Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/2541 E. 2023/3816 K. 14.11.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 20:37


YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2541
KARAR NO : 2023/3816
KARAR TARİHİ : 14.11.2023




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/761 E., 2021/127 K.
DAVA TARİHİ : 06.04.2015
HÜKÜM/KARAR : Birl. 2015/194 E. Davanın Kabulüne, diğer davaların reddine


Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen sözleşmenin iptali, alacak ve tazminat davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtaly(Kapatılan) 15.Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Birleşen 2005/276, 2008/374, 2010/250, 2010/332 Esas sayılı davaların reddine, Birleşen 2015/194 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraflar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1-BİRLEŞEN ANKARA 22. AHM 2005/276 ESAS SAYILI DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili arsa sahibinin davalı yüklenici ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşmeye ek olarak bir sözleşme daha imzalandığını ancak müvekkilinin esaslı hataya düşürülerek sözleşmenin okutulmadan imzalandığını belirterek ek sözleşmenin iptalini ve 10 numaralı bağımsız bölüm için sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı talep etmiştir.

CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; irade fesadının söz konusu olmadığını, ek sözleşmenin yapılması sırasında arsa sahibinin vekili ile birlikte haraket ettiğini, gerekli vekaletnameleri ve bir dairenin de satış yetkisini verdiğini, 55.800,00 TL'lik çek tahsil ettiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.


2-BİRLEŞEN ANKARA 16.AHM 2008/374 ESAS SAYILI DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle;2 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin sözleşme gereği yükleniciye ait olduğunu ancak yüklenici edimini yerine getirmediği için tapularının yükleniciye verilmediğini ve dairelerin kendi mülkiyetinde bulunduğunu, bu daireler için apartman katılım paylarını ödemek zorunda kaldığını belirterek ödediği bu bedellerin tazminini talep etmiştir.

CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu 2 dairenin kendileri tarafından kullanılmadığını, hak etmiş oldukları halde satış yetkisinin verilmediğini, bu dairelerin aidat vs. giderlerini ödeme yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3-BİRLEŞEN ANKARA 2.AHM 2010/250 ESAS SAYILI DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yüklenicinin yapmış olduğu binanın kaçak olduğunu ve yıkım kararı çıktığını, kaçak olan bina için ödediği verginin tazminini talep ve dava etmiştir.

CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davaya konu 2 dairenin kendileri tarafından kullanılmadığını, bu hususun sözleşmenin 7/c-9/a ile 10 ve 11. maddelerine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin taleplerle ilgili sorumluluğu bulunmadığını, 2 ve 10 numaralı dairelerinde aidat ile sair giderlerini yönetime ödemek zorunda bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4-BİRLEŞEN ANKARA 25.AHM 2010/332 ESAS SAYILI DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sözleşme gereği davalı yükleniciye düşen 2 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için ödemiş olduğu apartman giderlerini talep ve dava etmiştir.

CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davaya konu 2 dairenin kendileri tarafından kullanılmadığını, bu hususun sözleşmenin 7/c-9/a ile 10 ve 11. maddelerine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin taleplerle ilgili sorumluluğu bulunmadığını, 2 ve 10 numaralı dairelerinde aidat ile sair giderlerini yönetime ödemek zorunda bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

5-BİRLEŞEN ANKARA 21.AHM 2015/194 ESAS SAYILI DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki sözleşmeye göre dairelerin kararlaştırılan teslim tarihinde teslim edilmediğinden geç teslimden kaynaklanan kira alacağının tazminini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından birleşen işbu dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16/10/2012 tarihli ve 2005/319 Esas, 2012/445 Karar sayılı kararıyla; asıl dava olan yüklenicinin arsa sahibine karşı açmış olduğu daha sonradan tefrik edilen dosyadaki 2 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin tapu iptal ve tesciline, cezai şart talebinin kabulüne, birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 16/10/2012 tarihli ve 2005/319 Esas, 2012/445 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraflar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay(Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi 07/06/2013 tarih ve 2013/446 Esas, 2013/3916 Karar sayılı ilamında; "Asıl dava, yüklenicinin hakettiğini ileri sürdüğü bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile onun adına tescili ile cezai şart istemine; birleşen davalar ise yüklenici ve arsa sahibinin alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir. Ek sözleşme ile inşaatın teslimi için 05.07.2005 tarihi taraflarca kabul edilmiş ve yüklenici 03.06.2005 tarihinde yapı kullanma izni almış ise de daha sonra bu yapı kullanma izin belgesi yerine yaptırılan tadilat projesine istinaden 01.07.2009 tarihinde yeniden iskan izni düzenlenmiştir. Ne var ki, dosya kapsamından, arsa sahibi tarafından Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin 2011/1337 Esas sayılı dosyasında, alınan ikinci yapı kullanma izin belgesinin dayanağı olan tadilat projesinin ve bu projeye göre yapılan işlemlerin iptali için dava açmış olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dava dosyasındaki istemlerin önemli bir kısmının, idare mahkemesinde açılan, o davada verilecek kararın sonucuna göre değerlendirileceği de açıktır. Bu itibarla idari yargıdaki dava sonucunun beklenerek ve gerekirse uzman bilirkişi görüşüne de müracaat edilmek suretiyle değerlendirme yapılıp sonucuna uygun hüküm kurulması gereklidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, 09/06/2016 tarih 2014/287 Esas, 2016/267 Karar sayılı kararıyla; asıl dava olan yüklenicinin arsa sahibine karşı açmış olduğu daha sonradan tefrik edilen dosyadaki 2 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin tapu iptal ve tesciline, cezai şart talebinin kabulüne, birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 09/06/2016 tarih 2014/287 Esas, 2016/267 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı arsa sahibi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay(Kapatılan)15.Hukuk Dairesi 02.05.2019 tarih ve 2019/526 Esas, 2019/2017 Karar sayılı ilamında; "Taraflar arasında imzalanan 21.03.2005 tarihli ek sözleşme ile inşaatın teslimi için 05.07.2005 tarihi taraflarca kabul edilmiş ve anılan ek sözleşmenin 7. maddesinde yükleniciye verilecek bir dairenin (kalan son daire) satış yetkisinin iskân ruhsatı alımından sonra verileceği kararlaştırılmıştır. Yüklenici tarafından açılan asıl davada, iskân ruhsatının 03.06.2005 tarihinde alındığı belirtilmiş ise de, davalı arsa sahibinin savunması, dosya kapsamındaki deliller, Çankaya Belediye Başkanlığı'nın 31.01.2006 tarih ve 2484 sayılı ve 37313 sayılı cevabi yazılarından, 03.06.2005 tarihli yapı kullanma izin belgesinin sözleşme, tastikli proje ve yapı ruhsatına aykırılıklar bulunması nedeniyle verilmemesi gerekirken sehven verildiği, belediye başkanlığının yukarıda anılan cevabi yazılarında bu durumun (İskân ruhsatının sehven verildiğinin) belediyece de kabul edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Asıl dava açıldıktan sonra yüklenici tarafından 14.10.2007 tarihinde sözleşme, proje ve yapı ruhsatına aykırılıkların giderilmesi için tadilat projesi yaptırılmış, mahkemenin 31.01.2009 tarihli "celse arası kararı" ile "tadilat projesinin ruhsata bağlanması ve yapı kullanma izin belgesine işlenmesine" ilişkin olarak yüklenicinin yetkilendirilmesi sonucu 01.07.2009 tarihinde yeni yapı kullanma izin belgesi alınmıştır. Nitekim bu yapı kullanma izin belgesinin arka sayfasında yer alan "Diğer hususlar" kısmında not olarak, "binaya daha önce 03.06.2005 tarihinde 12 adet bağımsız bölüme yapı kullanma izin belgesi (iskân) verildiği, tadilat projesine istinaden m2 artışından dolayı bu yapı kullanma izin belgesinin yeniden düzenlendiği" açıklaması yer almıştır. Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde yüklenicinin özellikli borcu, sözleşmede yapımı kararlaştırılan binayı, sözleşmeye, fenne ve amacına uygun meydana getirmektir. Somut olayda yüklenicinin bu borcunu ancak 01.07.2009 tarihinde yerine getirdiği ve bu tarih itibariyle de yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ek sözleşmenin 7.maddesinde düzenlenen son bağımsız bölümle ilgili yüklenicinin aşamalı devir ve satış talep yetkisinin davadan sonra gerçekleştiği açık olup, asıl dava tarihi itibariyle yapı kullanma izin belgesi alınmamış olduğundan, davalı arsa sahibi iskân koşuluna bağlı son daire yönünden davaya karşı çıkmakta haklıdır. O halde, iskân alma koşulunun davadan sonra gerçekleştirilmiş olması sebebiyle son bağımsız bölümle ilgili yüklenicinin tapu iptâli ve tescil isteminin kabulüne, ancak davalı arsa sahibi davaya karşı çıkmakta haklı olduğundan(asıl dava tarihi itibariyle davacının son bağımsız bölüm açısından dava açması haksız olduğundan) ek sözleşmenin 7.maddesi ile kararlaştırılan iskân koşuluna bağlı daire yönünden dava dilekçesinde talep edilen günlük 1.000 dolardan 11.000 dolar cezai şart isteminin reddine ve bu bağımsız bölüm yönünden davalının harç ücreti vekâlet ve yargılama gideri ile sorumlu tutulmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Arsa sahibinin açtığı birleşen 2015/194 Esas sayılı dava ile ilgili olarak; Dava dilekçesinde, davacı arsa sahibi ek sözleşmenin 3. maddesinde tarafların daireleri teslim tarihini 05.07.2005 olarak belirlediklerini, davalı yüklenicinin belirtilen tarihte inşaatı tamamlayamadığını ve süresinde teslim edemediğini belirterek sözleşmede belirlenen "cezai kira tazminatı"nın tahsilini istemiştir. Dava dilekçesinde cezai kira tazminatı olarak talepte bulunulmuş ise de, arsa sahibinin bu talebi cezai şart olmayıp, sözleşme ve ek sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 106/II. maddesinde ifade edilen gecikme tazminatıdır.
Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi eser sözleşmesinin bir türüdür. Eser sözleşmesi ile taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklenmektedir. Yüklenicinin borcu inşaat yapımı, arsa sahibinin borcu da yapılan iş karşılığı olarak taşınmaz malda pay mülkiyetinin devri borcudur. Borçlu sözleşmeden doğan edimini zamanında yerine getirmez ise alacaklı 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 106/II. (6098 sayılı TBK'nın 125/2) maddesinde kendisine tanınan seçimlik hakkını kullanarak gecikme tazminatını da talep edebilir. İfanın gecikmesinde borçlu kusursuzluğunu kanıtlayamadığı sürece bundan doğan zarardan sorumludur. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin sözleşmeden doğan hakkı, inşaatın zamanında bitirilip teslim edilmesini isteme hakkıdır. Yüklenicinin edimini zamanında ifa edememesi nedeniyle arsa sahibinin gecikmeden kaynaklanan kira tazminatını talep hakkı ise kanundan doğan bir haktır. Yüklenicinin edimini zamanında ifa etmemesi nedeniyle talep edilebilecek olan kira tazminatı teslimde gecikilen her ay için ödenecek bir miktar paradır. Kira tazminat miktarı sözleşme yapılırken kararlaştırılabilir. Bu şart geçerlidir.
Somut olayda, ek sözleşmenin 3. maddesinde uzatılan teslim tarihine kadar iskân raporu alınmış şekilde teslimin gerçekleşmemesi halinde, yüklenici tarafından arsa sahibine her bir daire için 800,00 TL gecikme tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu durumda ek sözleşmede kararlaştırılan 05.07.2005 tarihinde yapı kullanma izin belgesi alma koşulu gerçekleşmediğinden, arsa sahibinin kendisine bırakılan bağımsız bölümleri tutanakla teslim aldığı 11.10.2005 tarihine kadar bırakılan bağımsız bölümler için birleşen davada ek sözleşmenin 3. maddesi uyarınca isteyebileceği gecikme tazminatının hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, yanlış değerlendirme ile birleşen 2015/194 Esas sayılı davanın da tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; asıl davanın tefriki ile, Birleşen 2005/276, 2008/374, 2010/250, 2010/332 Esas sayılı davaların reddine, Birleşen 2015/194 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddedilen birleşen davaların kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen 2005/276 Esas sayılı davada eksik hesaplanan vekalet ücreti bakımından kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ek sözleşmenin iptale, alacak ve tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 428 nci maddesi, 438 nci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrası

2. Değerlendirme
1. HMK’nın 166/1. maddesinde, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar.

HMK’nın 166/4 maddesinde davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.

Somut olayda, birleşen davalarda arsa sahibi davacı olarak yer almış, davalı ise yüklenici olmuştur. Arsa sahibinin açtığı davaların hepsi kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan taleplere ilişkin olup, yine aynı kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklı olarak yüklenicinin arsa sahibine karşı açmış olduğu asıl ve birleşen 2006/28 Esas sayılı davalar tefrik edilerek ayrıca görülmüş ve karar verilmiştir. Bu davaların temyizi neticesinde yapılan incelemede Dairemiz 31.05.2023 tarih 2022/1794 Esas 2023/2159 Karar sayılı ilamı ile, davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Bozma ilamından önce birlikte görülerek hüküm kurulmuş bulunan yüklenici tarafından arsa sahibine karşı açılan asıl ve birleşen 2006/28 Esas sayılı davada yüklenicinin kendisine düşen bağımsız bölümlerin tapu iptal tescili, ceza-i şart alacağı ve arsa sahibinin haksız olarak tahsil ettiği bedel alacağı talep ve dava edilmiştir.

Yukarıda bahsedilen, tefrik edilen dosyalar ile iş bu dosyalar arasında davaların konusu ve tarafları bakımından maddi ve hukuki bağlantı bulunduğu, sözkonusu davalarda aynı sözleşmeden kaynaklanan taleplerde bulunulduğu, davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davaların birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi ve gerekse birbirleriyle çelişkili kararlar çıkmasının önlenmesi bakımından fayda bulunmaktadır.

O halde, mahkemece, eldeki davalar ile tefrik edilen yüklenici tarafından açılmış asıl ve birleşen 2006/28 Esas sayılı davalarının birlikte görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu itibarla mahkemece davaların Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi bozma ilamından sonra tefrik edilmesinde isabet yoktur. Dosyaların birleştirilerek görülmesi için kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 1.bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

2. no.lu bentte bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.