Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/240 E. 2023/237 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/240
KARAR NO : 2023/237
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1732 E., 2021/977 K.
DAVA TARİHİ : 23.11.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/772 E., 2019/517 K.

Taraflar arasındaki rücuen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Belli edilen günde davalı vekili Avukat … … ile davacı vekili Avukat … ‘in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili; dava dilekçesinde davacı tarafından ihaleye çıkarılan Adıyaman-Şanlıurfa-Elazığ-Diyarbakır (AŞED) Doğal Gaz Boru Hattı Faz III Projesi işini konu alan sözleşmenin davalı şirket ile 30.12.2004 tarihinde imzalandığını, projenin yapım çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte 31.07.2007 tarihinde geçici kabulün, 18.06.2015 tarihinde kesin kabulün yapıldığını, kesin kabul tutanağının 08.09.2015 tarihinde onaylandığını, davalı yüklenici tarafından yapımı üstlenilen AŞED DGBH Faz-III Projesi kapsamında, Diyarbakır ili, Merkez ilçesi, Yaytaş Köyünde bulunan taşınmazlarına zarar verildiği iddiası ile … tarafından müvekkili kuruluş aleyhine Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365 E. ve 2009/808 E. sayılı dosyalarında açılan ve sonrasında aynı Mahkemenin 2012/98 E. sayılı dosyası ile birleştirilen 2014/1236 E. sayılı dosyası ile görülen, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat konulu davalar açıldığını, Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22.01.2013 tarihli, 2014/1236 E. 2015/52 K. sayılı kararı ile müvekkili aleyhine maddi tazminata, vekâlet ücreti, yargılama harç ve giderine hükmedildiğini, hükmedilen tazminat tutarının tahsili için Diyarbakır 7. İcra Müdürlüğünün 2015/2635 E. sayılı dosyası ile; vekalet ücretinin tahsili için ise Diyarbakır 7. İcra Müdürlüğünün 2015/3392 E. sayılı dosyası ile icra takipleri başlatıldığını, söz konusu Mahkeme kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2015/11015 E., 2015/16235 K. sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiğini, müvekkili tarafından icra dosyalarına sunulan teminat mektuplarından 327.750,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 23.11.2015 tarihinde, 14.400,00 TL tutarındaki teminat mektubunun ise 03.12.2015 tarihinde nakde dönüştürüldüğünü, Diyarbakır 7. İcra Müdürlüğünün 2015/2635 E. sayılı dosyasında bulunan bakiye borç tutarı olan 09.12.2015 tarihinde 6.985,00 TL olarak, Diyarbakır 7. İcra Müdürlüğünün 2015/3392 E. sayılı dosyasında bulunan bakiye borç tutarının ise 09.12.2015 tarihinde 461,15 TL olarak, 1.699,70 TL karar harcının 31.05.2016 tarihinde, 11.394,30 TL onama harcının ise 17.12.2015 tarihinde müvekkil kuruluşça ödendiğini, ayrıca, anılan dosya kapsamında Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2011/4825 E. 2011/13383 K. sayılı ilamında hükmedilen vekâlet ücreti nedeniyle de Diyarbakır 3. İcra Dairesi 2017/919 E. sayılı dosyasınamüvekkili Kuruluşça 28.03.2017 tarihinde 1.680,59 TL ödendiğini ödenen tutardan sözleşme ve ekleri kapsamında davalı tarafın sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, toplam 364.370,74 TL’nin, müvekkili kuruluşun kasasından çıktığı tarihlerden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, projenin, sözleşmeye ve sözleşmenin eklerine uygun olarak tamamlandığını, müvekkilinin söz konusu projede sözleşme ve şartnamelerin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirdiğini, 14.03.2008 tarihinde boru hattının davacıya teslim edildiğini, geçici kabulden sonra davacı …’ın, doğalgaz hattını işletmeye aldığını, dava dilekçesinde zikredilen taşınmazlara müvekkili şirket tarafından herhangi bir zarar verilmediğini, iddia edildiği gibi bir zararı meydana getirmediğini, kazılar tamamlandıktan ve borular döşendikten sonra belirtilen güzergâhta hiçbir artık madde bırakılmadığını, Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilk kararında müvekkili aleyhine de hüküm kurulduğunu, ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından kararın, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden bozulduğunu ve mahkemece davacı …’ın sorumluluğuna karar verildiğini, kesinleşen karar gereği davacının müvekkili şirkete rücu hakkı doğmadığını, davacının dava konusu proje ile ilgili olarak tüm kamulaştırma davalarının
sorumluluğunu müvekkili şirkete yüklediğini, bu durumun Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, dava konusu parsellerin yeni malikinin davacı olduğunu, dolayısıyla mülkiyeti davacıya geçmiş olan taşınmazlara ilişkin tazminattan sorumlu olmayan müvekkiline karşı açılan rücu davasının şartları oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı mahkemece, “sözleşmenin eki olan Genel Boru Hattı İnşaatı Şartnamesinin;”Güzergah Temizliği” başlıklı 21. maddesinin 21.1 “Genel” başlıklı alt Maddesinde ”müteahhit, …’ı, arazi sahiplerini veya kiracılarını memnun bırakacak (arzda, çalışma şeridini ve işin her hangi bir aşamasında kendisi tarafından kullanılan herhangi bir alanın temizliğini yaptıracaktır” 21.7 “Hasar Görmüş Mülk” alt maddesinde “Bunlar dahil, ancak bunlarla sınırlı kalmamak üzere, binalar, çitler, arazi etrafından mamalar, röper betonları, yollar, demir yolları, köprüler, menfezler, drenaj hendekleri, teraslar, drenaj olukları, su geçitleri ve inşaat sırasında işgal edilen veya üzerinden geçilen set veya mecralar hasarın meydana gelmesinden önce bulundukları durumun aynısına göre eski durumlarına getirilecektir.”, 21.11 “Çalışma Şeridi Dışında Talepler” alt maddesinde müteahhit’in ekipmanının çalıştırılması, malzemelerin taşınması veya boru hattının yapılmasından ileri gelen bütün çalışma şeridi dışında kalan talepler müteahhit ‘in sorumluluğunda olacaktır” düzenlemesine göre davalı tarafın sözleşmenin uygulanması sırasında üçüncü kişinin kamulaştırılma dışında kalan taşınmazlarına vermiş olduğu zarardan sorumlu olduğu, davacının Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/02/2015 tarihli, 2014/1236 E. ve 2015/52 K. sayılı ilamının icra takibe konulması nedeniyle icra dosyalarına ödemek zorunda kaldığı tutarları ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep edebileceği, davalı tarafın zamanaşımı definin yerinde olmadığı” gerekçesiyle davanın kabulüne, 364.371,74-TL’nin ödeme tarihleri dikkate alınarak 327.750,00-TL’sinin 23/11/2015 tarihinden itibaren, 14.400,00-TL’sinin 03/12/2015 tarihinden itibaren, 7.446,15-TL’sinin 09/12/2015 tarihinden itibaren, 11.394,30-TL’sinin 17/12/2015 tarihinden itibaren, 1.699,70-TL’sinin 31/05/2016 tarihinden itibaren, kalan 1.680,59-TL’sinin 19/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından projenin sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlandığını, bu hususun geçici kabul tutanağı ile sabit olduğunu, davaya konu alanda müvekkilinin hiçbir artık malzeme bırakmadığını, Diyarbakır 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararı ile de müvekkili şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiğini, taraflar arasında düzenlenen yapım işi sözleşmesi kapsamındaki işlerin müvekkilince yerine getirilerek doğalgaz boru hattının 14.03.2008 tarihinde davacıya teslim edildiğini, ayrıca boru hattının işletmede olup gaz satışı yapıldığını, mahkeme kararına konu tazminatta müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davacının müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını, mahkemece kusur incelemesi yapılmadan doğrudan miktar hesaplamasına geçildiğini, kusura ilişkin bilirkişi raporu alınmadığını, taraflar arasında bu projeden kaynaklı davaların dosyaya kazandırılmadığını, rücu talepli bir davada ilk olarak rücu hakkının doğup doğmayacağının değerlendirilmesi, bunun için de kusurun varlığının tespit edilmesi gerektiğini, mahkemece davanın esasını oluşturan bu hususun tamamen göz ardı edildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı”gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, rücuen alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple,

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekilli temsil olunan davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz davalıdan alınmasına,

24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.