Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/397 E. 2023/245 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/397
KARAR NO : 2023/245
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

HÜKÜM/KARAR : Kararının Kaldırılmasına ve Yeniden Esas Hakkında Karar Verilmesine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I-DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlunun müvekkili kooperatifin ortağı bulunduğunu, borçlunun müvekkilinden ilaç ve itriyat ürünlerini temin ettiğini, karşılığında senet verdiğini senet bedellerinin ödenmemesi üzerine takip yaptıklarını, borçlunun SGK nezdinde bulunan hak ve alacaklarına haciz konulduğunu, SGK’dan gelen 130.550,38 TL alacak ile ilgili sıra cetveli düzenlendiğini, davalı alacağına birinci sırada yer verilerek tüm paranın davalıya ödendiğini, davalı alacağının dayanağının 340.000,00 TL bedelli kambiyo senedi olduğunu, davalının tacir olmadığını, kambiyo senedinin her zaman düzenlenebileceğini, senedin tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, davalı alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalının alacağının sırasına ve esasına yönelik itirazlarının kabulü ile davalıya ayrılan miktarın yargılama giderleri dahil olmak üzere öncelikle müvekkilinin alacağının karşılanmasını talep etmiştir.

II-CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava dışı borçlunun arkadaşı olduğunu, kendisinin devlet memuru olarak emekli olduğunu, hiç ticaret yapmadığını, borçlunun maddi olarak zor durumda bulunması nedeniyle dava dışı borçlu için kredi çektiğini ve kredi kartlarını kullandırdığını, öğretmen olan eşinin bütün emeklilik ikramiyesi ve düğün takıları ile dava dışı borçlunun banka borçlarını kapattığını, Borçlunun eczacı olarak emeklilik hakkı kazandıktan sonra eczane açarak borçlarını ödeyebilmesi için eczanesinin açılış sürecinde de krediler çekerek dava dışı borçluya gönderdiğini bütün bu alacaklarına karşılık borçlunun kendisine bir senet verdiğini, buna ilişkin banka dekontları ve yazışmaları dosyaya sunduğunu, Türk Lirasından altı sıfır atılmadan önce verilen senedi değiştirerek yeni bir senet verildiğini bu yeni senedin takibe konulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanıkların tümünün, davalı ile dava dışı borçlu arasında uzun yıllara sari komşuluk ve arkadaşlık ilişkisinin yanısıra alacak-borç ilişkisi olduğunu ittifakla beyan ettikleri, beyanların birbirini doğruladığı ve davalı tarafça sunulan belgeler davalı ile dava dışı borçlunun geçmişten süre gelen arkadaşlıklarından kaynaklı borç-alacak ilişkisinin bulunduğunu doğruladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV- İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının takibine konu ettiği bononun keşide tarihinin, dava dışı borçlu tarafından müvekkili lehine keşide ettiği bononun tarihine çok yakın olduğunu; alacaklarının doğum tarihi bakımından müvekkili kooperatifin defterlerinin incelenmesi yönündeki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, davalı ile borçlunun yakın arkadaş olduğu muvafakatleri olmamasına rağmen tanık dinlendiğini ve yakın akraba olan tanıkların beyanlarının hükme esas alınmasının doğru olmadığını, tanık anlatımlarının gerçeği yansıtmadığını ve çelişkili olduğunu, davalının alacağının varlığını göstermeye yeterli delil sunmadığını, mahkemece de bu yönde bir araştırma yapmadığını, alacağın tahsili için çok uzun süre beklemenin makul olmadığını, paradan altı sıfır atılmasının 2005 yılında gerçekleştiğini, bu nedenle uzun süre sonra yeni senet düzenlendiğine ilişkin savunmanın kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararı ile davalı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyit eden usulüne uygun delillerle ispatlanması gerektiği, bu davada açık muvafakat bulunmadıkça tanık da dinlenemeyeceği, davalının, dava dışı borçluya 2000 yılından bu yana defalarca borç verdiği, başkalarına olan borçlarını kapatmak için sürekli biçimde katkıda bulunduğu, onun kullanması için krediler çektiğini; açacağı eczanenin tefrişatını üstlendiğini belirttiği ve bununla ilişkilendirdiği belgeler sunduğu, belgelerin incelenmesinde bunların tamamına yakınının bizzat davalının el yazısıyla düzenlendiği, borçlunun bunlarda gösterilen borçlara yönelik bir borçlanma ya da ödeme iradesinin bulunmadığı öte yandan bu belgeler tek yanlı olarak her zaman düzenlenebileceği, bir kimsenin satış tarihi itibariyle yaklaşık on dokuz yıl boyunca birine borç vermesi ve bunu tahsil etmeden yeni borçlar vermesi hayat tecrübelerine uygun olmadığı, taraflar arasında verildiği ve daha sonra paradan altı sıfır atılması nedeniyle yenilendiği söylenen bonoların da, Türk Lirasında sözü edilen değişikliğin 2005 yılında olması ve yeni bononun bundan on üç yıl sonra düzenlenmesi yönündeki iddianın da makul olmadığı, bu nedenle istinaf sebeplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulü ile 27.03.2019 tarihli sıra cetvelinde davalıya isabet ettirilen tutarın, yargılama giderleri de dahil olmak üzere, öncelikle davacının alacaklı olduğu dosyasına ödenmesine, artan tutar kalması halinde bu kısmın davalıya bırakılmasına karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davanın süresinde açılmadığı, davalı ile dava dışı borçlunun çocukluk arkadaşı oldukları, davalı devlet memuru olup devlet memurlarının kredi alabilme ve kredi kartı sahibi olabilme kolaylığı ve aralarındaki arkadaşlık ve iyi niyetiyle 2000 yılından bu yana dava dışı borçluya borç verdiği, başkalarına olan borçlarını kapatmak için sürekli biçimde katkıda bulunduğu, onun kullanması için krediler çektiğini; açacağı eczanenin tefrişatını üstlendiğini aralarındaki dostluk nedeniyle haciz koymayı hiç düşünmediği aralarında gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunduğu, buna ilişkin banka kayıtları, karşılıklı mutabakata varılarak o günlerde tutulan notlar ve borçlunun kendi el yazısı ile tutulmuş notların da sunulduğu, Türk Parasından 6 sıfır atılmadan önce verilmiş olan senet güncel değerinin çok üstüne çıktığından icraya konulmuş senet ile değiştirildiği, muvazaanın olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulmasını ve Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi istemiyle temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

C. GEREKÇE
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, İİK’nın 141. ve 142. maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.