Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/303 E. 2023/481 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/303
KARAR NO : 2023/481
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/978 E., 2021/1101 K.
DAVA TARİHİ : 18.01.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/93 E., 2021/573 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında agrega ve konkase malzeme temin işleri sözleşmesi akdedildiğini, dava dışı adi ortaklıkla yapılan sözleşmenin yüklenicisinin davalı şirket olduğunu, alt yüklenicisinin de müvekkili şirket olduğunu, yapılan sözleşmeye dayalı olarak müvekkili şirketin çalışmalara başladığını, yaptığı imalatlara ilişkin faturaları davalıya teslim ettiğini, ancak davalı tarafça fatura bedelinin müvekkiline ödenmemesi sebebiyle Gebze 3.İcra Müdürlüğünün 2016/1292 Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını, takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 09.02.2015 tarihli sözleşme yapıldığını, davacı firmanın bu sözleşme ile yüklendiği edimleri tam olarak ifa etmediğini, müvekkili firmanın davacı firmanın ifa etmiş olduğu edimlerine karşı ödemeleri yaptığını, bu nedenle müvekkilinin gerek sözleşme gerekse icra dosyasına borcu bulunmadığını, davacı tarafın alacağını iddia ettiği halde müvekkiline 868.500,00.-TL para gönderdiğini beyanla, davanın reddini, takipten önce temerrüt oluşmadığından davacının işlemiş faiz talebinin reddini, davacı firma aleyhine asıl alacak ve işlemiş faizin %20’si kadar kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı şirket yetkilisinin duruşmada alınan beyanında, tartışma konusu 868.500,00.-TL paranın davacı şirket hesaplarına geçtiğini beyan ettiği, davacı şirketin 868.500,00.-TL tutarlı bu parayı tahsil ettiği, davacının bakiye 898.077,23.-TL alacağı kaldığı, bu miktar için davasını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun Gebze 3.İcra Müdürlüğünün 2016/1292 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 898.077,23.-TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan, takip konusu edilen ve hüküm altına alınan 898.077,23.-TL asıl alacağın % 20’si olan 179.615,45.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davacının, tahsil ettiği para için de takip yaptığı ve bu nedenle kötüniyetli olduğu değerlendirildiğinden, davanın reddedilen asıl alacak miktarı nazara alınarak 873.307,07.-TL alacağın %20’si olan 174.661,41.-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemenin iki önemli usuli hata yaptığını, yargılama neticesinde davalı tarafa yemin teklifinde bulunması için süre verdiğini, davalı vekiline bu hususta ihtarat tebligatla yapılmış ve davalı tarafça her hangi bir şekilde yemin teklifinde bulunulmadığını, yemin teklifinde bulunmamanın sonucunda mahkemenin davanın tümü hakkında kabul kararı vermesi gerekirken, son celsede müvekkil şirket yetkilisini hiçbir isticvap daveti yapılmamış, isticvap edileceği hususlar hakkında kendisine hiçbir bilgi verilmemiş olduğu halde, duruşma sırasında aniden davacı şirket yetkilisine bir kısım sorular yöneltilmiş olduğu ve davacı şirket yetkilisinin aniden karşılaştığı ve kendisini hiçbir şekilde daha önce bilgi verilmeyen sorulara verdiği cevaplar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, söz konusu şirket yetkilisinin beyanları incelendiğinde çok açık bir şekilde ödemeleri karıştığı, hangi sorunun ne amaçla sorulduğunun anlaşılmadığı ve aslında kastettiği şeyin tam anlamıyla anlatamadığını, beyanların içeriği dışında mahkemenin bu şekilde bir usul geliştirmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, öncelikle kararın kaldırılmasını, davalı lehine icra inkar tazminatına da hükmedildiği, oysa ki mahkemenin istinaf mahkemesince kaldırılan 2017 /41 Esas 2029 /250 Karar Sayılı 11.03.2019 tarihli kararında kısmen kabul kısmen ret kararı vermiş olduğu ancak davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmidiğini, bu karara ilişkin olarak davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamış olduğundan kararın bu yönü açısından müvekkil açısından usuli müktesep hak doğduğunu, mahkemece davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız ve usule aykırı olduğunu, ayrıca icra inkar tazminatına borçlu lehine hükmedilebilmesi için alacaklının kötü niyetli olması gerektiğini, oysaki; müvekkili şirketin iyiniyetli olduğu gerekçesiyle, ayrıca resen tespit edilecek sebeplerle kararın kısmen redde ilişkin kısmının istinaf kanun yolu ile kaldırılarak davanın tüm talepler açısından davanın kabulüne, bu yönde bir karar verilmeyecek ise davalı lehine hükmedilen icra inkar tazminatının kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece davacı şirketin yetkili temsilcisinin 1.7.2021 tarihli celsede hazır olması nedeniyle dairenin kaldırma kararında belirtilen 868.500,00 TL’nin davacı şirket hesabına geçirilip geçirilmediği yönünde beyanı alınmış, davacı temsilcisi de vekilinin de hazır olduğu oturumda uyuşmazlık konusu hususta beyanda bulunmuş, beyanı mahkemece zapta geçirilip imzalatılmış olduğunu, davacı temsilcisi duruşmada hazır olduğundan ayrıca kendisine isticvap davetiyesi çıkarılması da gerekmediğini, mahkemece davacı temsilcisinin isticvap edilmiş olduğu, şirket temsilcisinin beyanında çekişmeli vaka olan 868.500,00 TL’nin davacı şirket hesabına geçtiğini beyan ettiğinden mahkemece bu bedel düşülerek bakiye bedel yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığını, öte yandan; mahkemece ilk kararda davacı aleyhine reddedilen 964.011,65 TL üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olduğu, şimdiki kararda ise reddedilen asıl alacak miktarı olan 873.307,07 TL üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedildiğini, davacı tarafça tahsil edildiği bilinen alacağın takibe konu edilmesi nedeniyle mahkemece davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu gibi ikinci kararda hükmedilen tazminat miktarının da ilk karardaki miktarın altında olduğundan davacı yararına kazanılmış haktan sözedilemeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ve takibin devamı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470-486. ncı maddeleri ve diğer ilgili hükümleri, diğer ilgili mevzuat.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davacı temsilcisi, vekilinin de hazır olduğu oturumda uyuşmazlık konusu 868.500,00 TL’nin davacı şirket hesabına geçirilip geçirilmediği hususunda beyanda bulunmuş, beyanı mahkemece zapta geçirilip imzalatılmıştır. Davacı temsilcisi duruşmada hazır olduğundan ayrıca kendisine isticvap davetiyesi çıkarılması gerekmemektedir. Şirket temsilcisi beyanında çekişmeli vaka olan 868.500,00 TL’nin davacı şirket hesabına geçtiğini beyan ettiğinden mahkemece bu bedel düşülerek bakiye bedel yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

3.Davacı tarafça tahsil edildiği bilinen alacağın takibe konu edilmesi nedeniyle mahkemece davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu, davacı yönünden kazanılmış hak oluşmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi yerinde olmuştur.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.