından sorumlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemenin dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye, takdire ve ortaya koyduğu gerekçeye göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki protokol ve sözleşmelerden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299 ncu ve devamı maddeleri ile 470 nci ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.