Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/403 E. 2023/157 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/403
KARAR NO : 2023/157
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/523 E., 2021/518 K.
DAVA TARİHİ : 29.05.2013
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

I. DAVA
A-Asıl davada davacı taşeron vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalılardan yüklenici … arasında imzalanan 04.10.2010 tarihli sözleşme ile davalının yapımını üstlendiği inşaatta 22 adet dairenin ters tavan, pvc kapı-pencere imalatı ve montajı ile 66 adet menfezinin takılması işini üstlendiğini, iş bedelinin 170.000,00 TL olduğunu; bu bedelin 140.000,00 TL’si için … isimli apartmanın 4. kat Doğu cephesindeki bağımsız bölümün verileceğini, bakiye 30.000,00 TL’nin ise iş bitiminde nakit olarak ödeneceğini, işin eksiksiz olarak yapılıp teslim edilmesine rağmen davalı arsa sahibi …’ın tapuda ferağı gerçekleştirmediğini, diğer davalı yüklenicinin ise 30.000,00 TL’yi ödemediğini belirterek 140.000,00 TL karşılığı olarak mezkur dairenin davalı arsa sahibi adına olan tapusunun iptali ile adına tesciline ve 30.000,00 TL’nin ise davalı yüklenciden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B-Birleşen davada davacı taşeron vekili dava dilekçesinde özetle; davalı arsa sahiplerinden asıl davada talep edilen dairenin tapu iptal ve tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

A-Asıl davada davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işi tam olarak bitirmediğini, eksik işlerin bir kısmını başka firmalara yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı arsa sahibi … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taşeron ile aralarında akdi ilişki olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
B-Birleşen davada diğer davalı arsa sahipleri vekili de davacı ile aralarında akdi ilişki olmadığından davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 2014/444 Esas – 2015/412 Karar ve 09.09.2015 tarihli kararı ile asıl ve birleşen davalarda davalı arsa sahipleri ile davacı taşeron arasında akdi ilişki olmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, asıl davada davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında akdi ilişki olduğu, bilirkişi raporu ile davacı alacağının 149.000,00 TL hesaplandığı, ancak davacının davalı yükleniciden 30.000,00 TL’nin tahsilini talep ettiği gerekçesiyle asıl davada 30.000,00 TL’nin davalı yüklenici …’den tahsiline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve birleşen dava davalıları …, … Bay, … vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Nedenleri

1-Davacı taşeron vekili, davalı arsa sahipleri bakımından husumetten red kararının doğru olmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
2-Davalılar …, … Bay, … vekilleri ise kararı; birleşen davada maktu değil, nispi vekalet ücreti verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar temyiz etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2017/1904 Esas – 2017/3879 Karar ve 09.11.2017 günlü kararı ile birleşen davada … ve … Kızı …’ın davaya dahil edilip taraf teşkili tam sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarını incelememiştir.

V- İLK DERECE MAHKEMESİNİN 2. KARARI

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda 2018/35 Esas – 2019/352 Karar ve 15.05.2019 tarihli kararı ile ilk karardaki gerekçelerle aynı hükmü kurmuştur.

VI- TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı taşeron vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Hukukçu bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediği, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığı, davalı arsa sahiplerinin yapılan işten bizzat faydalandıklarından husumetten davanın reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar temyiz edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç :

(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2019/3467 Esas – 2020/1663 Karar ve 18.06.2020 günlü kararı ile ilk bozmada belirtilen taraf teşkilinin doğru sağlanamadığı, bu nedenle aynı gerekçeyle kararın bozulmasına karar vermiştir.

VII- İLK DERECE MAHKEMESİNİN 3. KARARI

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 2020/523 Esas – 2021/518 Karar ve 14.07.2021 tarihli kararı ile ilk karardaki gerekçelerle aynı hüküm kurmuştur.

VIII- TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı taşeron vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Arsa sahibi mirasçılarının sebepsiz zenginleştiğini, tapu iptal tescil mümkün olmazsa bedele hükmedilmesinin hakkaniyetli olacağını, ek bilirkişi raporuna itirazları olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Türk Borçlar Kanunu’nun 1 ve 470 inci maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ve 266 ncı maddeleri,

3. Değerlendirme
1.İlk derece mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 1086 sayılı Kanun’un 437 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2.Davacı taşeron ile davalı arsa sahipleri arasında genel olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesi, özel olarak da aynı Kanunun 470. maddesi uyarınca kurulmuş bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunmadığından mahkemece, davalı arsa sahipleri bakımından davanın husumet yokluğundan reddi kararı yerindedir. Davacı taşeron, davalı arsa sahiplerinin sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle iş bedelinden sorumlu olmaları gerektiğini iddia etmiş ise de davalı yüklenici ile davalı arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme uyarınca, yüklenici inşaatı yapacak, arsa sahipleri de yapılacak bu inşaat karşılığında yükleniciye bağımsız bölüm devrini gerçekleştireceklerdir. Davalı yüklenici, söz konusu inşaatı bizzat yapabileceği gibi, kendi yönetimi altında başka bir kişiye de yaptırabilir. Somut olayda da, davalı yüklenici, arsa sahipleri ile yapmış olduğu sözleşmedeki bir kısım işlerin davacı tarafında yapılması konusunda davacıyla taşeronluk sözleşmesi imzalamıştır. Arsa sahiplerinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edim borçları yükleniciye karşı devam ettiğinden, yüklenicinin, başka kişilerle yaptığı sözleşmeler uyarınca yapılan işler karşılığında sebepsiz zenginleştikleri düşünülemez. Sebepsiz zenginleşmede bulunması gereken malvarlığındaki azalmaya karşılık, davalı arsa sahiplerini malvarlığında haksız bir artış meydana gelmediğinden davacı taşeronun bu temyiz itirazı yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesi uyarınca hakim, tarafların taraf sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasını veya başka bir şeye karar veremez. Davacı taşeron, gerek asıl gerekse de birleşen davasında, iş bedeli karşılığında tapu iptali tescil talebinde bulunduğundan mahkemece bu talep harici başka şeye karar verilemeyeceğinden davacı taşeronun bu temyiz itirazı da yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.
Davacı taşeron, 13.02.2015 tarihli duruşmada hesaplamaya itiraz etmediğini, ancak hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapora itirazlarının giderilmediği gerekçesiyle de kararı temyiz etmiş ise de; 6100 sayılı HMK’nın 266/1. maddesi uyarınca; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği, ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyi çözümlemesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı düzenlenmiş olup, ayrıca aynı Kanun’un 33. maddesinde de; bir davada hukuki nitelendirmeyi yapma görevi hakime verildiğinden mahkemece yeniden hukukçu bilirkişiye başvurulmadan davanın sonuçlandırılması doğru olduğundan davacı taşeronun bu temyiz itirazı da yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 1086 sayılı Kanun’un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.