Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/349 E. 2023/113 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/349
KARAR NO : 2023/113
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/324 E., 2021/526 K.
BİRLEŞEN 2013/113 ESAS SAYILI DAVADA
DAVA TARİHİ : 22.11.2012- Birleşen Dava 14.03.2013
HÜKÜM/KARAR : Red

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl ve birleşen davada dava dışı yüklenici borçlunun kefilleri vekili dava dilekçeleri ile; davalı idare ile dava dışı yüklenici arasında imzalanan “Kandıra 500 Kişilik Öğrenci Yurdu İkmal İnşaatı” konulu sözleşme uyarınca müvekkilinin … Bank … Şubesine ait 22/09/2006 tarihli 230.000,00-TL bedelli teminat mektubuna kefil olduğunu, banka tarafından kredi sözleşmesi hükümlerinin feshi üzerine tanzim olunan mektuptan kaynaklanan 230.670,80-TL’nin kendilerinden talep edildiğini ve borcun yarı kısmının kefil … tarafından, bakiye 115.000,00-TL’nin ise kefil … tarafından ödendiğini, sözleşme konusu inşaata ilişkin 06/04/2009 tarihinde kabul işlemlerinin tamamlanmasına rağmen 4735 Sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca teminat iadesi yapılmayarak hazineye irat kaydedildiğini, müvekkilinin yüklenicinin iflas etmesi durumu ile kefil sıfatı ile ödediği parayı tahsil edemez duruma geldiğini, bu nedenle şimdilik 10.000,00-TL’nin sözleşme konusu işin kesin kabulünün yapıldığı 04/12/2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile rücuen tahsilini talep etmişlerdir.

II. CEVAP
Davalı vekili her iki davaya ilişkin cevap dilekçesinde; teminat mektubunun iadesi için gerekli koşullar yerine getirilmediğinden süresi dolan teminat mektubunun nakde çevrilerek emanet hesabına alındığı, yüklenici sorumluluğunda bulunan aykırı imalatların tespit edildiğini tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için yapılan ihale bedelinin 154.690,09-TL tutarının emanet hesaptaki tutardan mahsup edildiğini, Kandıra Yurt Müdürlüğünün müvekkiline başvurarak yüklenicinin SGK’ya olan borcu sebebi ile yapı kullanma izni alamadıklarını beyan etmesi üzerine emanet hesapta bulunan bakiye 77.467,31-TL’nin SGK’ya ödendiğini, yapılan işlemlerin sözleşme ve kanunlara istinaden yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.01.2016 tarihli ve 2014/828 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararı ile ıslahla arttırılan miktar da dikkate alınarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2019/3460 Esas, 2019/5220 Karar sayılı kararıyla kefilin alacaklıya ödemede bulunduğu taktirde mevcut olan rücu haklarını alacaklının halefi olarak kullanabileceğinden, kredi sözleşmesinin borçlusu olan dava dışı yüklenici ile kefalet limiti sınırları dahilinde diğer kefillere karşı kullanabileceği, borçlunun kredi sözleşmesine dayalı dava dışı bankaya borcunu ödeyen kefilin, borçlunun haklarına halefiyeti söz konusu olmadığından dava dışı borçlu ile davalı iş sahibi arasında imzalanan ve tarafı olmadığı sözleşmeye dayanarak davalı iş sahibinden rücuen alacak isteminde bulunması mümkün olmayacağı, bu durumda davacıların taraf sıfatı (aktif husumet) bulunmadığından asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında belirtildiği üzere kefilin haiz olduğu rücu haklarını alacaklının halefi olarak kullanabileceği, somut olayda davacıların dava dışı borçlu ile davalı iş sahibi arasında imzalanan ve tarafı olmadıkları sözleşmeye dayanarak iş sahibinden alacak isteminde bulunmaları mümkün olmadığından, davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; kefilin ödeme yapması ile beraber 818 sayılı Borçlar Kanunu gereğince, ödeme yaptığı bedel tutarında alacaklının haklarına halef olduğunu, bilirkişi raporunda da bu şekilde görüş bildirildiğini, davalının yargılama aşamasında husumet itirazında bulunmadığını, davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı bankaya yapılan ödemenin iş sahibinden rücuen tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 496. Maddesi, 6098 sayılı TBK’nın 596. maddesi, 6100 sayılı HMK 115/1 Maddesi.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.“Kesin Bozma” denetim mahkemelerinin yargılama hukukuna kazandırdığı bir kavramdır. Bu kavram, ilk derece mahkemelerinin davanın kabulüne ilişkin hükmünün reddedilmesini yahut davanın reddine ilişkin hükmünün kabul edilmesini öngören bozmaları içermektedir.

Somut olaya gelince, Yargıtay tarafından, kefilin ödemede bulunduğu takdirde borçlunun haklarına halefiyeti söz konusu olmadığından, dava dışı borçlu ile davalı iş sahibi arasında imzalanan ve tarafı olmadığı sözleşmeye dayanarak davalı iş sahibinden rücuen alacak isteminde bulunulması mümkün olmadığı, davacıların aktif husumeti bulunmadığı yönünde bozma yapılmıştır.

3.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden yükletilmesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.