Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2407 E. 2023/3753 K. 08.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2407
KARAR NO : 2023/3753
KARAR TARİHİ : 08.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/244 E., 2022/45 K.
DAVA TARİHİ : 17.12.2012
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dışı arsa sahipleri ile davacı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, akabinde davacı ile davalı gerçek kişiler arasında ortaklık sözleşmesi düzenlendiğini, buna göre inşaatın ortak olarak yapıldığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin diğer davalı şirkete devredildiğini, ortaklıktan kaynaklanan haklarının verilmediğini ileri sürerek, davacıya isabet edecek bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini, mümkün değilse değerlerinin tahsilini ya da yaptığı masrafların tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2014 tarihli 2012/401 Esas, 2014/421 Karar sayılı kararıyla; davacının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini davalı şirkete devrettiği, ortaklık sözleşmesi yapıldığında davacının kaba inşaatın ne kadarını yaptığının tespitinin mümkün bulunmadığı, devir sözleşmesinde, ortaklık sözleşmesinden bahsedilmediği, böylece davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2014 tarihli 2012/401 Esas 2014/421 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi 24.05.2016 tarihli 2015/5109 Esas, 2016/3148 Karar sayılı ilamında; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile, yüklenicinin gerek adi ortaklık sözleşmesine gerek devir sözleşmesine dayanarak terditli olarak nihai talebinde yaptığını ileri sürdüğü 653.011,00 TL masrafın davalılardan tahsilini istediği, mahkemece öncelikle davacı ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine taraf olan yüklenici tarafından davalı Terzioğlu İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye yapılan devir bedelinin veya bedelsiz olup olmadığının araştırılarak şirketin sorumluluğunun tayini, diğer davalıların ise 01.01.2009 günlü adi ortaklık sözleşmesi şartları dahilinde bu sözleşmede yazılı işlerin ve yapıldığı kanıtlandığı takdirde bu tarihten sonra yapılan işler de nazara alınarak talep hakkında tarafların ibraz edeceği deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli 2018/189 Esas 2019/223 Karar sayılı kararı ile toplam yapılan harcamanın 1.555.014,00 TL olarak hesap edildiği, kaba inşaat sonrası yapılan bu harcamaların tamamının davalılar tarafından yapıldığı hususunda ihtilaf olmadığı, bu harcamaların sözleşmenin 6. maddesi kapsamında değerlendirildiğinde; her 300.000,00 TL lik harcamada davacının hissesindeki bir villanın davalılara devri gerekeceği, 1.555.014,00 TL harcamada 5 villanın davalılara devredilmesi gerektiği, davacının hissesinde 3. madde bağlamındaki borcun ödenmemesi sonrası yapılması gereken devir nedeniyle 5 villa kalması ve yukarıda yapılan hesaplamalar neticesinde bu 5 villanın da 01/01/2009 tarihli sözleşmenin 6. maddesi gereği davalılara devri gerektiği birlikte değerlendirildiğinde davacının davalılardan alacağı kalmadığına kanaat getirilerek açılan davanın reddine karar verilmiştir.

4. İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli 2018/189 Esas 2019/223 Karar sayılı kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

5. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 21.01.2021 tarihli 2020/1255 Esas, 2021/133 Karar sayılı kararı ile mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, mahkemece 01.01.2009 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin hükümleri değerlendirilerek davacının hakettiği bir bedel bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, oysa davacı yüklenici ile davalı gerçek kişiler arasında imzalanan 01.01.2009 tarihli ortaklık sözleşmesinin 2. maddesinde davacı …’ın 01.01.2009 tarihine kadar arsanın harita işlerini, projelerini, kısmen taş duvar işlerini, kaba inşaatın yarısını, noterden kat karşılığı inşaat anlaşmasını, elektrik ve suyun bağlatılmasını, hafriyat işlerini, bazı taş duvar işlerini yaptığı, 24 evin pis su ve temiz su tesisat malzemelerini ve inşaat ruhsatlarını aldığı açıkça ve tek tek sayılmak suretiyle belirtildiği, bozma ilamına uyularak yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi kurulunun 25.03.2019 günlü asıl raporunun 6. ve 7. sayfasında da bu işlerin kaba inşaatın oran olarak ne kadarına denk geldiği belirlenmiş ve hesaplama da yapılmış olduğu, mahkemece bozma ilamının içeriği, 01.01.2009 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin 2. maddesinde tek tek belirtilen davacının yaptığı işler ve bozmadan sonra alınan bilirkişi heyetinin asıl ve ek raporu gözardı edilerek sadece adi ortaklık sözleşmesinin 6. maddesi dikkate alınarak yanlış ve yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, bozma gerekçesi çerçevesinde yapılan değerlendirmede; davacının terditli olarak nihai talebinde yaptığını ileri sürdüğü 653.011,00 TL’nin tahsilini talep ettiği belirtilerek adi ortaklık sözleşmesi ve sonrasında yaptığını kanıtladığı işler varsa bedeli konusunda ibraz edilen deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği, 25/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda; 450 ada, 3 ve 1 no.lu parsellerde 01/01/2009 tarihine kadar davacının yaptığı işler bedelinin, yine 01/01/2009 tarihi itibari ile toplam 455.938,00 TL olarak hesaplandığı, hüküm kurmaya elverişli kabul edilen bilirkişi raporunda belirlenin 455.938,00 TL yönünden davacının davasını ispat ettiği değerlendirilerek, davacının tapu iptali ve tescil ve payına düşen villaların değerinin tahsiline ilişkin taleplerinin reddine, terditli talebi olan masraf ve harcama bedelinin iadesine ilişkin talep yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 455.938,00 TL alacağın dava tarihi olan 21/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve Terzioğlu İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacıya ödenen 150.000,00 TL’nin tespit edilen bedelden mahsup edilmesi gerektiğini,

2.Davacı tarafından sözleşme tüm hak, alacak ve yükümlülükleri ile birlikte davalı şirkete devredildiğinden konusuz kaldığını, ortaklık ilişkisinin hukuken ve de fiilen sona erdiğini, tasfiye edildiğini, inşaatın davalı şirket tarafından yapıldığını, davacının işbu bu sözleşmeye dayalı olarak bir hak ve alacak talebinde bulunmasının bu nedenle mümkün olmadığını,

3.Davacının da dava dilekçesi ile inşaatın davalı şirket tarafından tamamlandığını, davacının yüklenici sıfatı ile inşaattan herhangi bir alacağı kalmadığını, ortaklıktan ayrılması nedeniyle sözleşmenin sona erdiğini kabul ettiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve adi ortaklık sözleşmesi uyarınca tapu iptal ve tescil mümkün değilse taşınmaz bedellerinin tazmini, mümkün değilse yapılan imalat bedelinin tazmini istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355-370

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 427.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılara yükletilmesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,

08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.