Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2484 E. 2023/2568 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2484
KARAR NO : 2023/2568
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1775 E., 2022/302 K.
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraflar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmişse de miktardan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 05/03/2010 tarihinde yemek ve kantin hizmetleri sağlanması konusunda 3 yıllık sözleşme imzalandığını ancak davalı tarafından 13/05/2011 tarihinde otomotiv sektörünü etkileyen olumsuz koşullar gerekçe gösterilerek sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, sektörde oluşan krizin öngörülebilir nitelikte olduğunu, böyle bir krizin varlığı mevcut olsa dahi bunun sözleşmenin feshi için haklılık oluşturmayacağını, davalının yapmış olduğu fesih nedeniyle müvekkilinin kâr kaybına uğradığını, aniden ortaya çıkan iş kaybı nedeniyle bünyesinde çalıştırdığı bir kısım işçileri işten çıkarmak ve bunların kıdem tazminatlarını ödemek zorunda kaldığını, böylece müvekkilinin zarara uğradığını belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle; sözleşmenin feshi sebebiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak müvekkilinin yoksun kaldığı kâr kaybı için şimdilik 50.000,00-TL., fesih nedeniyle aniden işlerin küçülmesi sonucu bir kısım işçilerin işten çıkarılması nedeniyle bunlara ödenmek zorunda kalınan kıdem tazminatı bedeli 54.542,66-TL.’nin toplamı 104.542,66-TL.’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 2008 yılında başlayan ekonomik krizden en çok etkilenen sektörlerden biri olan otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede; sözleşmenin herhangi bir nedenle süresinden önce feshedilmesi halinde tarafların birbirlerinden karşılıklı olarak tazminat talep etmeyeceklerini kararlaştırmış olduklarını, davacının süresinden önce sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinden tazminat talep etmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu ve zarar adı altında ödediğini iddia ettiği kıdem tazminatları ile kâr mahrumiyetini müvekkili firmadan talep edemeyeceğini belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın sözleşmeyi süresinden önce sona erdirmesi için mutlaka haklı bir nedene dayanmasının ve bunu ispat etmesinin gerekli olduğu, oysa somut olayda davalının sözleşmeyi fesih gerekçesi olarak “otomotiv sektöründeki mali zorlukları” göstermiş olmasının sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi için haklı ve hukuka uygun bir gerekçe oluşturmayacağı, bu nedenle davalı tarafça sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği, öte yandan taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde tarafların birbirinden herhangi bir tazminat talep etmeyeceklerine dair hüküm mevcut ise de; henüz doğmamış bir haktan önceden feragat edilemeyeceğinden ve tasarruf ehliyetinin sınırlanması anlamına gelen bu yöndeki bir sözleşme hükmü açıkça Türk Medeni Kanunu’nun 23. maddesine aykırı olduğundan bu yöndeki sözleşme hükmünün geçersiz olduğu, buna göre davacı şirketin 818 sayılı BK.’nun 96. maddesi çerçevesinde sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklanan zararlarının davalıdan tazminini talep edebileceği, davacı şirket tarafından kıdem tazminatı ödemelerine ilişkin olarak fiş dökümleri ile kıdem tazminatı dökümlerinin dosyaya sunulduğu, konusunda uzman bilirkişi heyetince tespit edildiği üzere davacı şirketin sözleşmenin davalı tarafça erken feshi sonucunda iş kaybına uğradığı, aynı şartlarda başka bir iş bulması için geçmesi gereken makul sürenin ise 7 (yedi) ay olduğu, davacının bunun dışında kalan taleplerinin ise haklı ve yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kar kaybı açısından yedi aylık sürenin dikkate alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerce hazırlanan raporda İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/318 Esas sayılı kararda geçen yedi aylık sürenin nazara alınarak bu doğrultuda karar verildiğini, bilirkişilerin dosyadaki raporları gözetmeksizin sadece başka bir dosyada verilen süreyi baz alarak hesapladıklarını ve mahkemece buna göre karar verildiğini, karara çıkan 2014/318 Esas sayılı dosyanın aynı şekilde ancak başka bir hukuki meseleyi ilgilendirdiğini, iş bu dosyada yapılan ciro arasında en az 4 kat fark bulunduğunu, 23/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda makul sürenin 12 ay olarak hesaplandığını, İstanbul 5. ATM nin 2014/318 sayılı dosyasındaki yedi aylık sürenin bundan böyle bütün ticari ilişkiler için emsal olacağı inancıyla hareket edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, böyle bir uygulama halinde diğer ihtilaflarda bilirkişi incelemesine dahi gerek kalmayacağını, 23/10/2015 tarihli raporda kalan yirmi aylık süre için kar kaybı talep edilebileceği yönünde görüş belirtildiğini, zira sözleşmelerin feshedilmek için değil imzalandığı süre içinde ayakta kalması için yapıldığını iddia ederek kararın kaldırılmasını ve talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davacı şirketin işten çıkardığı çalışanlara ödediği kıdem tazminatlarının müvekkili şirket tarafından tazmin edilmesine hükmedildiğini, davacının kıdem tazminatı ödediği işçilere başka işyerlerinde çalıştırabileceği gibi sözleşmenin sona ermesini takiben yeni iş bulmak içinde çabaya girmesi gerektiğini, davacının çaba göstermek yerine derhal işçileri işten çıkararak kıdem tazminatı yükünü müvekkili firmaya yüklemeye çalıştığını, en fazla yapılan son sözleşme süresine tekabül eden kıdem sürelerine ilişkin kıdem tazminatlarının hüküm altına alınması gerektiğini, kar kaybı alacağı talebini ise sözleşmenin 6.2. 1. Hükmü uyarınca dayanağının bulunmadığını, haklı olduğunu kabulü halinde ise kar kaybı alacak miktarı yönünden kararın haksız olduğunu, öncelikle kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini, aksi halde ise bir aylık kar kaybı talebinin 5.422,22 TL olarak kabulü ile 7 aylık kar kaybının belirlenmesini, bundan hakkaniyet indirimi yapılmasını ayrıcı davacı tarafın işçilerine ödediği kıdem tazminatlarının da son sözleşme dönemine tekabül eden kısmından sorumlu tutularak hüküm kurulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında ” taraflar arasında yemek hizmetine dair ticari ilişkinin uzun yıllara dayandığı tartışmasızdır. Taraf şirketlerle birlikte davalı şirketin grup şirketleriyle de davacının aynı sözleşmeleri imzalamış olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisine ibraz edilen, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/318 Esas, 2015/259 Karar ve 20/04/2015 tarihli ilamı kesinleşmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 204.maddenin 1.fıkrasında ilamların ve düzenleme şeklindeki noter senetlerinin sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılacağına yer verilmiştir. Şu halde, grup şirketler tarafından sözleşmenin aynı tarihte haksız feshi neticesinde açılan ve kesinleşen davada, davacı şirketin yedi aylık süre içerisinde yeniden aynı mahiyette bir sözleşme ile faaliyette bulunabileceği tespit edilmiştir. Bu kapsamda, mahkeme ilamının kesinleşmiş olduğu ve HMK’nın 204/1.fıkrasının emredici düzenlemesi ile bağlayıcı niteliği sübuta ermiştir. Diğer taraftan, mülga BK 98 ve 114.maddesinin ikinci fıkrası gereğince, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı düzenlemesi dikkate alındığında aynı yasanın 44.maddesi gereğince davacı tarafın zararın artmasına sebep olacak şekilde eylemde bulunması kabul edilemeyeceğinden yani somut olayda yeniden işe başlamasının gecikmesi kabul edilemeyeceğinden, davacının aksine iddia etmiş olduğu üzere 12 aylık süre için kar kaybının varlığından bu anlamda söz konusu edilemeyecektir. Yedi aylık sürenin kar kaybı nedeniyle makul bir süre olduğu ve bu anlamda da mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu sonucuna varılarak, davacı ve davalı vekilinin istinaf nedenlerinin isabetli olmadığı” gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ve davalı vekili istinaf dilekçelerinde belirttiği itirazlarını temyiz dilekçelerinde de yinelemişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinin tek taraflı feshinden kaynaklanan mahrum kalınan kar ve işçilere ödenen ücret alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı tarafın haksız olarak taraflar arasındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, mahkemece hükme esas alınan raporun denetime elverişli hükme esas alınmaya uygun düzenlenmiş olduğu anlaşıldığından taraflar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temyiz Peşin harcın istek halinde davalıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04/07/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.