Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2468 E. 2023/2563 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2468
KARAR NO : 2023/2563
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıf.)
SAYISI : 2019/172 E., 2022/107 K.
HÜKÜM : Red

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı … Resort’un 14/09/2009 tarihinde bahçe bakım hizmeti yapılması konusunda 1 yıllık sözleşme imzalandığını, davalı şirket ile aralarında bahçe bakım hizmetine dair sözleşme gereğince faturaya dayalı alacağın ödenmediğini, icra takibi yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, haksız itirazın iptaliyle, takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı şirket ile aralarında parça başı usulü bahçe bakımı hizmeti aldıklarını, ücretlerini ödediklerini, davacının fazladan fatura düzenlendiğini bu nedenle faturayı iade ettiklerini, icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19/03/2015 tarihli ve 2011/887 Esas, 2015/273 Karar sayılı kararıyla; davanın reddi kararı verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay(Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi 10.10.2018 tarih 2018/1381 Esas ve 2018/4612 karar sayılı ilamında “Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır . Mahkemece sözleşme tarihleri ile fatura tarihleri arasındaki uyumsuzluk nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de TTK’nın 20. maddesi gereği gereği taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmasa dahi davacı, davalıya hizmet verdiğini ispat ettiği takdirde bu hizmetin karşılığı ücreti talep edebilir. Bu durumda mahkemece, davacının hizmet verdiğine ilişkin iddiası üzerinde etraflıca durularak iddiasını ispat olanağı tanınarak sözleşmeye bağlı kalmaksızın bedelinin tespit edilmesi ve hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. ” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin bozma ilamı içeriğine göre; davacı şirketin davalı şirkete hizmet verip vermediğinin tespit edilmesi gerekmekte olup, mahkemece bu doğrultuda davacı şirkete iddiasını ispat olanağı tanındığı, HMK 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, bu düzenlemeye göre ispat yükü somut olayda davacıda olduğu, davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki olduğunu, bahçe bakımı yapılması konusunda davalı ile 14.09.2009 tarihinde 1 yıllık sözleşme imzaladıklarını, davacının sözleşme bittikten sonra da işe devam ederek 14.05.2011 tarihine kadar davalıya bahçe bakım hizmeti verdiğini, alacağının ödenmediğinden bahisle takip başlattığını iddia ederek, delil olarak ticari defter, sözleşme, tanık ve bilirkişi deliline dayandığı, taraflar tacir olup HMK 222/2. maddesinde, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yaptırılmış, defter kayıtlarının birbirini doğrulaması koşulu ile tarafların ticari defterlerinin ticari davalarda delil olabileceği, 3. ve 4. fıkrasında; diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların aykırı olmaması koşulu ile sahibi lehine delil olacağı, açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı düzenlendiği, davacının 13.04.2011 25.304,76-TL tutarlı, 13.04.2011 tarihli, 17.713,93-TL tutarlı, 18.05.2011 tarihli 9.043,99-TL tutarlı, 18.05.2011 tarihli 14.884,26-TL tutarlı faturalarının davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşıldığı, yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca; faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması davalı tarafa tebliğ edildiğine karine oluşturduğu, ancak somut uyuşmazlıkta, yalnızca davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinin ise kapanış onayları yapılmadığından usulüne uygun şekilde tutulmadığı anlaşıldığı, taraflar tacir olduğundan HMK 222. Maddesi gereğince somut uyuşmazlıkta olduğu gibi açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtların sahibi aleyhine delil olduğu, davacının hizmeti verdiğine dair tek delilinin tanık beyanları olduğu görüldüğü, davacı tarafından, bozma öncesi dinlenen tanıklar haricinde 2. Kez tanık listesi verildiği ve bozma öncesi dinlenen tanıklar haricinde tanık dinletilmek istenildiğinin görüldüğü, her ne kadar Mahkememizce 2. Kez ibraz edilen tanıkların beyanları alınmış ise de; HMK’da belirtilen usul hükümleri gereğince 2. Kez tanık listesi verilmesi mümkün olmadığından, dinlenilen bu tanıkların beyanları Mahkemece hükme esas alınmamış olup, bozma öncesi tanık beyanlarında da ticari şirket olan ve basiretli bir tacir olarak hareket etmesi kendisinden beklenen davacının tereddütsüz şekilde 14.09.2009 tarihinde imzalanan 1yıllık sözleşmeden sonra, davacının sözleşme bittikten sonra işe devam edip etmediği, Nisan ve Mayıs 2011 tarihlerinde davalıya hizmet verilip verilmediği hususunun açık olarak tespit edilmediği, tarafların ticaret şirketi oldukları göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık seviyede bir ispatın yeterli olamayacağı kanaatine varılmakla, davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmişir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozma öncesi dinlenen tanık beyanlarında işin mart ayından sonra da devam ettiğinin belirli olduğu, bozma sonrası dinlenen tanık beyanlarının da esas alınması gerektiği bu beyanlara göre iddiasını ispatlamış olduğunu ve davanı kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri,

2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; davacının iddiasının tanık beyanlarıyla ispat edilemeyeceği, davacı tarafından takibe konu faturaya ilişkin işi yaptığına dair başkaca da bir delille de ispat olgusunun gerçekleşmediği anlaşıldığından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraflar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/07/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.