Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2405 E. 2023/2590 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2405
KARAR NO : 2023/2590
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/396 E., 2022/57 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.07.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı şirket vekili Avukat … ile davacılar vekili Avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Bakırköy …. Noterliğinin 01.10.2004 tarih ve 37799 nolu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca İstanbul ili, … ilçesi, … Mah. 1080 ada 9 parselde bulunan taşınmaz üzerine yapılacak binadan 1 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin tarafına verileceğinin düzenlendiğini, sözleşme uyarınca ruhsat tarihinden itibaren 18 ay içinde bağımsız bölümlerin teslim edileceğini, ruhsatın 13.12.2004 tarihinde alındığını, bağımsız bölümlerin buna göre 13.06.2006 tarihinde teslim edilmesi gerekirken 01.08.2008 tarihinde teslim edildiğini, Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/293 D. İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit sonucunda eksik ve ayıplı işler giderim bedelinin 76.900,00 TL olarak belirlendiğini, ancak tespit raporunda sözleşme uyarınca konulması gereken jeneratör bedelinin hesaplanmadığını, bu nedenle eksik ve ayıplı işler giderim bedeli olarak 85.000,00 TL, geç teslim nedeniyle kira tazminatı olarak şimdilik 20.000,00 TL ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken kira bedeli olarak şimdilik 40.000,00 TL, iskan masrafı olarak da şimdilik 2.000,00 TL toplam 147.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bağımsız bölümlerin süresinde teslim edildiğini, eksik ve ayıplı iş bulunmadığı gibi süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını, yokluklarında yapılan tespiti kabul etmediklerini, tespit raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, kira yardımının ödendiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2019 tarih ve 2017/235 Esas, 2019/566 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 147.000,00 TL tazminatın 13.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2-Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 30.06.2021 gün ve 2020/1263 Esas, 2021/3148 Karar sayılı kararı ile “Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 477/3. (818 sayılı BK’nın 362/3.) maddesi, ‘Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır’ hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK’nın 474 (818 sayılı BK’nın 359), gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK’nın 477. ( 818 sayılı BK’nın 362.) maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK’nın 475. (818 sayılı BK’nın 360.) maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK’nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. sayılı ve Dairemizin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) Öte yandan, YHGK’nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlığımız bakımından değerlendirdiğimizde; mahkemece yargılama aşamasında iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alındığı, her iki rapora ve tespit raporuna dayanılarak ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; az yukarıda açıklandığı üzere alınan bilirkişi raporlarında belirtilen işlerin hangisinin ayıplı iş, hangisinin eksik iş, ayıplı iş ise hangisinin açık ayıp hangisinin gizli ayıplı iş olduğu konusunda değerlendirme yapılmadığı gibi, ayıplı işin süresinde ihbar edilip edilmediği konusunda da mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. İş bu nedenle mahkemece yapılacak iş; son bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak bedelleri hesaplanan işlerin tek tek değerlendirilerek, bunların ayıplı iş mi, yoksa eksik iş mi, ayıplı işlerin ise gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olduğunun belirlenmesinin istenmesi, inşaatın davacılara fiilen teslim edildiği tarih itibarıyla açık ayıplarla ilgili teslimden sonra yükleniciye TBK’nın 474. (BK’nın 359) maddesinde öngörülen sürede ihbarda bulunulup bulunulmadığı, gizli ayıplarla ilgili olarak da ayıbın ortaya ne zaman çıktığı, çıkmasından sonra yüklenicinin TBK’nın m. 477. (BK’nın 362) maddesine uygun olarak haberdar edilip edilmediği hususları üzerinde durulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davacı tarafın, eserde, eksik ve ayıplı işler olduğunu ileri sürerek bu hususu yükleniciye öncelikle şifahen bildirdiği, sonuç alamayınca hemen akabinde Bakırköy 5 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/293 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığı, tespit talebinin 16 Haziran 2008 tarihinde yapıldığı, başvuru tarihinin, eserin teslim alınmasından evvel gerçekleştirildiği, eseri gören davacıların, eserde eksiklikler olduğunu anladıkları, mahkemece, 24 Haziran 2008 tarihinde eser üzerinde keşif yapıldığı, delil tespiti dosyasında alınan kararda, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın keşfe karar verildiği, buna rağmen tespit kararının karşı tarafa tebliğ edildiği, delil tespiti dosyasındaki kararın karşı tarafa tebliğ edildiğine dair tebligatın dosya içinde mevcut olduğu, bu bakımdan, davalı yüklenicinin delil tespitinin yapılacağı tarihin kendilerine bildirilmediğine dair savunmasının yerinde olmadığı, delil tespiti dosyasındaki raporun, 15 Temmuz 2008 tarihinde düzenlendiği ve raporda 77 bin TL bedel tespit edildiği, bu sebeplerle, bozma ilamında belirtildiği üzere TBK 474. maddesindeki sürelere davacı tarafça riayet edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, eserdeki ayıpların da gene hem delil tespiti raporunda hem de mahkememizce hükme esas alınan asıl ve ek raporlarda tespit edildiği, davalı yüklenicinin, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini tam olarak yerine getirmediğinin açık olduğu, eksik, açık ve gizli ayıplı işlerin ayrı ayrı belirlendiği, netice itibari ile, davacıların iddialarını ispat ettikleri, davalı yüklenicinin savunmalarının ise hukuka uygun düşmediği gerekçesiyle “Davanın kabulü ile, 147.000,00 TL tazminatın, 13/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; inşaatın süresi içerisinde tamamlandığını, tam ve eksiksiz bir şekilde davacılara teslim edildiğini, bu nedenle davalının herhangi bir sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, teslim tarihinin davacılar tarafından ispat edilemediğini ve ihbarın ne şekilde ve süresinde yapılıp yapılmadığının da mahkemece değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmeksizin ek raporun hükme esas alındığını, bilirkişi raporuna göre sözleşme tarihinden teslim tarihine kadar olan kira bedeli ve iş bitim tarihinden teslim tarihine kadar olan kira kaybı bedelinin ayrı ayrı hesaplandığını, bu şekilde davacılar yararına mükerrer kira bedeli hesaplandığının açık olduğunu, açık ayıplar bakımından teslimden itibaren bir aylık ayıp ihbar külfetinin yerine getirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup, eksik ve ayıplı işler bedeli ile kira tazmitanın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri, 1086 sayılı HUMK’un 427 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verildiği, davacı tarafça ileri sürülen temyiz nedenlerinin daha önceki bozma kapsamı dışında kaldığı ve kesinleştiği anlaşılmakla mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi karanının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uymakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.